Yoleri Gezgin Derviş-Modern Seyyah’ın yolu, iç gezi kapsamında bu kez Nilüfer Moru, Yeşil Bursa’ya düştü. Daha önceki yıllarda, TRT Belgesel Kanal için Bursa’ya gelmiştim ve bu cennet şehirde; “Bursa Su Medeniyeti” belgeseli çekmiştim. Ayrıca 3. Uluslararası Su Forumu kapsamında b,r sunum için ve Bursa Kitap Fuarı kapsamında imza günleri ve edebiyat sohbetleri için geldiğim bu bereketli şehirdeki izlenimlerim hep olumu geçmiştir…
Gittiğim 99 ülke ve arşınladığım tüm Anadolu coğrafyasında yaptığım gezileri, siz değerki okurların merak ve keşfetme arsunuza yönelik çalışmalarımla, yeni yerleri ve kültürleri keşfetmenin ve paylaşmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum, yeniden…
Şimdi ise, Nilüfer Belediyesi’nin sağladığı Misi Yazıevi’ndeki kültürel çalışmalar ve de yeni kitap dosyalarımı tamamlamak, yazdığım-çalıştığım basın-yayın organlarında kenti tanıtmak için buradayım. Bu bağlamda, Bursa Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkan Yardımcısı Nazan Akdoğan’a, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Nurgül Işık’a teşekkür ederim. Ayrıca rehber arkadaşım Bahar Acararıcın ile Nilüfer Belediyesi Kütüphaneler ve Yazıevleri yetkilisi Fatma Pekin’e ve destek sağlayan tüm Nilüfer Belediyesi emekçilerine çok teşekkür ederim.
İki hafta süreli konuk olduğum Misi Yazıevi ve aynı hizmeti veren Gölyazı Yazıevi ise, yerel yönetimlerin yazar ve kültür insanlarına sağladığı böylesi anlamlı uygulaması ve olanakları, öteki yerel yönetimlere de örnek olması dileğimle, dostlukla…
Bu ve benzeri bir uygulamayı daha önce Küba’nın başkenti Havana’da görmüştüm. 1999, 2010, 2016’da ve özellikle, Küba’nın efsane Başkanı Kumandan Fidel Castro elinden; 12 Aralık 1996’da “Latin Amerika Edebiyat Ödülü“ almak için gittiğim Küba gezim sırasında, Küba Yazarlar ve Sanatçılar Birliği (UNEAC)’ın “Sanatçı Konukevi”nde kalmıştım. Ve orada yaptığım çalışmalar ardından; “Küba Uzak Değil”, “Özgürlüğün Adı Küba”, “Türk Fideller-Fidel’in Atatürk Tutkusu” ve “Küba Gezi Rehberi” adlı kitaplarım yayınlandı.
Gelin birlikte, Bursa merkez ve özellikle Nilüfer ilçesinin alternatif turizm potansiyelini ve kültürel zenginliklerini yeniden gezelim, görelim, keşfedelim ve belgeleyelim… Bu güzel kenti, dünyaya tanıtalım…
Bursa’nın Tarihi Dokusu
Bursa Merkezde tarihe tanıklık etmek için, yapacağınız hızlı gezi turu olarak; Ahmet Hamdi Tanpınar’ın İzinde Bursa’da zaman; “TANPINAR ROTASI” içinde şu mekanları görebilirsiniz: 1- Hüdavendigar Camisi 2- Muradiye Külliyesi, 3- Osman Gazi ve Orhan Gazi Türbeleri, 4- Orhan Gazi Camisi, 5- Yeşil Külliye, 6- Emir Sultan Külliyesi, 7- Nilüfer Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde bulunan Şiir Kütüphanesini mutlaka gezip görmelisiniz…
İsterseniz bir başka rotayı-Tasavvuf İzinde Rotasını önerebilirim: 1-Aydede Türbesi, 2-Üftade Tekkesi, 3-Üç Kuzular, 4-Yediler Türbesi, 5-Hızır Dede Türbesi, 6-Molla Fenari Cami ve Türbesi, 7-Somuncu Baba Fırını ve Camisi, 8-Şeyh Konevi Camisi, 9-İvaz Paşa Türbesi, 10-Mevlevihane, 11-Kalenderhane, 12-Pınarbaşı Camisi, 13- Zindankapı ve Kalesi görülmeye değer…
Öte yandan; Bursa’nın Nilüfer İlçesi Misi Köyünde bulunan Bursa UNESCO Derneği-SOKÜM Müzesi, 1998’den bu yana çalışıyor. Derneğin bulunduğu Misi Köyü, pek çok etkinliklere ve kültürel çalışmalara da ev sahipliği yapıyor. Misi Yazıevi, Sanat Evi, Edebiyat Müzesi, Çocuk Kütüphanesi, Fotoğraf Evi, İpek Evi yanısıra; Misi Çayı çevresinde bulunan cafe, lokanta, kahvaltı yerleri ve mesire alanlarıyla konuklarına hizmet ediyor. Şimdi nostalji olarak anılan ve bir zamanlar ipek böcekçiliği ve şarap üretimiyle ünlü Misi Köyü halkı, emlak zengini olarak anılıyor. Buralarda çalışan Bursa Büyükşehir ve Nilüfer Belediyesi’nin ilgili-bilgili ve güler yüzlü konuksever elamanlarının rehberliğindeki gezilerim oldukça verimli geçti. Onlara ne kadar çok teşekkür etsem azdır… Misi’den şehir merkezine gün boyu giden-gelen minibüsler bulunmaktadır.
Eski adıyla Misi, günümüzde ise Gümüştepe olarak anılan bu mahalle, Bursa ili Nilüfer ilçesi sınırları içinde yer almaktadır. Bölgenin tarihi oldukça eski. MÖ: 18.yy’a kadar uzandığı ve Trakya’dan göç eden kavimler tarafından kurulduğu bilinmektedir. Misi’nin hayat kaynağı olan Nilüfer Çayı’nın antik tarihteki adı: “Silvardos” yani Gümüş Çayı’dır. Anadolu’ya gelen ticaret kervanları bu çay üzerindeki köprüler ile kente geçiş yaparlardı. Bölgenin tarihsel süreçteki önemli geçim kaynakları: İpekçilik, bağcılık, şarap, zeytin, zeytinyağı, şeftali, kestane ve bunlara bağlı ürünlerdir. Buradaki yerleşim 1316 yılında, Bursa’dan önce Osmanlı topraklarına katılmıştır… Bir tarım, tekstil, kültür, sanat ve turizm kenti olan Bursa, ağır sanayi fabrikalarının da bulunduğu yoğun bir ağır ve organize sanayi bölgemizdir… Bu nedenle doğal yaşam ve çevre kirliliği de görülmektedir…
Bursa, Türkiye'nin nüfus bakımından dördüncü büyük ili olan Bursa ilinin merkezidir. Şehir merkezinin rakımı ortalama 155 metredir. Tarih boyunca Bithynia, Roma ve Bizans gibi medeniyetlere ev sahipliği yapan kent; Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk başkenti olmasıyla tarihsel bir öneme sahiptir. Türkiye'nin en önemli sanayi kentlerinden biri olan Bursa, 2024 verilerine göre ülkede en fazla ihracat gerçekleştiren 4. il konumundadır. 14. yüzyıldan itibaren ipek ve dokuma sanayisinin merkezi olan şehir; 1970'lerden itibaren kurulan fabrikalarla Türkiye'nin otomotiv üretim üssü haline gelmiştir. Günümüzde Fiat, Renault ve yerli otomobil Togg gibi üreticilerin tesisleri Bursa'da bulunmaktadır.
Zengin tarihi dokusu sebebiyle 2014 yılında, "Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğu'nun Doğuşu" adıyla; Hanlar Bölgesi, Sultan külliyeleri ve Cumalıkızık köyü, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edilmiştir. Türkiye'nin ilk kayak merkezi olan Uludağ, termal kaplıcalar, İskender kebap ve kestane şekeri; şehrin bilinen diğer simgeleridir. Şehrin futbol takımı Bursaspor, 2009-2010 sezonunda Süper Lig Şampiyonu olmuştur.
Bursa adının kökeni: Antik Çağ'daki adı Prusa olan şehrin isminin, kurucusu Bithynia Kralı I. Prusias'tan geldiği kabul edilir.
Bursa Kültürü
2000'de UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınan Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğu'nun Doğuşu, 2014'te ise Dünya Mirası olarak tescil edildi. Türkiye'nin ilk tekstil müzesi Bursa’dadır. Uluslararası Bursa Festivali 1962 yılından beri, Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı'nın (BKSTV) koordinasyonunda düzenleniyor. Bursa Bölge Senfoni Orkestrası'nın temeli 1997'de atıldı. Bursa Botanik Parkı, 1998'de hizmete açılmıştır. Bursa Hayvanat Bahçesi, aynı yıl hizmete açılan Avrupa standartlarındaki hayvanat bahçesidir.
Bursa’da Sanat
Karagöz Gölge oyunu, tarihte Bursa'nın Türk kültür yaşamına kazandırdığı en önemli etkinliklerden birisidir. Cumhuriyet tarihinin ilk modern sinema-tiyatro-konser salonları arasında yer alan Tayyare Kültür Merkezi, mimar Arif Hikmet Koyunoğlu'nun projesi doğrultusunda Tayyare Cemiyeti (Türk Hava Kurumu) tarafından yaptırılmış ve 1932 yılında Bursa'da hizmete açılmıştır. Bursa Devlet Tiyatrosu 1957 yılında, Bursa Devlet Türk Sanat Müziği Korosu 1991 yılında kurulmuştur. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlıdır.
Halk Oyunları
Kılıçkalkan, yörenin ünlü halkoyunudur. Bunun yanı sıra, Uludağ yöresi Türkmen oyunları olan Güvende, Sekme, Çiftetelli, Düz Oyun ve Büyük Oyun ilgi çeken oyunlar arasındadır.
Bursa Mutfağı
Bursa Kebabı (İskender Kebap), Kestane Şekeri, Tirilye Zeytini, Gemlik Sofralık Zeytini, Kemal Paşa Tatlısı, Süt helvası, İnegöl Köfte, Ciğer Sarma, Mihaliç (mağlıç) peyniri, Pideli Köfte, Cevizli Lokum, Kaymaklı Ekmek Kadayıfı, Cantık, Tahinli pide, Muradiye Çorbası yemelisiniz…
Turizm
Uludağ, Gölyazı, Mudanya, İznik, Cumalıkızık, Karacabey Longoz Ormanları, Tümbüldek Kaplıcaları, Tirilye, Çarşılı Köprü Irgandı, Uluabat Gölü, Somuncu Baba Türbesi, Ulu Cami, Emir Sultan Camii Yeşil Türbe Tarihi Çınar, Ağlayan Çınar, Bursa Kalesi, Oylat, Keramet Su Kaplıcası, Suuçtu Şelalesi görülmeye değer…
Bursa Nilüfer’de Görmeniz Gereken Yerler
Bursa’nın merkez ilçesi olan Nilüfer'de mutlaka görmeniz gereken doğal güzellikler, tarihi ve turistik yerlerden bazıları…
Gölyazı
Ana karadan kopup gitmek üzereymiş gibi görünen ve karaya yalnızca bir köprü ile bağlı olan Gölyazı, Uluabat Gölü’nün ortasında bulunan bir yarımadadır. Mükemmel yerleşkesi ve doğal güzellikleri ile dikkat çeken Gölyazı’nın içerisinde Ağlayan Çınar ve Aziz Panteleimon Kilisesi gibi tarihi açıdan önemli pek çok yerde bulunmaktadır. Nilüfer ilçesinden Gölyazı’ya gitmek için özel aracınızı kullanabilir veya ilçe merkezindeki toplu taşıma araçlarını tercih edebilirsiniz.
Eşsiz bir manzaraya sahip olan ve bulunduğu Uluabat Gölü’nün güzelliklerini yansıtan Gölyazı, son zamanlarda popülerliğinin artması ile birlikte pek çok dizi ve film setini de ağırlamıştır. İlçe içerisinde yer alan tarihi Rum evleri de Gölyazı’nın tarihi yapısına önemli bir katkıda bulunmaktadır.
Hem günübirlik ziyaretlerinizde hem de uzun soluklu Nilüfer tatilinizde mutlaka gitmeniz gereken yerlerden biri olan Gölyazı, ziyaretçiler tarafından sıklıkla ziyaret edilmektedir. Hem görsel açıdan ilginç olan hem de tarihi ve doğal yapısı ile ziyaretçilerin ilgi odağı olan Gölyazı, Nilüfer ilçesinde en çok sevilen yerlerden biridir. Nilüfer Otelleri sayfamızı inceleyerek beldenin görülmesi gereken turistik noktalarını yerinde keşfedebileceğiniz tatili planlayabilirsiniz.
Misi Köyü
Sadece Nilüfer’in değil, Bursa’nın en eski yerleşim yerlerinden biri olarak dikkat çeken Misi Köyü, ilçeyi ziyaret ettiğinizde mutlaka görmeniz gereken yerlerdendir. Bölgeye A20 ve B20 hatları ile birlikte direkt olarak ulaşım sağlanabildiğinden, özel aracınız yoksa bu olanakları rahatlıkla tercih edebilirsiniz. Köyün içerisinde bulunan rengarenk evler ve doğasının güzelliği ile dikkat çeken Misi Köyü, 1989 yılında sit alanı ilan edilmiştir ve belki de köyün yapısı bu yüzden rahatlıkla korunabilmiştir. Köy yalnızca doğal güzellikleri ile değil; köyün içinin zenginliği ile de dikkat çekmektedir. Köyde bir Etnografya Müzesi yer almaktadır. Bu müzenin içerisinde köye özel hediyelik eşyalar ve yöresel pek çok kıyafet sergilenir. Misi Köyü ziyaretinizde, Etnografya Müzesi’ne gidebilirsiniz.
Nilüfer Belediyesi Kültür Hizmeti: MİSİ YAZIEVİ
Nilüfer'in, sınırları içinde iki yazar evi bulunan ilk ilçe olduğunu vurgulayan Başkan; ”Yaklaşık 217 metrekarelik kapalı alana sahip olan Misi Yazıevi'nde, 130 metrekarelik bir avlu, iki ayrı oda, ortak çalışma ve etkinlik salonları bulunuyor. Konuklarının dingin bir üretim alanına sahip olması için Misi Yazıevi'nde de tüm detaylar düşünüldü ve yerine getirildi. Bundan böyle, Misi Yazıevi de hem Türkiye'den, hem de dünyadan gelecek yazar, şair, akademisyen ve araştırmacı konuklarını ağırlamayı bekliyor. Biz, bir yerel yönetim olarak, bilgiyi, kültürü, sanatı, ve aklı önceleyen çalışmalarımıza bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da devam edeceğiz. Atatürk'ün 'Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir' sözünü de rehber alarak, sanatı sahiplenme sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz, getireceğiz. Tüm yozlaşmalara karşın, yaklaşık 20 yıldır olduğu gibi sanatın, sanatçının yanında olan dik duruşumuzu koruyacağız" diye konuştu. Yazıevi’nin bulunduğu Misi Köyü içerisinde ayrıca bir de Çocuk Kütüphanesi bulunmaktadır. Hem köy çocuklarının hem de ziyarete gelen çocukların vakit geçirebildikleri bu yer, hem anlamı hem de güzelliği ile dikkat çekmektedir.
Misi Köyü, içerisinden geçen çayı ile de ünlüdür. Ördeklerin üzerinde yüzdüğü bu çayın etrafında belli çay bahçeleri ve piknik alanları da bulunmaktadır. Ayrıca eğer Misi Köyü ziyaretinizi uzatmak ve birkaç gün de olsa köy içerisinde konaklamak istiyorsanız Nilüfer Belediyesi tarafından hizmete açılmış olan Misi Kamp Karavan Alanı’na gidebilirsiniz.
Ağlayan Çınar
Bir dünya cennet bahçesini anımsatan Gölyazı’nın içerisinde bulunan ve adeta köyün simgesi haline gelen Ağlayan Çınar, Nilüfer ilçesini ve sonrasında Gölyazı’yı ziyaret ettiğinizde mutlaka görmeniz gereken başka bir yerdir. Ağlayan Çınar’ı ziyaret etmek adına Gölyazı’ya gitmeniz gerekmektedir. Özel aracınız veya Nilüfer ilçesinden kalkan Gölyazı minibüsleri ile köye ulaşabilirsiniz. 750 yıllık bir ağaç olan ve sadece yaşı ile değil; ismi ile de dikkat çeken Ağlayan Çınar, büyürken yan yatmıştır. Yan yattığı için kaynak suyu gövdesinden gelen ağaca, bu yüzden “Ağlayan Çınar” ismi verilmiştir. Nilüfer ziyaretinizde mutlaka görmeniz gereken bu ağaç, devasa görüntüsü ile de dikkat çekmektedir.
Ayvaini Mağarası
Türkiye’nin en uzun 6. mağarası olma özelliğini gösteren Ayvaini Mağarası, Ayva Köyü tarafındadır. Özel aracınız veya köye giden toplu taşıma araçları ile ulaşımınızı rahatlıkla sağlayabilirsiniz.
İçerisinden Karadonlu Deresi’nin geçtiği bu mağara, 2 farklı girişe sahiptir. Bir girişi Ayva Köyü’nde olan mağaranın içinden gelen dere, Ayva Köyü çıkışında bir şelaleyi de oluşturmaktadır. Doğal güzellikler açısından mükemmel bir yer olan bu mağarada dikit, sarkıt ve damlataşlarını görebilmeniz de mümkündür. Bir doğa harikası olan Ayvaini Mağarası, ziyaretçilerin sıklıkla uğradıkları yerlerden biridir.
Aziz Panteleimon Kilisesi
Anadolu Rum Ortodoks kiliselerinin önemli örnekleri arasında yer alan Aziz Panteleimon Kilisesi, Gölyazı’da bulunan bir kilisedir. Nilüfer ziyaretinizde bu kiliseyi de görmek istiyorsanız ilçeden Gölyazı Köyü’ne gitmeniz yeterli olacaktır.
1922 yılında gerçekleşen nüfus mübadelesine kadar bölgede yaşayan Rumlar tarafından ibadet yeri olarak kullanılan bu kilise, bölgedeki Rumların ayrılması ile birlikte farklı amaçlar ile kullanılsa da, zaman ve bölgedeki yangınlardan dolayı belli hasarlar ile günümüze ulaşabilmiştir.
2014 yılında Bursa Nilüfer Belediyesi tarafından restore edilen ve Gölyazı Kültür Evi olarak ziyaretçilerine açık olan bu kilise, Nilüfer’e gittiğinizde görmeniz gereken tarihi yerlerden biri olarak dikkat çekiyor.
Dağyenice Göleti
Nilüfer ilçesine bağlı Dağyenice Köyü ve Misi Köyü arasında bulunan bu gölet, eşsiz manzarası ile ünlü yerlerden biridir. Göleti ziyaret etmek için ilçeden Dağyenice Köyü’ne özel aracınız veya toplu taşıma araçları ile gidebilirsiniz. Doğa yürüyüşçüleri ve kamp yapmayı sevenler için eşsiz bir yer olan Dağyenice Göleti, balık tutulabilen ve keyifli zaman geçirilebilen bir yerdir. İçerisinde 9 km bir yürüyüş parkurunun yer aldığı bu gölet, doğal manzaralar görmek ve temiz havada nefes almak isteyenlerin sürekli uğradıkları yerlerden biridir.
Aktopraklık Höyüğü Arkeopark ve Açıkhava Müzesi
Avrupa’nın en büyük tarih öncesi parkı olma özelliğini taşıyan bu alan, İstanbul Üniversitesi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin ortak çalışması sonucu kurulan bir parktır. Bu müzeye gitmek için özel aracınız ile yolculuk yapabilir veya Nilüfer Et Mangal taraflarından kalkan B/33-H hattını tercih edebilirsiniz. Bölgede yapılan kazılar sonucu ortaya çıkartılmış olan pek çok kalıntı ile birlikte, Eskikızılelma Köyü’nden sökülüp bu alana getirilen ve inşa edilen bir geleneksel köy, Aktopraklık Höyüğü içerisinde ziyaretçileri beklemektedir. Yeşillikler arasında bir alan olan ve önemli bir tarihi bölge olan Arkeopark ve Açık Hava Müzesi, her gün 09:30 ile 17:00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.
Agora Çarşısı
Nilüfer ziyaretinizde doğal güzellikleri ve tarihi yapıları gezdikten sonra bir de alışveriş yapmak istiyorsanız, ilçe merkezinde bulunan Agora Çarşısı’nı ziyaret edebilirsiniz. Nilüfer İlçesi’nin merkezinde bulunan bu çarşıya yürüyerek bile gidebilirsiniz. Eğlence ve alışveriş için sıklıkla tercih edilen yerlerden biri olan Nilüfer Agora Çarşısı, kent meydanındadır. Çarşı kültürünü korumak amacı ile açılan bu yer, tam 11.480 metrekare üzerine inşa edilmiştir. Son derece geniş bir alana yayılmış olan bu çarşısının içerisinde 180 farklı dükkan bulunmaktadır.
Nilüfer’de Günübirlik Gezilecek Yerler
Nilüfer, ilçe içerisinde olduğu kadar çevresinde de güzellikler barındırmaktadır. İlçeyi ziyaret ettiğinizde birkaç kilometre uzaklıktaki gezilecek yerleri de ziyaret etme fırsatına sahipsiniz.
Nazım Hikmet Kültürevi
Nazım Hikmet’e bir saygı duruşu olarak hayata geçen Nazım Hikmet Kültürevi, 2012 yılında kapılarını açtı. Bünyesinde yer alan 396 kişilik gösteri salonunda düzenlenen etkinlikler, sanat galerileri ve Ressam Balaban Salonu’nda düzenlenen atölyelerle bir çekim merkezi haline dönüştü. Kültürevi’nin giriş katında fotoğraf sanatçısı “Ara Güler’in Gözünden Edebiyatçı Portreleri” ile 4. katında Yurdaer Altıntaş’ın tiyatro afişlerinden oluşan daimi sergiler yer almakta. Modern ve çağdaş sanat örneklerini içeren sergi programları tiyatro, müzik, dans gösterileriyle aktif bir programa sahip olan kültürevi aynı zamanda Şiir Kütüphanesi’ne de ev sahipliği yapıyor.
Nilüfer Belediyesi Can Dostlar Köpek Parkı
Nilüfer’de sadece insanlar için değil, bir arada yaşadığımız evcil hayvanlar için de sağlıklı bir yaşam alanı yaratmaya çabalayan ve 2003 yılında Nilüfer Hayvan Hastanesi Evcil Hayvan Oteli ve Barınma Merkezi'ni kurarak “bütün canlıların yaşama hakkına saygı” ilkesiyle örnek çalışmalara imza atan Nilüfer Belediyesi, Bursa’nın ilk köpek parkını 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nde hizmete açtı.
Köpeklerin parklara girişinin yasaklanmasının ardından hayvanseverlerin istekleri doğrultusunda Altınşehir Mahallesi Erdoğan Binyücel Caddesi’nde, köpekler için bir park projesi geliştiren Nilüfer Belediyesi, bu alanda sadık dostlarımız için gerekli tüm detayları da uyguladı. Evde köpek besleme alışkanlığının yaygın olduğu Nilüfer’de daha açılışı yapılmadan hayvan severler tarafından kullanılmaya başlanan park, Türkiye’de bu alandaki ilk örneklerden birini oluşturuyor. Toplam 1900 metrekarelik alanda yapılan köpek parkında, 345 metrekarelik bir yaya yolu, 3 çeşme, 2 fıskiyeli süs havuzu, 2 kum havuzu, 12 adet köpek oyun ünitesi ve çeşitli bilgilendirme tabelaları yer alıyor. “Can Dostlar” adı verilen parkın açılmasıyla, her gün evcil dostlarını yürüyüşe çıkaran Nilüferli hayvan dostları da köpekleriyle keyifli zaman geçirebilecekleri bir mekana kavuşmuş oldu.
Uludağ Milli Parkı
Uludağ Milli Parkı, Nilüfer ziyaretinizde günübirlik olarak gidebileceğiniz yerlerden biridir. İlçe merkezi ile arası yaklaşık 28 km olan Uludağ, doğal güzellikler ile çevrili bir yerdir. Kış turizminin ülkemizdeki en önemli bölgesi olarak kabul edilen bu yere giderek kış sporları yapabilir veya etraftaki yabani hayatı da gözlemleyebilirsiniz. Günübirlik ziyaretinizi uzatmak ve Uludağ’da vakit geçirmek isterseniz de pek çok farklı konaklama yerinden birini tercih edebilirsiniz.
Tofaş Anadolu Arabaları Müzesi
Türkiye’nin ilk ve tek Anadolu Arabaları Müzesi olma özelliğini gösteren bu yer, Nilüfer ilçe merkezine yaklaşık olarak 12 km mesafededir. İpek fabrikasının restore edilmesi ile birlikte 2002 yılında ziyaretçilere açılan bu müze içerisinde pek çok farklı Anadolu marka arabayı görebilmeniz mümkündür.
Tophane Saat Kulesi
Nilüfer ilçe merkezine yaklaşık olarak 10 km uzaklıkta bulunan Tophane Saat Kulesi, ilçenin çevresinde gidebileceğiniz, manzarası en güzel yerlerden biridir. Bursa’nın manzarasını izleyebileceğiniz en tepe noktalardan olan Tophane Saat Kulesi, son derece bakımlı bir alan olarak dikkat çekmektedir. Güzel manzaralar görmek ve güzel vakit geçirmek adına tercih edilebilecek yerlerden biridir. Fotoğraf çekmeyi sevenlerin de sıklıkla gittiği Tophane Saat Kulesi’nde, Bursa’nın manzarasının eşsiz fotoğraflarının çekildiği de bilinmektedir. 15 metre yüksekliğinde olan bu saat kulesi, neoklasik bir mimariye sahiptir.
Bursa Ulu Camisi
Kent merkezinde, Atatürk Caddesi üzerindedir. Osmanlı sultanlarından Yıldırım Bayazıd tarafından yaptırılmış olup, 1400 yılında tamamlanmıştır. Mimarının Ali Neccar olduğu sanılmaktadır. Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne aittir. Caminin inşasına ait bir menkıbe vardır. Rivayete göre; Yıldırım Bayazıd, Niğbolu muharebesinde muzaffer olunca yirmi cami yaptırmaya karar verir. Bursa’ya geldiğinde bu fikrini damadı olan Emir Sultan’a söylemiş, O’da yirmi cami yerine yirmi kubbeli bir cami yapılmasını tavsiye etmiştir. Caminin yeri de Emir Sultan’a, rüyasında manevi bir işaretle gösterilmiş, ertesi gün bu işaret edilen yerde çimen bittiği görülerek caminin yeri tespit edilmiştir. Karar Padişaha bildirilmiş, Padişah da bunu uygun görerek caminin inşasını başlatmıştır. Cami, Niğbolu zaferinde kazanılan ganimet mallarıyla yaptırılmıştır.
Ulu Cami’nin iç duvarlarını süsleyen levhaların çoğunun altında, hattatının imzası bulunmaktadır. Büyük çoğunluğunun eksikleri Hattat Şefik Bey tarafından düzeltilmiş veya yeniden yazılmıştır. Cami içinde 13 ayrı yazı karakteri ile 41 ayrı hattat tarafından, duvara yazılmış 87, levha halinde 105, tamamı 192 adet yazı mevcuttur. Ayrıca çok değerli saatler, şamdanlar, Kuranı Kerimler bulunmaktadır.
Cami, doğu ve batı köşelerinde iki minareye sahiptir. Batıda yer alan minare, Yıldırım Bayazıd tarafından yaptırılmıştır. Camiye bitişik olan minare kaidesi tamamen mermerden olup, gövdesi tuğla örtülüdür. Dıştan ve işten olmak üzere bu minareye çıkan iki yol vardır. Birisi kubbelere, diğeri şerefesine çıkar. Şerefeler iki minarede de eş olup, altı sıra tuğla istalaktitlerle düzenlenmiştir. Cami avlusunda üç şadırvan bulunmaktadır. Cami içerisindeki şadırvanın, Osmanlı Devleti’nin ilk yıllarında, Türklerin suya olan ilgilerinden kaynaklanarak tasarladığı tahmin edilmektedir. On altı köşeli havuz, üç çanaklı fıskiyeden sekiz kol halinde dökülen sularla dolarak musluklara dağıtılmaktadır. Mihrap ekseni ile her üç kapının ekseni şadırvanın merkezinde birleşmektedir…
Uludağ Kayak Merkezi
Uludağ ya da eski adıyla Keşiş Dağı, Bursa ili sınırları içinde, 2.543 m yüksekliği ile Türkiye'nin en büyük kış ve doğa sporları merkezi olan dağ. Uludağ, Marmara Bölgesinin en yüksek dağıdır. Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan Uludağ'ın uzunluğu 40 km'yi bulur. Genişliği ise 15–24 km'dir. Toplu ve heybetli bir görünüşe sahip olan bu dağın Bursa'ya bakan yamaçları kademeli, güneye Orhaneli'ne bakan tarafları ise düz ve daha diktir. En yüksek noktası göller bölgesinde yer alan Uludağ tepe'dir (2.543 m). Uzaktan Bursa'ya yaklaşılırken ve oteller bölgesinde görülen yüksek tepe genelde zirve olarak algılanır. Halbuki zirve gibi görünen o tepenin ismi Keşiş Tepedir ve yüksekliği 2.486 m'dir. Uludağ tepe (2.543 m) Keşiş Tepenin 5 km güneydoğusunda yer alır. Dağın kuzey tarafında Sarıalan, Kirazlı, Kadı, Sobra yaylaları vardır.
Uludağ Tarihçesi
Antik çağın ilk tarihçilerinden Herodot (MÖ 490-420) yazdığı Herodot Tarihi isimli kitabında Uludağ, "Olympos" olarak geçer ve Olympos'ta Lydia kralı Kroisos'un oğlu Atys'in yaşadığı trajediyi anlatır. Herodot'tan 400 yıl sonra Amasya doğumlu coğrafyacı Strabon (MÖ 64-MS 21) yazdığı 17 kitaptan oluşan Coğrafya isimli kitabında Uludağ, Olympos ve Mysia Olympos'u olarak geçer. Strabon; "Mysia" isminin aslının Lydialılarda gürgen ağacı anlamına gelmekte olduğunu belirtir. Roma İmparatorluğu'nda resmi din Hristiyanlık olduktan sonra Uludağ'da 3. yüzyıldan sonra keşişlerin yaşadığı ilk manastırlar kurulmaya başlanmış ve manastırlar 8. yüzyılda sayıca en üst seviyeye çıkmıştır. Uludağ'da Nilüfer çayı ile Deliçay arasındaki vadi ve tepelerde 28 manastır kurulmuştur. Orhan Gazi Bursa'yı uzun bir kuşatmadan sonra teslim almış ve dağdaki keşişlerin yaşadığı manastırların bir kısmı terk edilirken, bazılarının yerlerine Doğlu Baba, Geyikli Baba, Abdal Murat gibi Müslüman dervişlerin inziva yerleri olmuştur. Bursa'nın fethinden sonra Türkler dağa "Keşiş Dağı" ismini vermişlerdir. 16. yüzyılda Bursa'ya gelen Alman seyyah Reinhold Lubenau Uludağ'ın Türklerin eline geçtikten sonra keşişlerin sadece gündüzleri ibadet için dağa çıktıkları ve manastırların harç kullanılmadan taş duvarlarla yapıldığını belirtir. "Olympos Mysios" veya "Keşiş Dağı", 1925 yılında Bursa Vilayeti Coğrafya Cemiyeti'nin girişimleri ve Osman Şevki Bey’in önerisi ile "Uludağ" adını almıştır.
Uludağ Kayak Turizmi
1933'te Uludağ'a bir otel, bir de muntazam şose yol yapılmış, böylece bu tarihten itibaren Uludağ kış kayak sporları için bir merkez haline gelmiştir. Düzenli otobüs seferlerinin başlaması da buraya ilgiyi daha da artırmıştır. Sonradan asfaltla kaplanan bu yol Uludağ'ın Kadıyayla hariç bütün yerleşim birimlerini doğrudan Bursa'ya bağlar. Uludağ modern dağ tesisleri, 1963'te hizmete açılan Türkiye'nin ilk teleferiği Bursa Teleferik, dördüncü büyük kent olan Bursa'nın hemen yanında olması ile dağ ve kış turizminin merkezi olmuştur. Uludağ Türkiye'nin en büyük kayak merkezidir. Yol durumunun uygunluğu, uzun kış mevsiminde (Ekim-Nisan arası) kar bulunması, eşsiz manzaraları buraya turist çekmektedir. Dağın doruk noktasından açık havada İstanbul, Marmara denizi ve civar yakın yerlerin görünmesi buraya ayrı bir özellik vermektedir. Doğu, kuzey eteklerinin Bursa Ovasına yakın yerlerinde sıcak su kaynaklarının bulunmasından burada kaplıcalar meydana gelmiştir. Bursa'nın Çekirge semtindeki bu kaplıcalar pek çok hastalığa şifa olmaktadır. Teleferik 2014 yılında tümüyle yenilenmiş ve Kurbağakaya (Oteller) bölgesine kadar uzatılmıştır. Ayrıca teleferiğin ara istasyonu olan Sarıalan'da ve Sarıalan'dan telesiyejle ulaşılan Çobankaya'da Kızılay Derneği'nin her yaz düzenlediği yaz kampları bulunmaktadır. Kirazlıyayla'da kurulu bulunan eski sanatoryum binası şu anda otel olarak kullanılmaktadır. Uludağ'da 15 adet özel ve kamuya ait 12 resmi konaklama tesisi vardır. Bunlara ait pek çok telesiyej ve teleski hattı mevcuttur…
Bursa’da Suyun Tarihçesi
Bursa’da suyun tarihi Kuruluş Dönemi, Osmanlı Dönemi, Cumhuriyet Dönemi ve 1990 Sonrası Dönem olmak üzere dört başlık altında ele alınabilmektedir.
Kuruluş Dönemi
Bursa’nın ilk su tesisleri M.Ö. 200 yıllarında bu bölgede kurulan Bithynia krallığı zamanında inşa edilmiştir. 200 yıllarında Kartaca Kumandanı Annibal Kuzey Afrika’da Zama savaşlarında Roma ordularına yenildikten sonra, Bithynia Krallığı’na sığınmış ve Bithynia Kralı Prusias I, şehirde yaptırdığı değişik imar faaliyetleri hususunda Annibal’dan faydalanmıştır. Bithynia Kralı Prusias’ın isteği üzerine M.Ö. 202 yıllarında, Kumandan Annibal tarafından Pınarbaşı suyu üzerine yapılan isale ve şebeke vasıtasıyla şehre getirilmiştir. Pınarbaşı’nda kurulan ve “çarşaf su yapısı” olarak adlandırılan yapıdan su derine döşenen künklerle evlere dağıtılmıştır. Bursa şehrinin kuruluşundan günümüze gelmiş bir diğer eser ise Hisar’dır. Kırkodalar Mahallesindeki iki evin bahçesinde bulunan ve on üç basamak merdivenle inilen yer altı iki çeşmeden oluşmaktadır. Bu çeşmelerin de Kumandan Annibal tarafından yapıldığı söylenmektedir.
Osmanlı Dönemi
Osmanlı döneminde Bursa’da sıcak ve soğuk su kaynaklarından istifade edilerek çok sayıda çeşme, su kanalı ve hamam yaptırılmıştır. 1. Murat zamanında Yeni Türk Oymaklarının oluşturduğu yerleşim birimlerine, Pınarbaşı suyunun ulaşması mümkün olmadığı için bu menbaın üst tarafında bulunan Akpınar suyu getirilmiştir. Aynı dönemde Gökdere ’den Hisardaki saraylara gelen saray suyu da ilk kez 1395 yılında şehre verilmeye başlamıştır.
Yıldırım Bayezit zamanında da kendi adını taşıyan camii ve külliyesine, Akçağlayan Menbaını künklerle ve kanallarla, aynı zamanda Pınarbaşı suyunu da Ulucami ve Çakırhamam civarına iletmiştir. Kanuni Sultan Süleyman zamanında Baş Mimar Acem Ali’nin vefatından sonra Mimar Sinan tarafından sular Çekirge’ye isale edilmiş ve Gül Pınarı künklerle isale edilerek şehre 12 km’ den su getirilmiştir. 1905’te Reşit Mümtaz Paşa ilk kapsamlı içmesuyu projesini hazırlatmış ve Gökdere’de bir dere kaptajı, isale hattı, dere geçitleri için yapılan köprüler, filtre, iki adet 1000 ton kapasiteli depo ve 72 km’lik şebeke inşa edilmiştir. İnşaat 1911 yılında tamamlanmış olup, Bursa bu sayede 150 adet hayrat çeşme kazanmıştır. Bonmaison’un çabaları ile 1915-1916 yılları arasında 75 km şebeke inşaatı gerçekleştirilmiş ve su abonesi sayısı 2000 civarına ulaşmıştır. Bursa’nın bol su kaynaklarına sahip olması, şehirde çok sayıda değirmenin oluşturulmasında etkili olmuştur. Bursa’ da bulunan değirmenlerin çoğu, şehrin içerisinden geçen dere kenarlarında kurulmuş ve su gücü ile çalıştırılmıştır. Suların paylaşımı meselesi ise belirli kurallar içerisinde gerçekleştirilmektedir. Kanallardan akan suyun kullanımı belirli şahıslara, toplumlara veya kurumlara tahsis edilmiştir. Osmanlı döneminde Bursa’ da bulunan su kanallarının, özellikle mahalle halkı tarafından kurulan vakıflar vasıtasıyla, bakım ve onarımları gerçekleştirilmiştir.
Cumhuriyet Dönemi
Cumhuriyet Dönemine geçildiğinde mevcut kaynakların yetersizliğini giderebilmek adına 1960’lı yıllara kadar birçok önemli çalışmalar yapılmıştır. 1929 yılında 1000 ton kapasiteli Teferrüç su deposu ve 300 ton kapasiteli Çekirge Su Deposu inşa edilmiştir. 1937’de Çarşaf olarak isimlendirilen Pınarbaşı menbaı ve çevresindeki pınarlar kapte edilerek üstü kapatılmıştır. 1938’de Akçağlayan ve Teferrüç depolarına su getiren isale hatlarını oluşturan künklerin yerine çelik boru döşenmiştir.
Zeynilere ilave şebeke hattı döşenmiştir. 1947 yılında Kırkpınar menbaları isalesi inşaatına başlanmıştır. Ayrıca aynı yıl içerisinde 20 km’lik şebeke inşaatı tamamlanmıştır. 1958 yılında 300 ton kapasiteli Eski Çekirge Su Deposunun hem kapasitesinin küçük olması, hem de yeni yerleşim yerlerine göre bulunduğu kotun düşük olması nedeniyle daha yüksek bir kotta yer alacak, 600 ton kapasiteli Yeni Çekirge Su Deposunun inşaatına başlanmıştır. 1962 yılında 600 ton kapasiteli Kaplıkaya Su Deposunun inşaatına başlanmıştır. 1965 yılına gelindiğinde artan su ihtiyacının mevcut Teferrüç Su Deposu ile karşılanamayacağı görülmüş ve 200 ton kapasiteli Akçağlayan Su Deposu, 100 ton kapasiteli Tavacı Su Deposu inşa edilmiştir. 1968 yılında Santral Garaj ve Ankara yolunun alt kesimlerinde kalan yerleşimlerin su sıkıntısını gidermek amacıyla Devlet Su İşleri ile bir protokol imzalamıştır. Proje kapsamında ikisi Arabayatağı Köyü merasında, diğeri Koğukçınar Mahallesinde olmak üzere üç adet derin kuyu açılmıştır. 1970 yılında DSİ ve Bursa Belediyesi arasında Bursa Şehrine İçme-Kullanma ve Endüstri Suyu Temini adı altında ilk kapsamlı İçmesuyu Projesi imzalanmıştır. 1974 yılında imzalanan DSİ’nin Bursa Şehrine İçme ve Kullanma Suyu Temini Projesi kapsamında Orta Doğu Teknik Üniversitesi tarafından ana plan ve fizibilite raporu hazırlanmak üzere çalışmalara başlanmıştır. Tattı-temiz ve içilebilir su kaynakları ile ünlü Bursa’da da su sıkıntısı çekilmektedir.
Evliya Çelebi Notlarında Bursa Su Kültürü
Ünlü Türk gezgini Evliya Çelebi’nin; ‘velhasıl Bursa sudan ibarettir’ sözü Bursa’nın su zenginliğinin en büyük göstergesidir. Bölgenin geniş bir alan kaplamaması nedeniyle, kaynağını İç Anadolu ve İç Batı Anadolu’ndan alan Sakarya Nehri dışında büyük akarsular yoktur. Bursa’nın içerisinde bulunduğu Güney Marmara’da Susurluk Çayı geniş bir havzayı kapsar. Simav Çayı ismi ile doğan çay, Manyas ve Apolyont göllerinden çıkan akarsular ile Bursa Ovası’ndan gelen Nilüfer Çayı’nı da alarak Marmara Denizi’ne dökülür. Bölgenin doğusunda tektonik oluklarla yerleşmiş göller yer alır. Göllerin hepsi dışarıya akışlı olduklarından suları tatlıdır. Bursa sınırları içerisinde bulunan Uluabat ve İznik gölleri, Sapanca ve Manyas gölleri gibi tektonik kökenlidir.
Nehirler
Bursa su bakımından çok zengin bir bölgedir ancak, il sınırları içerisinde büyük nehirler bulunmamaktadır. Bursa’nın önemli akarsuları; Mustafakemalpaşa Çayı, Uludağ’ın güney yamaçlarından doğan ve gene Uludağ’dan kaynaklanan birçok küçük dere ile beslenen Nilüfer Çayı, Göksu Çayı, Kocadere, Karadere, Aksuderesi’dir.
Nilüfer Çayı ve Bursa Ovası’na Akan Sular
Uludağ’ın güney eteklerinden doğan Nilüfer Çayı, ismini Orhan Gazi’nin eşi, Murat Hüdavendigar’ın annesi Nilüfer Hatun’dan almıştır. Antik Çağ kaynaklarında Odrys olarak isimlendirilen Nilüfer Çayı, Keles’e bağlı Bağlı Köyü’nün yakınlarında doğar. Çay, Bursa Ovası’nda Uludağ’dan aşağıya inen irili ufaklı tüm dereleri toplayarak geniş bir yay çizer. Nilüfer ve Mudanya ilçelerinin sınırlarını geçen çay, Karacabey’e bağlı Hayırlar Köyü yakınlarında Uluabat göl ayağında Susurluk Çayı ile birleşir. Bu noktada birleşen iki su kaynağı, Kocaçay Deltası’ndan Marmara Denizi’ne dökülür. Nilüfer Çayı’nın bu yolculuğu toplamda 168 km’dir. Nilüfer Çayı üzerinde; Nilüfer, Doğancı ve Çınarcık barajları bulunmaktadır. Nilüfer Çayı, Dereçavuş Köyü’nde Deliçay ile birleşir. Deliçay, Nilüfer Çayı’nın ikinci kolu olup Balıklı, Kaplıkaya ve Gölbaşı sularını toplar. Çay, ilkbaharda çok hızlı aktığı için Deliçay ismini almış olup Bursa’nın içinden geçerek Karıncadere, Namazgâh, Alaşar, Gökdere ve Cilimbaz derelerini toplayarak ilerler.
Mustafakemalpaşa Çayı
Mustafakemalpaşa Çayı 155 kilometre uzunluğundadır. Kütahya sınırlarında doğan çay, Çavdar Suyu olarak ilerler. Orhaneli civarında Kocadere (Adranos), Mustafakemalpaşa İlçesi’nden geçerken Mustafakemalpaşa (Kirmasti) adını alır. Bu çayı iki kol besler. Birinci kol Kütahya Yoncalık’tan çıkar. Tavşanlı ve Orhaneli’ni geçip, Mustafakemalpaşa’ya 15 km mesafede ikinci kol ile birleşir. Birleşmeden önce Sarpdere ve Dursunbey Suyu, Adranos’a katılır. İkinci kol ise Simav’ın Dağardı Bucağı yakınından çıkar. Aliova ismini alır. Orhaneli’nden geçer. Simav’dan sonra birinci kol ile birleşir, Uluabat Gölü’ne dökülür. Ayrıca, Mustafakemalpaşa sınırları içerisinden çıkan Küçükaradere Suyu Susurluk Çayı’na dökülür.
Göksu
Uludağ’ın kuzeyinden akan sular İnegöl’den Yenişehir’e geçip, Bilecik’in Osmaneli İlçesi sınırları içerisinde Sakarya Nehri’ne dökülür.
Suuçtu Şelalesi
Suuçtu Şelalesi, Mustafakemalpaşa İlçesi sınırları içerisinde, ilçe merkezine 17 km mesafede bulunmaktadır. Şelalenin bulunduğu alan tabiat parkını statüsünde, I. derece doğal sit konumundadır. Şelalenin 38 metre yükseklikten dökülmesi ve şelalenin bulunduğu alanın bitki çeşitliliğinin büyüsü, güz mevsiminde çok sayıda fotoğrafçıyı ağırlamaktadır.
Sudüşen Şelalesi
Sudüşen Şelalesi, Bursa’nın Gemlik İlçesi sınırları içerisinde, ilçenin 25 kilometre kuzeyinde Haydariye Köyü’nde bulunmaktadır. Armutlu’ya doğru giden yolun onuncu kilometresinde, Küçükkumla’dan sağa, Haydariye Köyü yönüne dönüldüğünde, yaklaşık 8 kilometre sonra köye ulaşım sağlanır. Haydariye Köyü, 93 Harbi’nde Kafkaslardan göçen halkların kurduğu bir yerleşim alanıdır. Şelaleye ulaşmak için; köyden 9 kilometre mesafe daha çınar, gürgen ve meşe ağaçları ile kaplı manzaralı bir yoldan gitmek gerekir. Sudüşen Şelalesi, Nacaklı Deresi üzerinde 10 metre yüksekten düşer. Şelaleden, Yalova Termal 8 kilometre mesafede bulunmaktadır. Bu yüzden çok sayıda misafir ağırlamaktadır.
Kösehoroz Şelalesi
Kösehoroz Şelalesi, Mustafakemalpaşa’ya 20 kilometre mesafede bulunan Kösehoroz Köyü yakınlarındaki Değirmendere üzerinde bulunmaktadır. Yüksekliği yaklaşık 18 metre olup, suyun düştüğü yerde doğa harikası bir kaya gölet oluşturmuştur. Değirmendere daha sonra, Mustafakemalpaşa Çayı’nın kollarından olan Alev Çayı’na (Kocaçay) dökülür. Derenin isminin kaynağı da Devecikonak yakınlarındaki su değirmenidir. Köyden şelaleye ulaşmak için orman içi yollardan yaklaşık iki saat yürümek gerekmektedir.
Oylat Şelalesi
Oylat Kaplıcaları, İnegöl’e 25 kilometre mesafede, Oylat Deresi’nin çağlayarak geçtiği vadi çam, gürgen, meşe, kestane, ıhlamur, kavak, çınar gibi ağaçların oluşturduğu bir coğrafyada bulunmaktadır.
Şapçı Şelalesi
Şapçı Şelalesi, Mustafakemalpaşa’ya 16 kilometre mesafede bulunan Şapçı Köyü yakınlarındaki Şapçı Çayı üzerindedir. Yüksekliği yaklaşık 15 metreyi bulan birkaç kırık şeklindedir. Şapçı Çayı devamında Sarpdere ile birleşir ve Hamidiye Köyü yakınlarında Mustafakemalpaşa Çayı’na ulaşır. Şelale yoğun bir meşe, karaağaç, ıhlamur ve kayın ormanı içindedir. Şapçı Köyü’nden yaklaşık 1,5 saatlik yürüyüşle şelaleye ulaşılır. Yaz mevsiminde orman yolundan araçla da gidilebilir.
Küreklidere Şelalesi
Küreklidere, Uludağ’da eski Volfram madeninin doğusundan 1850 metre rakımdan doğup, akmaya başlar. Aynı adı taşıyan kanyon boyunca akan sular sarp arazi nedeniyle birçok yerde irili ufaklı şelale meydana getirir. Küreklidere Şelalesi; yaklaşık 82 metre yükseklikten dökülür. Kent Ormanı içerisinde bulunan şelale, Yıldırım İlçesi’nin Hamamlıkızık Köyü sınırları içerisindedir.
Saitabat Şelalesi
Kestel sınırları içerisinde bulunan Saitabat Şelalesi, Güvercinlik Dere’nin üzerindeki kanyonda bulunur. Saitabat Köyü, tüm dünyadan insanların buluştuğu nitelikli bir piknik alanı ve buluşma noktasıdır.
Aras Gözesi
Aras Gözesi, Uludağ’ın jeomorfolojik yapısının ilgi çekici özellikleridir. Göze, Uludağ’ın güney yamacından, 1850 metreden kayalar arasından çıkar. Gözenin çıktığı vadi Uludağ’ın tek çığ düşen bölgesi olması açısından ilginçtir. Gözeden çıkan sular Aras Vadisi’ni kat ettikten sonra Nilüfer Çayı’na dökülür. Aras Gözesi’ne ulaşmak için öncelikle Soğukpınar Köyü yakınlarında bulunan Ketenli Yaylası’na ulaşmak gerekir. Yayladan gözeye yaklaşık 2 km’lik dik bir patika yolu takip etmek gerekli.
Soldere Suyu
Soldere Suyu, Mustafakemalpaşa’ya 18 kilometre mesafede bulunan Söğütalan Köyü sınırlarından başlamaktadır. Söğütalan Bucak Merkezi yakınındaki bir tepenin altında kaya mağaradan gürültüyle çıkan Soldere suları, yeşil ağaçlık bir vadide akarak Hacıali Köyü yakınlarında Mustafakemalpaşa Çayı’na ulaşır. Kabulbaba, İlyasçılar, Güller ve Hacıali’deki 12 su değirmenini üzerinde bulundurur. Bol miktarda tatlı su balığını barındıran Soldere, ayrıca irili ufaklı birçok şelaleye de sahiptir. Soldere boyunca güzel bir yürüyüş yapılabileceği gibi, tatlı su balığı avlamak içinde idealdir.
Göletler
Bursa coğrafyasında, doğal oluşumlar dışında sulama amaçlı çok sayıda gölet bulunmaktadır. Barakalı, Dağyenice, Gököz, Ericek ve Gölbaşı göletleri doğal oluşumlar gibi görüntü verirler.
Bursa Uludağ Üniversitesi Kampüsü
Aynı zamanda bir üniversite ve öğrenci yaşam alan. merkezi olan Bursa; Uludağ Üniversitesi başta olmak üzere, pek çok fuar, kongre, eğitim, kültür ve sanat merkezleri yanı sıra; çocuk, kadın, yazar ve yerel halkın eğitimi ve üretimininde, uygulama ve destek alanı özelliğindedir…
Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ)
11 Nisan 1975'te 1873 Sayılı Kanun ile Bursa'nın ilk üniversitesi olarak kurulan bir devlet üniversitesidir. "Bursa Üniversitesi" adıyla kurulan; 1982 yılında "Uludağ Üniversitesi”, 2018 yılında ise "Bursa Uludağ Üniversitesi" adını alan üniversite 15 fakülte, 2 yüksekokul, 15 meslek yüksekokulu, 1 konservatuvar, 4 enstitü, 27 araştırma ve uygulama merkezi ve rektörlüğe bağlı 5 bölüme ev sahipliği yapmaktadır. Tıp Fakültesi Hastanesi'nin önündeki meydanda yer alan anıt (Kasım 2025)
Bursa'da 1970 yılında İstanbul Üniversitesine bağlı olarak kurulan "Bursa Tıp Fakültesi", üniversitenin temelini oluşturur. 1960 yılında Bursa Organize Sanayi Bölgesi'nin kurulması ile şehirde yaşanan sanayi ve nüfus patlaması sonucu Bursalı aydınlar ve iş adamları, bir üniversite kurulması ihtiyacını hissederek 1969 yılında "Bursa Üniversitesi Kurma Derneği'ni kurdular. İlk olarak bir tıp fakültesi kurulmasına karar verildi.
Bursa Tıp Fakültesi, 1970 yılında İstanbul Üniversitesi bünyesinde Çapa Tıp Fakültesi içinde 50 öğrenci ile eğitime başladı. Fakültenin ilk dekanı, Fikret Karaca oldu. Fakülte kendi kullanımına verilen Bursa Göğüs Hastanesi'nin (bugünkü Yüksek İhtisas Hastanesi) onarımından sonra Mayıs 1974'ten itibaren eğitimi Bursa'da sürdürdü. O zamana kadar her yıl Bursa Tıp Fakültesi adına 50 öğrenci İstanbul Fakültesi'ne alınmış ve eğitim görmüştür. Aynı dönemde, Bursa'da Üniversite Kurma Derneği, İzmir yolu üzerinde 17. km'deki Görükle arazisini üniversite kurmak için uygun alan olarak belirledi ve istimlak işleri yürütüldü; bu arazi üzerinde Tıp Fakültesi Hastanesinin temeli, 1976'da atıldı. Şimdi ise, çok sayıda açılan yeni fakülte ve yüksel okullarıyla, Türkiye’nin saygın ve seçkin yüksek eğitim kurumları arasında yer almaktadır…
Bursa’ya nasıl gidilir?
Bursa Yenişehir Havalimanı’ndan her yöne ve her yerden buraya uçakla ulaşım oldukça kolay… Bandırma, Mudanya ve Yalova bağlantılı deniz yolu ya da İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı-Bursa Otogarı hattında, Bursa Belediye Otobüsleriyle direk 1,5 saate ulaşmanın mümkün…
Bursa Lezzetleri ve Yemek Kültürü
Ülkemizin en kalabalık 4. büyükşehri, Osmanlı’nın ilk başkenti, yemekleriyle ön plana çıkan, doğasıyla ‘Yeşil Bursa’ olarak anılan şehir: Bursa’mız! Bir gidenin tekrar gitmek istediği, ülkemizde yaşaması en güzel şehirler arasında yer alan bir ilimizdir. Ege ve Akdeniz yemek kültürü, zeytin yağlılar ve Balkan yemekleri Bursa’nın damak tatları içinde yer alır. Gerek turizmi, gerek tarihi gerekse modernliği ile en gelişmiş şehirlerimizden birisidir. Böyle güzellikleri bir arada barındıran Bursa’nın yemekleri ise apayrı bir konudur. İnsanları her çeşitten yemeğiyle kendisine hayran bırakan güzel Bursa mutfağının yöresel yemekleri nelerdir?
İskender Kebap
Ancak kimse Bursa’daki gibi gerçek tadı eğer yerinde yememişse ben İskender yedim dememeli. Bursa’nın en meşhur yemeklerinden birisi olan İskender Kebabın tadını sevmeyen yoktur. Temel malzemesi Döner olsa da İskender kebabını meşhur yapan tereyağı, domates sosu, altındaki pideleri ve Uludağ kekiğiyle beslenen koçların etidir. Bu muhteşem lezzeti orijinal İskenderoğlu Kebapçısında yemeden geçmeyin.
Cantık
Aslında Tatar mutfağından gelen bir çeşit çörek olan Cantık, Bursalılar içinde geleneksel bir tattır. Tek farkı ağzı açık olarak yuvarlak pide şeklinde yapılır. Lahmacun gibi gözükse de emin olun değil.
Kemalpaşa Tatlısı
Bursa’da Mustafakemalpaşa ilçesinde yüzlerce yıldır yapılan, eski adı Kirmastı olan bir tatlıdır. Tamamen bu ilçeye ait özel olan Kemalpaşa Tatlısı, günümüzde birçok yere dağıtımını buradan üretilerek yapmaktadır.
Pideli Köfte
Bursa mutfağının yöresel yemekleri söz konusu olunca akla ilk gelenler arasında yerini pideli köfte alır. Mis gibi tereyağlı pidenin üzerinde kuru olmaması gereken köfte ve üzerine domates sosu ile servis edilir. Aslında İskender Kebabın döner değil de köfteli hali olarak görülmektedir. Pideli köfte bugün birçok yerde karşınıza çıksa da, Bursa’ya özgü bir yemektir.
Tahinli Pide
Bursalıların aşığı olduğu bir diğer lezzet Tahinli Pidedir. Bu lezzeti Bursa’da herkes bilir. Ancak şehir dışında kimse bilmez ve bu durum genelde bütün Bursalıları şaşırtır. Tahinli Pide yemek için sabahın erken saatlerinde fırınlara koşan çok Bursalı görebilirsiniz. Bu doyurucu ve lezzetli tatlıyı mutlaka bir gün denemelisiniz.
Cendere Baklavası
Cendere baklavası, Bursa’nın bilinen en eski tatlılarından birisidir. Cennet Künkü adıyla da bilinir. Özellikle eskiden beri bayramların vazgeçilmez tatları arasında yer alır. Yapımının zorluğundan mıdır bilinmez artık eskisi kadar görülüp yapılmamaktadır.
Kestane Şekeri
Bursa, yöresel tat ve lezzet denildiğinde adeta sembol haline gelen kestane şekerini yazmazsak olmazdı. Bursa’dan gelen ve gidenlerin hediye olarak birbirine verdiği, meşhur tatlılardan bir tanesidir. Kestane ve şerbetin birleştirilmiş halidir.
Bursa Hediyelik Eşyaları
Bursa doğal ve tarihsel zenginliklerinin yanında aynı zamanda ekonomik açıdan Türkiye'nin en gelişmiş kentlerinden biridir. Tarihsel açıdan Bursa'da en çok Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş dönemine ait tarihî eserleri bulunmaktadır. Bursa'nın tarihteki önemli bir yeri Osmanlı Devleti'nin ilk başkenti olmasıdır. Bursa turistik ve tarihi güzelliklerinin yanında; tarihi camileri, müzeleri, parkları alışveriş merkezleri, ve çarşısıyla bölgede öne çıkmaktadır. Tarihi çarşıları, ipek, kumaş, dokuma, havlu vb. tekstil ürünleri açısından çok zengin çeşitliliğe sahiptir. Bursa hediyelik eşya yönünden çok zengin çeşitliliğe sahip bir yerdir. bursa hediyelik eşya ne alınır diye baktığınızda hediyelik olarak aklınıza gelebilecek her türlü ürünü bulabileceğiniz bir yerdir. Giyim eşyasında, ev tekstiline, mutfak gereklerinden, yiyecek ürünlere kadar çok çeşitli yelpazeye sahip bir yerdir. Bursa hediyelik konusunda sizi doyuracak bir şehirdir.
Bursa Temalı Çanta
Bursa hediyelik eşyalar nelerdir diye araştırma yaptığınızda karşınıza çıkan ürünlerden biri Bursa temalı çanta çeşitleridir. Kanvas kumaştan yapılmış Bursa'ya özgü tasarlanmış bu çantalar dışarıda rahatça kullanabileceğiniz özelliktedir. Özellikle yaz ayları için kullanabileceğiniz otantik bir görünüme sahiptir.
Bursa Temalı Magnet
Bursa'ya özgü hediyelik eşya olarak tercih edebileceğiniz Bursa görselinden oluşan magnet ürünlerdir. Bursa hediyelik magnetler hediye olarak çeşitli seçeneklerde bulup alabilir, sevdiklerinize hediye olarak götürebilirisiniz. Bursa'ya özel tasarlanmış bu magnet ürünler taşıması kolay ve yer kaplamayan, buzdolaplarınız üzerinde kullanabileceğiniz şekilde üretilmiş ürünlerdir. Toptan hediyelik eşya Bursa'ya özgü magnet çeşitleri ile uygun fiyat seçeneklerini değerlendirerek alabilirsiniz.
Bursa Temalı Kupa
Bursa hediyelik eşya tercihi olarak kupa bardak ürünlerde alternatifler arasında yerini almaktadır. Kupa bardakları ev ve ofislerinizde çay, kahve, su içerken kullanabilirsiniz. Bursa temalı kupa hediyelik ürünleri sevdiklerinize hediye olarak alabilir onların her kullandıkça sizi hatırlamasını sağlayabilirsiniz. Hediyelik kupa Bursa teması ile farklı renk ve görsel resimlerle tasarlanmış ürünleri gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz. Ayrıca çarşı ve dükkanlardan satın alabilir veya online satış imkanı sunan siteleri inceleyip güvenli alışveriş yapabilirsiniz.
Bursa Temalı Küllük
Özgün bir şehir olan hediyelik ürünler açısından, otantik hediyelik Bursa temalı bir çok ürün çarşı ve dükkanlarda karşınıza çıkmaktadır. Küllük de bunlardan biridir. Ev ve ofislerinizde kullanabileceğiniz bu ürün, Bursa temalı görsel resimler içeren farklı renklerde tasarlanmış olarak hediye olarak tercih edebileceğiniz niteliklerdedir. Üzerinde geleneksel motiflerden süslenmiş el yapımı çini küllükler özellikleri ve otantik görünümü açısından farklı bir model hediyelik olmaktadır.
İpek Kumaş
Bursa ipek kumaşla adı özleşmiş bir şehirdir. İpek kumaş üretimi ile kaliteli üretim yaparak dünya genelinde meşhur olmuştur. Geçmişten günümüze kadar bu ününü koruyan Bursa ipek kumaşları hediyelik olarak sıklıkla tercih edilen ürünler arasında yer almaktadır. İpek kumaştan üretilmiş, şallar, eşarplar, fularlar, masa örtüleri, peçeteler, ev tekstili için kullanılan birçok ipek ürün vardır. Farklı renk ve desenlerde çarşılarda bulabileceğiniz çeşitlilik ve kalitede tercih edebileceğiniz özel hediyelikler arasında yer almaktadır.
Bursa Havlusu
Bursa ev tekstil konusunda meşhur bir yerdir. Bursa sanayi olarak gelişmiş bir şehir olmasının yanında tekstil fabrikaları ve tekstil üretimi olarak zengindir. Bursa havlusu olarak meşhur olmuştur. Bursa havlusunu evinizde ve çeyiz hediyeliklerinde kullanabilirsiniz. Çeyiz alışveriş ürünü olarak sıklıkla tercih edilen Bursa havlusu Türkiye’nin her yerinden gelip alışveriş yapanların ilk sırada aldıkları ürünler arasındadır.
Anjelik Reçeli
Bursa’da yetişen anjelik erik, lezzeti ve sağlıksal açıdan özellikleri itibariyle çok tercih edilen bir meyvedir. Anjelik erikten reçel yapılarak 12 ay tüketilen bu yiyecek hediye olarak da Bursa’dan götürülebilecek bir lezzet olarak, ziyaretçiler tarafından sıklıkla tercih edilir. Bursa’ya gidince mutlaka tatmanız ve almanız gereken bir lezzet olarak karşınıza çıkacaktır.
Kestane Şekeri
Bursa kestane ve kestane ürünleri ile ün yapmış bir yerdir. Kestane şekeri de bunlardan biridir. Bu tatlı olarak yapılan lezzetli şekerleme damak tadınıza hitap edebilecek özelliktedir. Bursa kestane şekeri, Bursa'ya gidenleri tatması ve hediyelik olarak sevdiklerine götürmesi gereken bir lezzettir. Ayrıca kestane sağlıklı açısından tercih edilen ürünlerdir. Ancak şeker hastaları onlara özel üretilen ürünleri tercih edebilirler.
İznik Çinisi
Bursa’nın İznik ilçesinde yapılan İznik çinisi, Osmanlı zamanında Çin'den gelen mavi ve beyaz seramiklerden etkilenerek ortaya çıkmış ve bu renklerin kullanımı ile yapılan çiniler İznik çinisi olarak kayıtlarda yer almaktadır. Osmanlı dönemde yapılan Bursa Yeşil Camii ve türbesinde (1421), Bursa Muradiye Camii'nde (1426) ilk olarak kullanılan İznik çinileri hala günümüzde etkinliği devam ettirmektedir. İznik çini motifleri kullanılarak yapılan bir çok hediyelik ürünleri Bursa’da bulabilirsiniz. İznik çini duvar tabağı, kaseler, tablolar, ve birçok farklı özellikte ürünler bulabilirsiniz.
Bursa Şeftalisi
Bursa bağları be bahçeleri ile zengin bir kültüre sahiptir. Bursa şeftalisi ile ünlü bir şehirdir. Bursa şeftalisinden yapılan ürünleri reçel, tatlı vs. çarşılarda bulabilirsiniz. Lezzeti açısından sıklıkla tercih edilen bir meyve türüdür. Bursa şeftalisini yaz aylarında bir çok yerde görebilir, satın alabilirsiniz. Bundan üretilen el yapımı reçelleri hediye olarak tercih edebilirsiniz.
Sonuç
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 5 Ağustos 1920’de ‘Pozantı Kongresi’nde yaptığı konuşma gibi; kurtuluştan kuruluşa giden bu zor yolda, yerli ve yabancı düşmanların olabileceğini anımsatan ve bunun için, Türk gençliğini ve Türk halkını uyanık olmaya çağırdığı, 5 Şubat 1933 akşamı Bursa halkına yaptığı konuşmanın özeti olan; “BURSA NUTKU” mutlaka okullarda, “Yurttaşlık Bilgisi” olarak öğretilmelidir… Bursa’nin özgün simgesi olan; “Bursa Nutku Sonsuzluk Anıtı”nı ziyaret etmeyi unutmayınız…
Bursa Gezim kapsamında, son olarak şu notu düşmek istedim; Bursa’nın köy ve ilçelerinde, Gemlik başta olmak üzere; İznik, Yenişehir, Orhangazi, Mudanya, İnegöl, Harmancık gibi pek çok ilçesinde, zeytin ve zeytinyağı mutfak kültürü, oldukça yaygındır… Bereketli bu topraklar üzerinde yapılan fabrikalar ve açılan maden ocakları ise, tarım ve yaşam alanlarını tehdit ediyor… Deprem bölgesi olan Bursa ve çevresindeki önlemlere uyulmalı ve güzelim Nilüfer beyazı Yeşil Bursa’yı bir tarım ve kültür şehri olduğu kadar, bir alternatif turizm potansiyeli olan, Anadolu’nun bir cennet köşesi olduğunu unutmadan korumalıyız, yaşatmalıyız ve tanıtmalıyız.. Nilüfer Beyazı Yeşil Bursa, yeni konuklarını, yeniden çağırıyor…
Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Nilüfer Belediyesi’ne teşekkürler…
Yoleri Gezgin Derviş-Modern Seyyah rehberliğinde; başka kültürleri ve doğal yaşam alanlarını, merakla keşfetmek ve belgelemek için yollardayım, yeniden… Yolunuz ve bahtınız açık olsun dostlar… Turizm, yurtiçi, bölge ve dünya barışının sigortasıdır, unutmayın… Doğayı ve insanlığın ortak kültürel-tarihi mirasını yaşatmak için, aşkla barış ve huzuru seçin… Sevginizi sebil eyleyin…
Bursalıların çok sevdiği ve değer verdiği; zor koşullarda Türkçemizin ve Türk Kültürünün yaşatılmasına katkı sağlayan; Kuvayı Milliye Destanı ve Şeyh Bedrettin Destanı yazarı, Büyük Türk Şairi Nazım Hikmet, Bursa Cezaevi’nde yaratken tanıştığı, dam arkadaşlarından ressam İbrahim Balaban ve İznik Gölü’nde Onat Kutlar ve Halil Ergun ile karameke avına çıkan, Müşküleli Çınarlı Köyü’nün efsanevi muhtarı Fevzi Kavuk’a selam olsun… Konuklarına bu kültür ve sanat miraslarını koruyan ve yaşatan emekçilerin otağı Nilüfer Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Merkezi’ni ziyaret etmeyi unutmayınız…
Su gibi aziz olmayı ve Su Perisi’nin dudak izinde yaşamı yaşamayı anımsatan Nilüfer Çayı, bize Bursa'nın hediyesidir. Ana vatanda ata tohum üretmenin hasatı, bereketli toprakların can damarı, yitik şarkıların ilk nağmesi, son nefesidir. Zaten yaşam da, tek nefeslik ömür dilimi değil mi? Öyleyse, sevgimizi sebil eyleyelim ve kıymetini bilelim...
Atamızın yorgunluğunu gideren, sevgili Safiye Ayla ve Müzeyyen Senar’ın kadife sesi yanı sıra; dil bayrağımız Türkçeyi güzel konuşan, söylediği sarkı ve aşk nağmeleriyle, gönülleri feth eden; Bursalı Sanatçı Zeki Müren’in sevilen şu şarkıları eşliğinde, kentten ayrılmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum…
“Sen Kimseyi Sevemezsin, Elbet Bir Gün Buluşacağız, Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar, Mihrabım Diyerek, Beklenen Şarkı, Eskimeyen Dost, İmkansız, Rüyalarda Buluşuruz, Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun, Büyüleyen Gözlerinle, Nasıl Geçti Habersiz, Kandil, Gitme Sana Muhtacım, Gözlerin Doğuyor Gecelerime, Aldığım Her Nefesin Birisi Senin, Gönül Penceresinden Ansızın Bakıp Geçtin, Senede Bir Gün, Bir Gülü Sevdim, Veda Busesi, Ben Zeki Müren…”
Dursun ÖZDEN (Gezi yazarı, Belgeselci, Şair)
Fotoğraf ve yazı kaynakça: www.dursunozden.com.tr




.jpg)














































































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.