"Gemlik'e doğru denizi göreceksin,
Sakın şaşırma..."
Türk edebiyatında bazı dizeler vardır ki yalnızca bir şiir değildir.
Bir şehrin hafızasıdır.
Bir kentin kartvizitidir.
Bir yolculuğun başlangıcıdır.

Orhan Veli Kanık'ın 1946 yılından Gemlik için yazdığı bu iki satır da işte tam olarak böyledir.
Yıllardır Bursa'dan Gemlik'e doğru inerken o tabelayı gördüğümüzde yalnızca bir yazıyla karşılaşmazdık.
Bir şair karşılar, ardından deniz görünürdü.
Bugün o tabela yerinde yok.
Haberi okuduğumda ilk aklıma gelen cümle şu oldu:
Artık şaşırmayacağız.
Çünkü son yıllarda şehirlerimizi şehir yapan değerlerin birer birer sessizce ortadan kaldırılmasına alıştık.
Şehirler yalnızca yollarla, binalarla, kavşaklarla kurulmaz.
Şehirler; hikâyeleriyle, sembolleriyle, şiirleriyle, kokularıyla ve hafızalarıyla yaşar.
Dünyanın en güçlü kent markalarına baktığınızda bunu çok net görürsünüz.
Paris denince akla Eyfel Kulesi gelir.
Londra denince Big Ben.
New York denince Özgürlük Heykeli.
Rio denince Kurtarıcı İsa Heykeli.
Sydney denince Opera Binası.
Bu yapılar yalnızca taş, beton ya da çelik değildir.
Şehirlerin marka kimliğidir.
İnsanlar binlerce kilometre yol yapar.
Fotoğraf çeker.
Paylaşır.
Anlatır.
Ve şehir, o sembol sayesinde hafızalarda yaşamaya devam eder.
Biz ise bazen bunun tam tersini yapıyoruz.
Bizi biz yapan değerleri önce sıradanlaştırıyor, sonra kaldırıyor, ardından neden turizmde istediğimiz noktaya gelemediğimizi tartışıyoruz.
Oysa kent markalaşması tam da bunun üzerine kuruludur.
Bir şehri diğerlerinden ayıran şey yalnızca doğal güzellikleri değildir.
Anlatabildiği hikâyelerdir.
Gemlik'in hikâyesinde Orhan Veli vardır.
Şiir ilk yayımlandığında birçok kişi "Bu kadar mı?" diye şaşırmıştır. Hatta Orhan Veli'ye yakın dostlarından Sabahattin Eyüboğlu, bu şiirin anlamını sorduğunda Orhan Veli'nin verdiği cevap çok meşhurdur:
"Ne söylediysem o."
Fakat aynı yazıda Eyüboğlu çok etkileyici bir yorum yapar. Ona göre Orhan Veli aslında şunu söylemektedir:
"Bir tepenin ardından çıkıveren deniz, bütün hayal cennetlerinden daha güzel, bütün yeniliklerden daha şaşırtıcıdır."
Belki de Orhan Veli bize sadece denizi göstermiyordu. Bazen en büyük mucizelerin, en beklenmedik anda karşımıza çıkacağını söylüyordu. Bugün bizi üzen ise denizin değil, o mucizeyi hatırlatan simgenin ortadan kaybolmuş olmasıdır.
İlk kez Gemlik'e gelen misafirleri o dizelerle karşıladık.
Belki farkında değildik ama o tabela, ücretsiz çalışan bir turizm elçisiydi.
Bugün dünyada destinasyon pazarlamasının en önemli kavramlarından biri "hikâye anlatıcılığı"dır.
Çünkü insanlar artık şehirleri değil...
Hikâyeleri ziyaret ediyor.
Bursa'nın da böyle hikâyeleri çoktur.
Tophane Saat Kulesi, Koza Han, Irgandı Köprüsü, Cumalıkızık, Gölyazı, Zindankapı, İnkaya Çınarı, Uludağ, İskender Kebabı, kestane şekeri...
Bunların her biri yalnızca bir mekân ya da ürün değildir.
Bursa'nın hafızasıdır.
Kent kimliğidir.
Marka değeridir.
İşte bu yüzden şehirlerin simgelerini korumak, aslında geleceğin turizmine yatırım yapmaktır.
Çünkü bir şehrin hafızasını silmeye başladığınız gün, gelecekteki turizm potansiyelini de silmeye başlarsınız.
Ancak ben yine de umut etmek istiyorum.
Umuyorum ki Gemlik Belediyesi bu haberi yalanlar ve "Merak etmeyin, daha güzeli geliyor." der.
Hatta bununla da yetinmez.
Orhan Veli'nin mirasına yakışır yaratıcı bir projeye imza atar.
İnternet üzerinden bir yarışma düzenler.
"Gemlik'e doğru denizi göreceksin... Sakın şaşırma!" dizelerinden ilhamla, en güzel şaşıran yüz fotoğraflarını seçer.
Kazanan fotoğrafı ya da fotoğrafları yeni tabelada kullanır.
Böylece o tabela yalnızca bir yön levhası olmaktan çıkar.
Yaşayan, konuşulan, sosyal medyada milyonlara ulaşan bir kent simgesine dönüşür.
Belki de insanlar artık yalnızca denizi görmek için değil, o tabelanın önünde şaşıran yüzleriyle fotoğraf çektirmek için de Gemlik'e gelir.
Çünkü şehirler yalnızca yollarını değil...
Hikâyelerini de yenileyebildikleri sürece yaşarlar.
Orhan Veli'nin Gemlik'e bıraktığı miras da tam olarak bunu hak ediyor.
Şaşırmayı unutmayan...
Hafızasına sahip çıkan...
Geçmişini geleceğe taşıyan bir kent olmayı...
Ve o zamana kadar...
Artık şaşırmayacağız.




.jpg)











































































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.