• BIST 109.666
  • Altın 156,594
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • Ankara -1 °C
  • Antalya 10 °C
  • İstanbul 14 °C
  • İzmir 9 °C
  • The Populist, İstanbul’un gözde lokasyonlarından Bebek’te sevenleriyle buluşuyor 
  • TÜRSAB'da  Genel Kurulun Ertelenmesine İlişkin Bakanlık Duyurusu yayınlandı
  • Alo "176" Turizm İhbar ve Şikayet Hattı
  • The Populist, İstanbul’un gözde lokasyonlarından Bebek’te sevenleriyle buluşuyor 
  • TÜRSAB'da  Genel Kurulun Ertelenmesine İlişkin Bakanlık Duyurusu yayınlandı
  • Alo "176" Turizm İhbar ve Şikayet Hattı

DÖRT MEVSİM GÜZELLİK

BORA ÖZGEN

Uçmakdere, Tekirdağ ilinin Şarköy ilçesine bağlı bir köy. Köyün Rumca'daki adı Vidimo olarak bilinmektedir. Rumlar zamanında önemli bir şarap üretim merkezi olarak faaliyet göstermiş. Ancak 1924 yılındaki mübadele ile köydeki Rumlar Yunanistan'a göç etmiş, Rumların yerlerine Selanik'in Mayadağ kazasından gelen Türkler yerleştirilmiş.

 

Gizemli Ganos fayının yarattığı sarp kayalıklar ve uçurumlarla kendini, günümüz şehirlerinden koruyan Uçmak dere"de dört mevsim ayrı bir güzellikte yaşanır. Köyün sahilinde çadır kampı bulunmaktadır. Ayrıca Ayvasıl mevkiinde yamaç paraşütü yapma imkânı da vardır. Sonbahar aylarında köy evlerinin önündeki mermer havuzlarda yapılan ve olgunlaşmaya bırakılan ev şarapları kış aylarında soba başı muhabbetlerinde açılmak üzere saklanır.

Doğal özellikleriyle Marmara kıyılarının ender köşelerinden biri Uçmakdere. Ganos Dağı eteğinden yol alırken, Marmara'yı hiç bu kadar yüksekten ve bu açıda görmediğinizi fark ederken, karşınızda uzanmış yatan Marmara Adası ve Hayırsız Ada'yla da selamlaşıyorsunuz. Uçmakdere kışın yağışlar nedeniyle geçit vermiyor ve köy, 3-4 ay mahsur kalıyor. "Uçmakdere Köyü", İstanbul'a sadece 200 km. uzaklıkta ve Tekirdağ'ı 34 km. geçince Marmara sahilinde yer alıyor. İnsan eli değmemiş doğal güzellikleriyle Marmara Bölgesi'nin ender kıyılarından olan Uçmakdere, kışın ulaşım zorluğu nedeniyle bozulmamış. Bu sayede harika doğa görsel lezzetler sunuyor.

Ganos Dağı eteğinde yol alırken, Marmara Denizi'ni, belki de hiç bu kadar yükseklikten ve böyle bir açıdan görmediğinizi fark edeceksiniz. Belki hiç bu kadar doğal olabileceğini de tahmin etmesiniz. Karşınızda uzanmış yatan bir dev gibi Marmara Adası, hemen önünde Hayırsız Ada duruyor. Birbirini takip eden koylar ve bitki örtüsü kızaran yaprakları ile üzüm kütükleri, ampul gibi yanan sarı, turuncu, kırmızı yapraklı ağaçlarıyla sonbaharı da bir başka güzel.

Geniş ve bozuk toprak yolu takip ederken ilk önce resim gibi bir köy çıkıyor karşınıza."Yeniköy"e daha girişte karşılıklı iki ev var ki, görünce şok oluyorsunuz. Evlerin pencereleri komşu çatlatan güzellikte çiçeklerle bezenmiş. Köye giripte bunları görünce sanki bir buket çiçekle karşılanmış gibi hissediyorsunuz kendinizi.

Toprak yola devam ederek Uçmakdere'ye varıyorsunuz. "Gözden uzak olan gönülden de uzak olur" atasözünü doğrularcasına kendi halinde bir görüntü sergileyen köy, adeta yağlı boya tablo gibi çıkıyor karşınıza. Tekirdağ'ın Şarköy ilçesine bağlı "Uçmakdere Köyü" ndesiniz. 500 yıllık anıt çınar ağacının yanından geçip köye girince tütün dizili ahşap evler dikkatinizi çekiyor. Ama önce Bahattin Kurt ile asırlık çınar ağıcı anılarını ve köydeki tarihi evi hakkında bilgi alıyoruz.Eşi hatice hanımın çiğ böreklerini ve buz gibi ayranını içtikten sonra yolamuza devam ediyoruz.

Uçmakdere sahilindeki anıt çınar ağaçları şemsiye gibi denize sarkmış. Pansiyon, restoran, büfe kışın kapalı ama buradaki kamp alanında piknik imkanı var. Tekel' in Güzel Marmara Şarap Fabrikası da yine aynı sahilde. Bahattin Kurt "öğünmek gibi olmasın ama Altınoluk' tan sonra bizim havamız gelir, hiç kirlilik yoktur, insan burada havayla suyla bile yaşar" diyor. Uçmakdere Köyü öyle bir yere kurulu ki, ne denizden görülebiliyor ne de yoldan. Tepelerden kaçmanın imkanı yok. Bu yüzden bugüne dek hiçbir olaya rastlanmamış. Hatta araçların ve evlerin kapısını penceresini kapamıyorlar. Köyün tarihi oldukça eski. Bir çok tarihi kalıntıya rastlamak mümkün.

Yapılan incelemede, mezar lahti ölçülerine uymamakla beraber lahit taşı gibi bir mermer dikkati çekiyor. Üzerinde çift başlı kartal kabartması üzerinde 1865 tarihi bulunuyor. İçki imalinde kullanılmış sarnıç, zamanın "şaraphanesi"nin bahçesinde bulunuyor. Bazı Rumca yazıların bulunduğu levhalar tuğla ve ahşap yapım Rum evlerinin dış yüzeyinde görülebiliyor. Bir kitabede köy girişindeki yazıtlı çeşmede görülebilir.Uçmak dere"ye doğaya, geçmişe insana ve birazcıkta şarap kokan soba başı sohbetlerine ortak olmaya gittik memnun kaldık  İstanbul"a kapı komşu olan Uçmakdere" ye en yakın bir zamanda gitmenizi doğayla içice doyasıya temiz havasını solumanızı tavsiye ederim.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Turizmin Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 216 481 51 21