Türkiye’nin zeytinle imtihanı, aslında sadece bir tarım hikâyesi değil; kültür, ekonomi ve zihniyetin iç içe geçtiği bir dönüşümün öyküsüdür.1950’lerde İspanya’nın Türkiye’den odun kömürü talebiyle başlayan süreç, Akdeniz ve Ege kıyılarındaki “Delice” zeytin ağaçlarının kesilmesiyle sonuçlandı. Limanlarda yükselen kömür tozu, gökyüzünü kaplayan kara bulutlar, aslında Türkiye’nin zeytin geleceğinin üzerine çöken metaforik bir gölgeydi.
ABD Ticaret Ateşesi’nin araştırması, bu kömürün otoyollarda dolgu malzemesi olarak kullanıldığını ortaya koydu. Yani Türkiye, en değerli ağaçlarını teknik faydası olmayan bir amaç uğruna yok etmişti.Delice ağacı, zeytin aşılamada en uygun türlerden biriydi. Türkiye bu fırsatı heba ederken, İspanya dünyanın en büyük zeytinyağı ihracatçısı haline geldi. Bizde ise margarin tüketimi teşvik edildi, Marshall Planı çerçevesinde milyonlarca zeytin ağacı sökülüp Avrupa’ya gönderildi. Yerine dikilen kavak ve çamlar ise alerji ve yangın riskinden başka bir şey getirmedi.
Zeytinyağına yönelik düşmanlık sadece ekonomik değil, kültürel bir kampanyayla da pekiştirildi. “Zeytinyağlı yiyemem aman” türküsü, yerli ve sağlıklı ürünleri küçümseyen bir zihniyetin sembolü oldu. Televizyon dizilerinde doktor tavsiyesiyle zeytinyağından uzak durulması, margarin reklamlarının evlere nüfuz etmesiyle birleşince, halkın zihninde zeytinyağı zararlı bir ürün gibi kodlandı.Binlerce yıllık zeytinyağı kültürü, kısa vadeli kazanç uğruna geri plana itildi. Bu sadece bir yağ tercihi değil, aynı zamanda bir kimlik kaybıydı. İnsanlar farkında olmadan kendi değerlerinden uzaklaştırıldı.
Bugün hâlâ zeytin ağacı bize sabrı öğretir. Yavaş büyür çünkü önce kök salar. Taşın arasına girer, suyun peşinden iner, toprağı tanır. Yukarıdan bakıldığında ağırkanlı görünür ama aslında sessizce güçlenir. Zeytin ağacı bir yılda değil, yüzyıllar boyunca ayakta kalmak için yaşar.Türkiye’nin zeytinle yaşadığı bu tarihsel kırılma, bize şunu hatırlatıyor: Gerçek güç hızda değil, sabırda birikir. Zeytin ağacının kökleri gibi, kültürümüzün de derinlere inmesi gerekir. Ancak o zaman gelecek nesiller, bu toprakların gerçek mirasını yeniden sahiplenebilir.




.jpg)










































































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.