• BIST 12140.32
  • Altın 6607.64
  • Dolar 49.3216
  • Euro 55.147
  • İzmir 22 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Antalya 25 °C
  • Ankara 14 °C
  • GlobeMeets Beşinci Buluşmasının Tarihlerini Açıkladı
  • Uluslararası MICE Endüstrisi Derneği 10. Yaşında!
  • TÜRSAB 26. Dönem Yönetimi Mazbatalarını Aldı
  • GlobeMeets Beşinci Buluşmasının Tarihlerini Açıkladı
  • Uluslararası MICE Endüstrisi Derneği 10. Yaşında!
  • TÜRSAB 26. Dönem Yönetimi Mazbatalarını Aldı

Güvenli Taşımacılık Bir Tercih Değil, Zorunluluktur

ÇİĞDEM DİNÇ

Bir ülkenin ulaşım başarısı, yalnızca ürettiği otobüslerle ve yaptığı yollarla değil, yolcularını ne kadar güvenle taşıdığıyla ölçülür.

Bugün 11 Ekim.

Geçtiğimiz haftalarda deniz ulaşımında, raylı sistemlerde ve İzmir-İstanbul Otoyolu’nun Manisa-Akhisar sapağında kazalar yaşandı. Bu kazalar aynı soruyu yeniden gündeme getirdi:

Taşımacılığın güvenli olması için daha neyi bekliyoruz?

Bu kazalar bize açık bir gerçeği gösteriyor. Güvenlik, olaydan sonra hazırlanan raporlarla veya yapılan açıklamalarla sağlanamaz.

Güvenlik; yolcu terminale gelmeden, sürücü direksiyon başına geçmeden, gemi limandan ayrılmadan ve tren hareket etmeden önce kurulmalıdır.

Aynı ulaşım zincirinde önlenebilir kazalar yaşanıyorsa, sorun yalnızca tek bir kişinin hatası değildir. Sorun; riskleri önceden görmeyen, denetlemeyen ve gerekli önlemleri zamanında almayan sistemdedir.

Türkiye’nin gelişmiş ulaşım altyapısı, güçlü araç sanayisi ve turizm taşımacılığında önemli bir deneyimi var. Buna rağmen önlenebilir kazalar yaşanıyorsa, artık “Kaza oldu, nedenini araştıralım” yaklaşımından çıkmalıyız.

Bunun yerine şu soruya odaklanmalıyız:

Bu kazayı neden önleyemedik?

Çünkü güvenli taşımacılık bir tercih değildir. Güvenli taşımacılık, kamu hizmetinin ve insan hayatına duyulan saygının zorunlu sonucudur.

Bugün, 11 Ekim’i güvenli taşımacılıkta yeni bir başlangıç yapalım. Güvenliği kâğıt üzerindeki bir hedef olmaktan çıkaralım. Onu her seferin değişmez kuralı hâline getirelim.

Şoförün adı bildiriliyor, peki yeterliliği ve dinlenme koşulları da sorgulanıyor mu?

Yolcu listesinin bildirilmesi önemlidir. Ancak yolcuyu taşıyan sürücünün yeterliliği, deneyimi, çalışma saatleri ve dinlenme koşulları da aynı titizlikle denetlenmelidir.

Sürücünün dinlenmesi, yalnızca takograf kayıtlarında görünen bir süre olarak değerlendirilmemelidir.

Otobüs içindeki gürültü, titreşim, yolcu hareketliliği ve operasyonel işler, kâğıt üzerindeki molayı gerçek bir dinlenmeye dönüştürmeyebilir.

Uzun mesafeli seferlerde sürücülere otobüsten ayrı, sessiz, temiz, güvenli ve insan onuruna uygun dinlenme alanları sağlanmalıdır.

Mola tesislerinde uyuma, duş, lavabo ve kişisel ihtiyaç imkânları bulunmalıdır. Sefer planları da sürücünün bu alanlardan yeterli süre yararlanabileceği şekilde hazırlanmalıdır.

Dinlenme süresi bagaj, temizlik veya başka görevlerle bölünmemelidir.

Çünkü yorgun bir sürücünün direksiyon başına geçmesi, tüm yolcuların hayatını riske atar.

Sefer öncesinde sürücü, araç, yolcu listesi ve güzergâh bilgilerinin eşleştirildiği dijital bir sistem kurulmalıdır.

Böylece bildirilen sürücü ve araçla sefere çıkanların aynı olup olmadığı denetlenebilir.

Yolcu listesinin eksiksiz olması, yolculuğun güvenli olduğu anlamına gelmez.

Direksiyon başında deneyim kadar doğru karar da önemlidir

Sürücülük yalnızca aracı kullanmak değildir.

Sürücü; riskleri önceden görmeli, güzergâhı bilmeli ve tehlikeli durumlarda doğru karar verebilmelidir.

Manisa-Akhisar sapağındaki kazanın ardından yalnızca olay anındaki sürüşe bakılmamalıdır. Seferin nasıl planlandığı da incelenmelidir.

Güzergâh önceden incelenmiş miydi?

Navigasyon veya operasyon planlamasında bir eksiklik var mıydı?

Sürücü yeterince dinlenmiş miydi?

Dinlenme süresini gerçekten uygun koşullarda geçirebilmiş miydi?

Otoyolda geri geri gitmek gibi tehlikeli bir davranış, yalnızca bireysel hata olarak değerlendirilmemelidir.

Planlama, eğitim, denetim ve yorgunluk faktörleri birlikte araştırılmalıdır.

Turizm taşımacılığında sürücülere düzenli ve uygulamalı eğitim verilmelidir. Bu eğitimlerde ileri sürüş, savunmacı sürüş, risk algılama, kriz yönetimi ve yolcu güvenliği ele alınmalıdır.

Eğitimler tek seferlik sertifikalarla sınırlı kalmamalıdır. Belirli aralıklarla yenilenmeli ve uygulamalı olarak değerlendirilmelidir.

Araç ve sefer güvenliği kâğıt üzerinde kalmamalı

Modern bir otobüs, tek başına güvenli yolculuk anlamına gelmez.

Fren ve lastik sistemleri, acil çıkışlar, emniyet kemerleri ve diğer teknik unsurlar her sefer öncesinde kontrol edilmelidir.

Eksiklik giderilmeden araç sefere çıkarılmamalıdır.

Yolculara emniyet kemeri kullanımı konusunda bilgi verilmelidir. Bu konu yalnızca kişisel tercihe bırakılmamalıdır.

Güvenlik, araç muayenesi belgesinden ibaret değildir. Güvenlik, her seferde uygulanan kontrol ve denetimlerle sağlanır.

Deniz ve demir yolu taşımacılığında da aynı sorumluluk geçerlidir.

Gemilerde teknik yeterlilik, yolcu kapasitesi, can yelekleri, acil çıkışlar, mürettebat eğitimi ve tahliye planları düzenli olarak denetlenmelidir.

Trenlerde ise bakım, sinyalizasyon, işletme prosedürleri ve personel yeterliliği sürekli kontrol edilmelidir.

Farklı ulaşım türlerinin teknik kuralları değişebilir. Ancak temel ilke aynıdır:

Riskler önceden belirlenmeli, kontrol mekanizmaları kâğıt üzerinde bırakılmamalıdır.

Avrupa’daki uygulamalardan yararlanmalıyız

Avrupa’da da ulaşım kazaları yaşanıyor.

Ancak sürücülerin çalışma ve dinlenme sürelerinin takibi, dijital takograf denetimleri, araçların teknik uygunluğu, taşımacı firmaların sorumluluğu ve kaza verilerinin sistematik analizi önemli dersler sunuyor.

Bu yaklaşımda yalnızca sürücünün kaç saat dinlendiğine bakılmıyor. Nerede ve hangi koşullarda dinlendiği de değerlendiriliyor.

Biz de kazaları yalnızca sürücünün, kaptanın, makinistin veya aracın hatasına indirgememeliyiz.

Yetersiz dinlenme, kötü planlama, uygun olmayan mola alanları ve etkisiz denetim aynı zincirin halkaları olabilir.

Peki, ne yapmalıyız?

Güvenli taşımacılık için sorumluluklar, süreler ve ölçülebilir hedefler açıkça belirlenmelidir. Bu amaçla aşağıdaki politika planı uygulanmalıdır:

1. Dijital Sefer Güvenliği Sistemi kurulmalıdır.

Sorumlu kurum: Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı; ilgili genel müdürlükler, Emniyet Genel Müdürlüğü ve sektör temsilcileri.

Süre: İlk altı ay içinde yüksek riskli hatlarda pilot uygulama; bir yıl içinde ülke genelinde yaygınlaştırma.

Uygulama: Araç, sürücü, yolcu listesi, güzergâh, sefer saati, bakım ve dinlenme bilgileri tek bir doğrulama sistemi üzerinden eşleştirilmelidir.

Ölçülebilir hedef: İlk altı ayda en az 10 yüksek riskli güzergâhta pilot uygulama başlatılmalı; bir yıl sonunda şehirlerarası otobüs seferlerinin en az yüzde 90’ı sistem üzerinden doğrulanmalıdır.

2. Sürücü yeterliliği uygulamalı olarak değerlendirilmelidir.

Sorumlu kurum: Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı sürücü eğitim merkezleri, meslek odaları ve taşımacı firmalar.

Süre: İlk 90 gün içinde eğitim ve değerlendirme standardı yayımlanmalı; altı ay içinde uygulamalı sınavlar başlatılmalıdır.

Uygulama: İleri sürüş, savunmacı sürüş, kriz yönetimi, yorgunlukla mücadele, yolcu güvenliği ve güzergâh riskleri konusunda düzenli eğitim verilmelidir.

Ölçülebilir hedef: Bir yıl içinde aktif şehirlerarası otobüs sürücülerinin tamamı yenileme eğitimine alınmalı; her sürücü en az iki yılda bir uygulamalı değerlendirmeden geçirilmelidir.

3. Gerçek dinlenme koşulları güvence altına alınmalıdır.

Sorumlu kurum: Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, yerel yönetimler ve taşımacı firmalar.

Süre: İlk 90 gün içinde mevcut mola noktaları denetlenmeli; bir yıl içinde yüksek yoğunluklu güzergâhlarda asgari standartlar tamamlanmalıdır.

Uygulama: Sürücüler için otobüsten ayrı, sessiz, temiz ve güvenli dinlenme alanları oluşturulmalıdır. Bu alanlarda yatak veya uyuma imkânı, duş, lavabo ve kişisel ihtiyaç bölümleri bulunmalıdır.

Ölçülebilir hedef: İlk altı ayda yüksek yoğunluklu 20 güzergâhtaki mola tesislerinin tamamı denetlenmeli; bir yıl içinde bu güzergâhlardaki tesislerin en az yüzde 80’i asgari dinlenme standardını karşılamalıdır.

4. Çalışma ve dinlenme süreleri etkin biçimde denetlenmelidir.

Sorumlu kurum: Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve ilgili denetim birimleri.

Süre: İlk 30 gün içinde denetim yöntemi yayımlanmalı; ilk 90 gün içinde risk temelli saha denetimleri başlatılmalıdır.

Uygulama: Takograf kayıtları, sefer planları, mola süreleri ve sürücünün dinlenme alanını gerçekten kullanıp kullanmadığı birlikte incelenmelidir. Dinlenme süresi bagaj, temizlik veya başka operasyonel işlerle bölünmemelidir.

Ölçülebilir hedef: İlk yıl içinde yüksek riskli firmaların tamamı en az bir kez habersiz denetlenmeli; dinlenme ihlallerinde bir yıl içinde en az yüzde 30 azalma sağlanmalıdır.

5. Sefer öncesi zorunlu güvenlik kontrolü uygulanmalıdır.

Sorumlu kurum: Taşımacı firmalar; denetim ve standartlardan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı sorumlu olmalıdır.

Süre: İlk 30 gün içinde ortak kontrol listesi yayımlanmalı; 60 gün içinde tüm firmalarda uygulanmaya başlanmalıdır.

Uygulama: Frenler, lastikler, emniyet kemerleri, acil çıkışlar, yangın söndürücüler, aydınlatma ve iletişim ekipmanları her sefer öncesinde kontrol edilmelidir.

Ölçülebilir hedef: Bir yıl içinde şehirlerarası otobüs seferlerinin en az yüzde 95’inde dijital veya doğrulanabilir sefer öncesi kontrol kaydı bulunmalıdır. Kritik eksiklik tespit edilen araçların sefere çıkışı yüzde 100 oranında engellenmelidir.

6. Güzergâh ve operasyon planlaması standartlaştırılmalıdır.

Sorumlu kurum: Taşımacı firmalar; teknik çerçeveden Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü sorumlu olmalıdır.

Süre: İlk 90 gün içinde yüksek riskli güzergâhlar belirlenmeli; altı ay içinde standart güzergâh risk dosyaları hazırlanmalıdır.

Uygulama: Yol çalışmaları, tehlikeli kavşaklar, mola noktaları, alternatif rotalar, hava koşulları ve acil durum iletişim bilgileri sefer öncesinde sürücüye bildirilmelidir.

Ölçülebilir hedef: İlk altı ayda en az 50 yüksek riskli güzergâh için güncel risk dosyası hazırlanmalı; bu güzergâhlarda sürücü bilgilendirme kaydı yüzde 100’e çıkarılmalıdır.

7. Deniz taşımacılığında acil durum kapasitesi güçlendirilmelidir.

Sorumlu kurum: Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Denizcilik Genel Müdürlüğü, liman başkanlıkları ve işletmeci firmalar.

Süre: İlk 90 gün içinde gemi ve liman bazlı risk değerlendirmeleri tamamlanmalı; altı ay içinde tatbikat programları uygulanmalıdır.

Uygulama: Teknik yeterlilik, yolcu kapasitesi, can yelekleri, acil çıkışlar, mürettebat eğitimi, tahliye planları ve kötü hava prosedürleri denetlenmelidir.

Ölçülebilir hedef: Yolcu taşıyan tüm gemiler yılda en az iki tahliye veya acil durum tatbikatı yapmalı; tatbikat sonuçları ve eksiklik giderme planları kayıt altına alınmalıdır.

8. Demir yolu güvenliği için bakım ve işletme denetimleri güçlendirilmelidir.

Sorumlu kurum: Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları ve ilgili demir yolu işletmecileri.

Süre: İlk 90 gün içinde kritik hat ve tesislerin risk envanteri çıkarılmalı; bir yıl içinde yüksek riskli eksikliklerin tamamı giderilmelidir.

Uygulama: Bakım, sinyalizasyon, işletme prosedürleri, personel yeterliliği ve acil durum iletişimi bağımsız denetimlerle incelenmelidir.

Ölçülebilir hedef: Kritik güvenlik eksikliklerinin yüzde 100’ü 12 ay içinde kapatılmalı; tüm yolcu trenlerinde yılda en az bir acil durum tatbikatı yapılmalıdır.

9. Taşımacı firmaların güvenlik performansı izlenmelidir.

Sorumlu kurum: Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı; taşımacı firmalar, meslek odaları ve bağımsız denetim kuruluşları.

Süre: İlk altı ay içinde performans göstergeleri belirlenmeli; bir yıl içinde yıllık raporlama sistemi kurulmalıdır.

Uygulama: Kaza, ihlal, bakım, eğitim, sürücü dinlenmesi, sefer öncesi kontrol ve yolcu şikâyetleri birlikte değerlendirilmelidir.

Ölçülebilir hedef: Bir yıl içinde tüm yetkili taşımacı firmaların güvenlik performans raporu hazırlanmalı; raporlar yılda en az bir kez kamuoyuna açıklanmalıdır.

10. Kazalar bağımsız ve sistematik biçimde incelenmelidir.

Sorumlu kurum: Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bünyesinde, ilgili ulaşım türlerinden bağımsız çalışan bir kaza inceleme ve güvenlik kurulu.

Süre: İlk 60 gün içinde kurulun görev, yetki ve raporlama usulleri belirlenmelidir.

Uygulama: Kazalarda yalnızca sürücü veya personel hatası değil; planlama, bakım, eğitim, denetim, dinlenme ve işletme kararları da incelenmelidir.

Ölçülebilir hedef: Ölüm veya ağır yaralanmayla sonuçlanan her kazaya ilişkin ön rapor 60 gün içinde, nihai rapor 180 gün içinde yayımlanmalıdır. Her raporda en az üç düzeltici ve önleyici faaliyet ile sorumlu kurum ve tamamlanma tarihi belirtilmelidir.

Bu çalışmalar kamu kurumları, taşımacı firmalar, sürücü eğitim merkezleri, sivil toplum kuruluşları, turizm birlikleri ve sektör temsilcilerinin iş birliğiyle yürütülmelidir. Ancak iş birliği, sorumluluğun belirsizleşmesi anlamına gelmemelidir. Her tedbir için tek bir koordinatör kurum, açık bir süre ve ölçülebilir bir hedef belirlenmelidir.

Sektör protokolü ve denetim takvimi

Sektör kuruluşları da bu sürecin dışında kalmamalıdır. TÜRSAB, TOFED, ilgili meslek odaları, liman ve demir yolu işletmeleri, taşımacı firmalar ve sürücü eğitim merkezleri, 60 gün içinde Güvenli Taşımacılık Protokolü imzalamalıdır.

Bu protokol kapsamında:

Her sefer öncesi araç ve ekipman kontrolü kayıt altına alınmalı,
Sürücülerin gerçek dinlenme koşulları belgelenmeli,
Dinlenme süresi bagaj, temizlik veya başka görevlerle bölünmemeli,
Eksiklik giderilmeden sefere çıkılmaması ilkesi uygulanmalı,
Yolculara emniyet kemeri, acil çıkış ve tahliye prosedürleri hakkında bilgi verilmeli,
Firmaların güvenlik performansı düzenli olarak ölçülmeli ve paylaşılmalıdır.
İlk 30 gün içinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı koordinasyonunda mevcut riskler ve denetim açıkları ülke genelinde tespit edilmeli; otobüs, gemi ve tren işletmeleri için ortak asgari güvenlik kontrol listeleri yayımlanmalıdır.

İlk 90 gün içinde yüksek riskli güzergâhlarda ve yoğun kullanılan terminallerde saha denetimleri başlatılmalı; taşımacı firmaların sürücü dinlenme kayıtları, bakım belgeleri, eğitim durumları ve sefer planları incelenmelidir.

İlk altı ay içinde dijital sefer güvenliği sistemi yüksek riskli hatlarda pilot olarak uygulanmalı; deniz ve demir yolu işletmelerinde acil durum ve tahliye tatbikatları tamamlanmalıdır.

Bir yıl içinde güvenlik performansı izleme ve raporlama sistemi ülke genelinde işler hâle getirilmeli; kaza, ihlal, bakım, eğitim ve dinlenme verileri yılda en az bir kez kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Kamu kurumları bu takvimin uygulanmasını yalnızca belge üzerinden değil, sahada ve habersiz denetimlerle kontrol etmelidir. Denetim sonuçları, tespit edilen eksiklikler, verilen düzeltme süreleri ve uygulanan yaptırımlar kamuoyuna açık biçimde yayımlanmalıdır.

Son söz: Bugün bir milat olsun

Turizm taşımacılığı yalnızca insanları bir noktadan diğerine götürmek değildir.

Turizm taşımacılığı, insanların hayatlarını ve bize duydukları güveni taşımaktır.

Bir otobüste yolcular sürücüye ve işletmeye güvenir.

Bir feribotta mürettebata ve geminin teknik yeterliliğine güvenir.

Trende ise raylı sistemin bakımına, sinyalizasyonuna ve işletme düzenine güvenir.

Bu güvenin karşılığı yalnızca konforlu araçlar ve zamanında ulaşım olamaz.

En temel sorumluluğumuz, insanların sağ salim varış noktasına ulaşmasını sağlamaktır.

Bu nedenle sürücülerin insan onuruna uygun koşullarda dinlenmesi zorunluluktur.

Teknik kontroller eksiksiz yapılmalıdır.

Denetimler etkinleştirilmelidir.

Artık genel temennilerle yetinme zamanı geçmiştir.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Karayolları Genel Müdürlüğü, ilgili denizcilik ve demir yolu otoriteleri ile yerel yönetimler, 30 gün içinde ortak bir “Güvenli Taşımacılık Eylem Planı” hazırlayıp kamuoyuna açıklamalıdır.

Bu planın koordinasyonundan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı sorumlu olmalı; her ulaşım türü için görevli kurum, uygulanacak tedbir, ayrılan kaynak, başarı göstergesi, denetim yöntemi ve raporlama tarihi açıkça belirtilmelidir.

Bugün, 11 Ekim 2026, güvenli taşımacılık için bir milat olsun. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 30 gün içinde eylem planını açıklasın; ilk 90 gün içinde denetimler başlasın; altı ay içinde pilot uygulamalar tamamlanıp sonuçları yayımlansın; bir yıl içinde sistem ülke genelinde işler hâle gelsin.

Bir sonraki kazayı beklemeden, sorumluluğu birbirine devretmeden ve güvenliği kâğıt üzerinde bırakmadan harekete geçmeliyiz.

Çünkü yollarımız ne kadar iyi, araçlarımız ne kadar modern olursa olsun, insan hayatını merkeze almayan bir sistem eksiktir.

Kazalar kader değildir. Önlenebilir riskleri bilip önlem almamak yalnızca bir ihmal değildir. Bu durum, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken ortak bir sorumluluktur.

Güvenli taşımacılık bir temenni değil, her seferde yerine getirilmesi gereken bir taahhüttür.


 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 27 Şubat 2007 Turizmin Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 216 481 51 21