• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Ankara 22 °C
  • Antalya 31 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 24 °C
  • Bir Havuzdan Çok Daha Fazlası Therapıa Spa’da
  • İstiklal Terrace kapılarını açtı
  • Alo "176" Turizm İhbar ve Şikayet Hattı
  • Bir Havuzdan Çok Daha Fazlası Therapıa Spa’da
  • İstiklal Terrace kapılarını açtı
  • Alo "176" Turizm İhbar ve Şikayet Hattı

KRİZİN TÜRKİYE TURİZMİNE ETKİLERİ

KONUK YAZAR

ULUSLARARASI EKSENLİ KRİZLERİN  MEDYA KANALIYLA TÜRKİYE İMAJINA YANSIMALARI SÜRECİNDE TÜRKİYE TURİZMİNE  ETKİLERİ

Son yıllarda ülke ekonomilerini en çok etkileyen unsurların başında krizler gelmektedir. Ülke içinde gerçekleşen krizler yanında, ülkenin coğrafyası ve iradesi dışında gerçekleşen uluslar arası krizler, ulusal krizler kadar ülkede olumsuz etki yaratmaktadır. Uluslararası odaklı krizler, ülke imajını da olumsuz etkilediği mutlaktır. Medyanın bu olumsuz etkileşimi tetiklediği ve daha geniş bir alana yaydığı da bir gerçektir.

Krizler, turizm gibi talep esnekliği büyük sektörlerde daha etkin olmaktadır. Talebin esnek oluşu, turizmi krizlerin olumsuz yansımalarının en fazla görüldüğü sektörlerden birisi haline dönüştürmüştür. Ulusal ve uluslararası boyutlarda yaşanan herhangi bir kriz ortamı (ekonomik, politik, doğal vb.) en çok turizm sektörünü etkilemektedir. Turizmin ülke ekonomisinde katma değer yaratan sektör olma özelliği, turizme doğrudan ve dolaylı bağımlı tüm sektörlere de yansımakta, böylece krizler ülkelerin mikro ve makro ekonomik dengelerinde olumsuzluk yaratmaktadır.

İşletmecilik biliminde krizi ortaya çıkaran pek çok faktör sıralanabilir. Bu faktörleri “işletme içi faktörler” ve “işletme dışı faktörler” olarak temelde iki ana gruba ayırmak mümkündür. İşletme içi faktörler (üst yöneticilerin yetersizlikleri, bilgi toplama ve deneyim eksikliği, işletmenin özellikleri, üretim esnasında işgörenlerin hataları vb.) konumuz dışında kalmakla birlikte, krizlerin çabuk aşılmasında bu etkenleri gözardı etmek de kuşkusuz olası değildir.

Krize yol açan  etkenlerin önemli bir kısmını ise “işletme dışı faktörler” oluşturmaktadır.  Bu faktörler arasında siyasal krizler (hükümet düşüşleri, seçim süreci, politik gerginlikler vb.); ideolojik krizler (terör, tedhiş eylemleri); doğal felâkete dayalı krizler (deprem, yanardağ patlaması, sel, hortum vb.) ve ekonomik krizler (yüksek enflasyon, devalüasyon, ihracat daralması vb.) sayılabilir.


Tüm bu faktörler aslında birbirleriyle özdeş bir dizi toplumsal sonuçları da beraberinde getirmektedir. İşsizlik, göç, iflaslar, adli olaylardaki artış bunlardan yalnızca birkaçıdır. Özellikle Türkiye gibi ekonomide kurumsallaşma sürecini henüz tamamlayamamış, henüz siyasal istikrarı tam anlamıyla sağlayamamış ülkelerde dış etkenlerin krizlere sıkça neden olduğu ve bu krizlerin de yukarıdaki toplumsal sonuçları beraberinde getirdiği görülmektedir.


Turizm, Türkiye"de hızla büyüyen sektörlerden biridir. Ancak krizler zaman zaman turizmin büyüme hızını yavaşlatmış, hattâ durdurmuştur. Örneğin 1999'da, 1998"e oranla yüzde 25 gibi rekor bir büyüme kaydedileceği öngörülmüştü. Ancak, 1999-Şubat sonu itibariyle başlayan süreçte Türkiye aleyhine koparılan fırtınalar, abartılmış haberler ve adeta iç savaş yaşanıyormuş gibi yapılan propagandalar, insanların Türkiye ile ilgili düşüncelerini yeniden gözden geçirmelerine neden olmuştur.

Özellikle uluslararası medya abartılı yayınlar yaparken, ulusal bazdaki bazı görsel yayın organları da terör haberlerini öne çıkararak krizin gelişmesine katkıda bulunmuştur.  Terör örgütü taraftarlarının Avrupa başkentlerinde yaptığı gösteriler ve Türk turizmine yönelik tehditleri Avrupalıları endişelendirmiş, 1999 başında varolan güzel görüntülü hava, Mart başından itibaren yerini kapkaranlık bir havaya bürümüştür.


Dünyada küreselleşme, kitle iletişim teknolojisindeki hızlı gelişim ile birleşince medyanın toplumlar üzerindeki etkinliği de artmıştır. Bu nedenle medya kuruluşları, haberleri kamuoyuna yansıtırken toplumsal sorumluluklarının bilinciyle, haberleri –gerçekten uzaklaşmaksızın- süzerek aktarmalarının önemi büyüktür. Süzme-haber, “kriz odaklı haberlerin, ülke çıkarı doğrultusunda, gerektiğinde yasal zorunluluk olmaksızın medya aracılığıyla kamuoyuna elenerek yansıtılması ve bunun gerçekleştirilmesi için medya çalışanlarının bilinçlendirilmesi sürecinin bütünü” olarak tanımlanmaktadır (Küçükaltan, 2004).

Süzme-haber uygulamasında, krizin medyada yer alma sıklığı en aza indirilmektedir. Çünkü yoğun sıklıkla yansıyan haberin kasıtlı olduğu vurgusunun da yapılması mümkündür. Örneğin Çeçen asıllı eylemcinin 3 Mayıs 2002"de İstanbul-The Marmara Oteli"ndeki eylemi, Fransız
görsel medyasınca her yarım saatte bir tekrarlanan “reklam spotu” şeklinde kamuoyuna yansıtılmıştı (Milliyet, 5.5.2002:8). 

Örneğin ETA Terör örgütünün saldırılarını adeta rutinleşen, dünyanın en önemli turist çekim merkezi İspanya"da yayınlanan “El Pais” Gazetesi, bir eylem sonrası eylemin yabancı kamuoyundaki etkisini azaltabilmek için “ETA"ya Rağmen Tatil Sürüyor” manşetini atarak; ”Birçok yaz ayından bu yana, ETA hep benzer bombaları sahillere göndermiştir. Ancak bunların hiçbiri İspanya"nın turistik etkisinin sahip olduğu rekoru engelleyemeyecektir!” şeklinde açıklama getirmiştir (Dernieres Nouvelles D"Alsace, 23.07.1996:5).  

Medyanın, krizlerin etkisinin azaltılmasında veya yaygınlaştırılmasında önemli aktörlerden olduğu tüm dünyada kabul edilmektedir. Örneğin 11 Eylül 2001"de Amerika"daki İkiz Kulelere yapılan saldırının hemen ardından Aeromexico ve Mexicana şirketlerinin 6 milyon dolar kayba uğradıkları iddia edilmiştir. Yine bu saldırının ardından “US Days” isimli bir dergi tarafından yayınlanan anket sonucunda, ulusal ve uluslar arası medyadaki yansımaları nedeniyle, ABD"de iş seyahatlerinin yarısının, tatil amaçlı gezilerin de %60"ının iptal edildiği vurgulanmıştır (Girvan, 2002).
Medyanın krizler karşısında, “krizi genişleten” konumdan, “krizi dizginleyen konuma” erişmesi önem taşımaktadır.


Küreselleşme, yalnızca ülkelerarasında teknoloji, emek ve sermaye akışı değildir. Küreselleşme aynı zamanda teknoloji, emek ve sermayenin olumsuzluklarının da kriz biçimine dönüşerek, ülkenin coğrafi ve ekonomik sınırlarının ötesine yayılmasıdır. Küreselleşmenin kriz biçiminde en fazla etkisini gösterdiği sektörlerin başında turizm gelmektedir. Çünkü turizmin ve küreselleşmenin, uluslararası boyutları nedeniyle, medyanın da tetiklemesiyle krizleri kolayca taşıyıcı etkisi bulunmaktadır.


Medyanın; kriz öncesi, kriz esnası ve kriz sonrasında ticari çıkarların dışına çıkılarak, ulusal çıkarların yanında yer almaları doğrultusunda “ etik ilkelerin” kayıtsız şartsız uygulanmasını mümkün kılacak düzenlemelerin hayata geçirilme zamanının artık çoktan geldiği kolayca gözlenmektedir.        

Şu anda da  doların ve euronun paritesinin yükselip düşmesiyle yaşanan ekonomik krizin etkileri tartışılmakta ve turizme etkilerinin neler olacağı konusunda her gün yeni yaklaşımlar ve yorumlar getirilmekte.Tabii ki böylesi krizden Türk turizminin olumsuz etkilenmemesi mümkün değildir.Hükümetin alacağı önlemler paketinde turizm için de bir dizi önlemlerin alınması kaçınılmazdır kuşkusuz.Ayrıca medyanın Türk turizminin krizden daha az yara alır şekilde atlatılmasında rolü yadsınamazdır.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Turizmin Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 216 481 51 21