• BIST 120.792
  • Altın 307,340
  • Dolar 6,0485
  • Euro 6,5545
  • İzmir 9 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Antalya 10 °C
  • Ankara 1 °C
  • Turizminsesi Dijital Dergi Kapağını kırmızı fon üstünde anahtarlı kalp ve gül ile süsledik
  • Turizminsesi Dijital Dergisi Ocak 2020 Sayısı Yayında
  • Turizminsesi Dijital Dergi Aralık Sayısı Yayında
  • Turizminsesi Dijital Dergi Kapağını kırmızı fon üstünde anahtarlı kalp ve gül ile süsledik
  • Turizminsesi Dijital Dergisi Ocak 2020 Sayısı Yayında
  • Turizminsesi Dijital Dergi Aralık Sayısı Yayında

ULUSOY'DAN BAYER'E YANIT GELDİ

ULUSOY'DAN BAYER'E YANIT GELDİ
Başaran Ulusoy, Yalçın Bayer'in Hürriyet gazetesinde “Turing'in mal varlığı iştah kabartıyor” başlığı ile kaleme almış olduğu köşe yazısına cevap yazısı gönderdi

TURİZMİN SESİ


TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, Hürriyet Gazetesi'nde TURING ile ilgili bir yazı kaleme alan Yalçın Bayer'e kurumda yaşanan yönetim krizi sürecini ve TURING'in mal varlığına dair bilgilerini içeren bir cevap yazısı gönderdi. Ulusoy'un Bayer'a cevaben gönderdiği yazıyı dikkatinize sunuyoruz

Sayın Bayer, Gazetenizin, 08.07.2012 (bugünkü) tarihli nüshasında, “Yeter Söz Milletin” isimli köşenizde, “Turing'in mal varlığı iştah kabartıyor” başlığı ile kaleme almış olduğunuz yazınızı okumuş bulunmaktayım. Gerek Hürriyet Gazetesi'nin, gerekse şahsınızın dürüst ve gerçek haber anlayışı ile hareket ettiğİ Cumhuriyetimizin ilanı ile yaşıt olan Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu'nun taşıdığı misyon, önem ve değeri, 2003 yılında vefat edene kadar bu kurumun yöneticiliğini üstlenmiş olan merhum Çelik Gülersoy hakkındaki duygu ve düşüncelerinize, bu doğrultudaki saptamalarınıza katılmamak mümkün değil. Ancak, neredeyse yazınızın tamamını içeren iddia ve tespitlerle ilgili hususların, ne yazık ki asılsız ve gerçek dışı bir biçimde tarafınıza aktarılmış olduğunu üzülerek okumuş bulunmaktayım. Keşke bunları köşenizde yayınlamadan önce görüşme fırsatımız olabilseydi.

1) Merhum Çelik Gülersoy'un vefatını takiben bu göreve gelen merhum Ferit Epikmen, Türk turizm camiasına çok uzun yıllar şerefi ile hizmet vermiş, 1991 – 93 yılları arasında başkanlığını yürütmüş olduğum TÜRSAB yönetiminde mesai arkadaşım olmuş, beyefendi bir kişiydi. Döneminde gerçekleşen bir Genel Kurul'da, yönetim olarak sunulan faaliyet raporunun Genel Kurulun onayından geçmemesi üzerine Kurumun yönetimi, kayyuma teslim edilmiştir. 10.11.2007 yılında Ferit Epikmen'in vefatı üzerine ise başkanlık görevini bir süre Mustafa İsen beyefendi üstlenmiş olup, daha sonra bu görev Uğur İbrahimhakkıoğlu tarafından sürdürülmeye başlanmıştır.

2) Sayın İbrahimhakkıoğlu'nun başkanlık döneminde Kurum, bir duraklama dönemi yaşamış olup, bu süre zarfında yani 2011 yılının Mayıs ayına kadar da bu dönem bu şekilde devam etmiştir.

3) 31.05.2011 tarihinde ise Sayın Uğur İbrahimhakkıoğlu'nun da bulunduğu Yönetim Kurulu'na mahkeme tarafından kayyum olarak atandım.
Burada hemen bir düzeltme yapmak istiyorum. Şöyle ki; yazınızda, Cumhurbaşkanlığı tarafından Turing'e kayyum olarak atandığım şeklinde bir anlam çıkıyor. Ancak, sizin de çok iyi bildiği gibi, kayyumları Cumhurbaşkanlığı değil, mahkemeler atar. Dolayısıyla, ben de mahkeme tarafından kayyum olarak atandım. Ne Cumhurbaşkanlığı, ne de Başbakanlık Makamının bu konuda herhangi bir dahli olmamıştır.
Kaldı ki, 31.05.2011 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında ben Kurumun başkanlığına seçildim. Kaldı ki, daha önce, Kurumun yönetimine aday olduğum ve seçilemediğim iddiası da tamamıyla gerçek dışı ve asılsızdır. Zira; şahsınızın çok iyi takip ettiğini bildiğimden tekrar etmekte bir sakınca görmüyorum: Ben, olmam gerektiğine inandığım hiçbir seçimi kaybetmedim. Bu, Turing için de böyle olmuştur.

4) Yine yazınızda, Başkanın Genel Kurul tarafından seçildiğine dair bir ifade bulunmaktadır. Biliyorsunuz ki, Genel Kurul idari organları (yönetim, denetim, disiplin gibi..) seçmekle mükelleftir. Başkanlar, ilgili Kurulların kendi arasında yapacakları görev bölümünde belirlenir. Bu, Turing için de geçerlidir.

5) Takiben, 05.07.2011 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile 30.07.2011 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul ise, kayyum olmayan iki üye için yapılmıştır. Bunlardan birisi, Bülent Katkak, diğeri de Tevfik Sulu'dur.

Hemen ifade etmeliyim ki, hiç kimse burayı bir çiftlik gibi yanlış idare edip, Atatürkçü'lük kisvesinin arkasına sığınmasın, Ve hiç kimse, benim kadar ülkesine bağlı, kanunlarına saygılı, milletini seven ve Atatürk'çü olmasın..

Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu'nda üstlendiğim 1 yıllık başkanlık görevim süresince Kurumun; ne aracını kullandım, ne yemeğini yedim, ne de kayyumluk ücretini aldım. Bu öyküyü arzu ederseniz, daha teferruatlı benden dinleyebilirsiniz.

6) Yazınızda Kurumun malvarlığını yazmışsınız. Keşke bütün bunların hepsi, size söylenen ve sizin de yazdığınız gibi yüzde yüz faydalı ve akar sağlayan yatırımlar olsaydı. Ama ne yazık ki değil..

*Eski yönetim tarafından devredilen 27.000.000.- TL. tutarındaki meblağ, Dernekler Masası'nın da görüşü alınarak en yüksek faiz veren bankaya yatırıldı. Böylece Kurum, her yıl 1.500.000.- TL. gibi bir kazanç elde etti. Ayrıca, teminat karşılığı alınan dövizler de Kurumun kasasında mevcuttur.

*Yazınızda “pırlanta değerinde” diye tabir ettiğiniz Seyrantepe'deki 10.5 dönümlük arazi üzerine şerh konularak, çekici ve yol hizmetleri için kullanabilinir hale getirilmiştir. Yani, herhangi bir inşaat yapılması mümkün değildir.

*Edirne/Kapıkule'deki 100 dönümlük arazi üzerinde turistik tesis gibi bir işletme olmadığı gibi, maalesef bu büyüklükteki bir arazi üzerinde yalnızca bir traktör mevcuttur.

*Sultanahmet / Soğukçeşme Sokağı'ndaki mekanların, ne yazık ki işletme ruhsatı yoktur.

*Büyükada'daki köşk, Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan kiralanmış bir kültür evi olup, Turing'in tapulu malı değildir.

*Turing'in işletmesinde gözüken, Safranbolu başta olmak üzere tüm işletmeler ne yazık ki zarardadır.

*Antalya'da var olduğu yazdığınız otel, 20 oda bile çıkmayacak, pansiyon bile olamayacak nitelikte, virane bir yapıdan ibarettir. Bundan birkaç yıl önce 360.000.- Euro vererek satın aldıkları bu viraneyi, bugün dörtte bir fiyatına satabilmeniz mümkün değildir.

*Dönemin başkanı Uğur İbrahimhakkıoğlu ve etrafındaki kişiler, tüm bu atıl işletmelerle kurumu zarara soktukları yetmiyormuş gibi bir de, İstanbul Suadiye'deki Cavit Paşa Konağı restorasyonunu da alarak ve yapamayarak, kurumun başına bela etmişlerdir. Bu sıkıntı da, dönemimde çözüme kavuşturulmuştur.

7) Turing'i teslim aldığımızda; personel 4 yıldır ücret zammı almamıştı. 12.000 iş günü izin ve 12.000.000.- TL. kıdem tazminatı hakkı olan bir kadro ile karşılaştık.

Bunları görünce, yazınızdaki ifadeye hak veriyorum. Burası, bir çiftlikten farksız idare edilmiş.

Bir de, triptikten aldığımız rakamların yüksek kaldığını gördük. Ve duruma derhal müdahale ederek bu ücretleri, günün koşullarına göre normal seviyelere getirdik.

8) Takiben, 07.02.2012 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile 22.04.2012 tarihinde Olağan Genel Kurul gerçekleşmiştir. Bu Kurulda, Bülent Katkak ile Nurettin Yaşar boşalan iki üye yerine seçilmişlerdir. Ben, Kurumdaki görevlerimden sağlık nedeniyle 27.04.2012 tarihinde istifa ettim. Kuruma, (1) yıllığına geldiğimi ifade ederek, yerime Bülent Katkak'ı önerdim ve kendisi Kurumun başkanlık görevine seçildi.

Ben, partili değilim. Benim siyasetim, her zaman ifade ettiğim gibi, yaptığım iştir. Ne Sayın Başbakan, ne Sayın Kültür ve Turizm Bakanı, ne de Ak Parti hiçbir şekilde bana müdahale etmemiştir.

Dolayısıyla, yanlış adım atanlar, Atatürkçü'lük kisvesine sığınıp, çamur atmaya kalkmasınlar.

Sayın Bayer,
Tüm bu asılsız iddialara nasıl inandığınıza da doğrusu, ben inanamıyorum…

Gönlüm arzu ederdi ki, şahsınızla olan dostluğumuza güvenerek keşke bütün bunları yazmadan benim de görüşümü alsaydınız.

Kurumun başkanlığını sürdürdüğüm 1 yıl içerisinde ne yaptık ?

*Kurumun bünyesinde bulunan onlarca değerli kitap, tablo, objenin bir envanterini çıkarttık..

*Her görev aldığım Kurumda olduğu gibi Turing'de de, mali disiplini sağladım..

*Özetle, bu Kurumun için önemi ve değeri tartışmasız çok büyük olan; Atatürk ve Reşat Saffet Atabine'nin, yıllardır tozlanmış hatıralarını gün yüzüne çıkarmaya çalıştık.

Tekraren ifade etmeliyim ki, bu Kurum, 40 yıldır triptik ve beynelmilel ehliyetlerden aldığı yüksek rakamlarla ayakta durmaktadır. Ne yazık ki, bünyesindeki hiçbir işletme kar etmemektedir. Ne kadar yanlış bir yaklaşım olduğu çok açıkça görülmektedir..

Yıllardır, 3 kişilik Mütevelli Heyeti ile mevcudiyetini korumaya çalışan Çelik Gülersoy Vakfı'nda ne gibi çalışmalar yapıldığını, Sayın Uğur İbrahimhakkıoğlu'na sormak lazım diye düşünüyorum..

Peki, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu ne gibi faaliyetler yapmalı ?

*Bir İstanbul Kütüphanesi kurmalı..Bünyesinde bulunan onlarca değerli eseri sergileyebileceği…

*Ulusal ve Uluslararası boyutlarda rallilere imza atmalı…

*Yine bünyesindeki çok değerli tablo ve objeleri sergileyebileceği bir müze kurmalı…

*Karayollarındaki tüm çekici hizmetlerini vermeli…(ki, dönemimde bu sağlanmıştır.)

Sayın Bayer,
Turing ile ilgili gerçekleri yukarıda izah etmeye çalıştım. İnanıyorum ki, bu açıklamalarımı köşenizde aynen yayınlarsınız.

Bir kez daha ifade etmeliyim ki, kurumdan istifa etme kararı tamamıyla şahsıma aittir. Sebebi de, sağlığım ve 2 torunuma zaman ayırma arzum.

Bir eski Bakanın demeye çalıştığı gibi, hükümetin hiçbir biçimde baskısı ya da bu konuda bir yönlendirmesi asla ve asla olmamıştır.

Yukarıdaki açıklamalarımı gereği için bilgilerinize sunuyorum.

Saygılarımla,
Başaran ULUSOY

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Turizmin Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 216 481 51 21