TURİZMİN SESİ
Ortadoğu’da yükselen jeopolitik tansiyon ve küresel ölçekte konuşulan olası çatışma senaryoları, yalnızca diplomatik dengeleri değil, güven temelli işleyen turizm, etkinlik ve MICE (Toplantı, Teşvik, Kongre ve Fuar) sektörlerini de doğrudan etkileyebilecek bir risk ortamı oluşturuyor. Tüm Etkinlik Organizatörleri Derneği (TEODER) Başkanı ve Boss Event Marketing Ajans Başkanı Umut Kaya, mevcut tabloyu sektör dinamikleri açısından değerlendirerek, belirsizlik dönemlerinin aslında profesyonel kapasiteyi test eden süreçler olduğuna dikkat çekti.
Güven Algısı ve Küresel Karar Mekanizmaları
Kaya’ya göre turizm ve deneyim ekonomisi, doğası gereği güven algısı üzerine kurulu bir yapı. Dünya genelinde turizm sektörü yaklaşık 9–10 trilyon dolarlık ekonomik hacim üretirken, bu hacmin önemli bir kısmı uluslararası seyahat kararlarına dayanıyor. Bu kararların ise çoğu zaman sahadaki güvenlik gerçeklerinden ziyade küresel algı dinamikleriyle şekillendiğini vurgulayan Kaya, Türkiye’nin doğrudan bir çatışmanın tarafı olmasa dahi coğrafi konumu nedeniyle uluslararası karar vericiler tarafından “bölgesel risk kuşağı” içinde değerlendirilebileceğini ifade ediyor.
“Turizm ve etkinlik sektörlerinde kırılganlık çoğu zaman gerçek durumdan değil, algı hızından kaynaklanır,” diyen Kaya, belirsizlik dönemlerinde ilk etkinin rezervasyon davranışlarında görüldüğünü belirtiyor. Küresel ölçekte geçmiş kriz dönemlerinde uluslararası seyahat talebinde kısa vadede %5 ila %15 aralığında daralma yaşandığını hatırlatan Kaya, benzer psikolojik reflekslerin devreye girmesi halinde özellikle kısa vadeli rezervasyonlara dayalı segmentlerde yavaşlama görülebileceğini dile getiriyor.
Talep Daralmasıyla Birlikte Artan Maliyet Baskısı
Bu süreç yalnızca talep tarafında değil, maliyet tarafında da baskı yaratıyor. Enerji ve yakıt fiyatlarındaki artışın havayolu operasyon maliyetlerini doğrudan etkilediğini belirten Kaya, havacılıkta yakıtın toplam operasyon giderlerinin yaklaşık %25–30’unu oluşturduğunu hatırlatıyor. Buna ek olarak sigorta primleri, lojistik giderler ve döviz dalgalanmalarının otellerden etkinlik ajanslarına kadar tüm değer zincirinde finansal planlamayı zorlaştırabileceğini ifade ediyor. Kaya’ya göre bu dönem, nakit akışı yönetimi ve bütçe kontrolü açısından sektör temsilcilerinin en hassas olduğu evrelerden biri.
Etkinlik Sektöründe Kontrollü İletişim Eğilimi
Etkinlik sektörü ise belirsizlik dönemlerinde kurumsal iletişim bütçeleriyle paralel hareket ediyor. Küresel ölçekte deneyim pazarlaması ve etkinlik sektörünün büyüklüğü 1 trilyon doların üzerinde bir hacme ulaşmış durumda. Ancak Kaya’ya göre kriz dönemlerinde markalar agresif görünürlük yerine kontrollü iletişimi tercih edebiliyor. Bu yaklaşım, özellikle yüksek katılımlı fiziksel etkinliklerde ölçek küçültme, tarih erteleme ya da bütçe revizyonlarını beraberinde getirebiliyor. Kaya, bunun kalıcı bir geri çekilme değil, belirsizlik netleşene kadar süren geçici bir denge arayışı olduğunu vurguluyor ve hibrit ile dijital etkinlik modellerinin bu süreçlerde daha fazla önem kazandığını belirtiyor.
MICE Segmentinde Kurumsal Risk Protokollerinin Rolü
MICE segmenti ise Kaya’ya göre jeopolitik gelişmelere karşı en hassas segment. Küresel MICE endüstrisinin hacmi 800 milyar doların üzerinde ancak yan sektörlerle birlikte bu rakam 4 trilyon Dolarlara ulaşıyor ve karar mekanizmaları büyük ölçüde kurumsal risk yönetimi protokollerine bağlı ilerliyor. Uluslararası kongreler ve kurumsal toplantılar, güvenlik, sigorta kapsamı ve şirketlerin seyahat politikaları doğrultusunda değerlendiriliyor. Risk algısının yükseldiği dönemlerde şirketlerin organizasyonlarını farklı destinasyonlara kaydırabildiğini belirten Kaya, destinasyonların güvenlik iletişimi, operasyonel şeffaflığı ve kriz yönetimi kapasitesinin rekabet avantajı haline geldiğini ifade ediyor.
Kurumsallaşma ve Profesyonel Yönetim Farkı
Kaya’ya göre bu süreç aynı zamanda sektördeki kurumsallaşma düzeyini de ortaya koyuyor. Güçlü operasyon altyapısına, alternatif senaryolara ve kriz iletişimi planlarına sahip yapıların belirsizlik dönemlerini daha kontrollü yönettiğini vurgulayan Kaya, “Dayanıklılık tesadüf değildir planlama, deneyim ve profesyonel yönetimin sonucudur,” diyor.
Dayanıklılık Bir Strateji Meselesidir
Umut Kaya, jeopolitik gerilimlerin tarihsel olarak geçici olduğunu ancak hazırlıksız yakalanmanın kalıcı hasarlar doğurabileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamlıyor: “Turizm, etkinlik ve MICE segmentleri esnek yapıları sayesinde krizleri atlatma kapasitesine sahiptir. Ancak bu esneklik yalnızca doğru planlama, doğru iş ortakları ve güçlü risk yönetimiyle sürdürülebilir. Jeopolitik belirsizlik dönemleri bir krizden çok bir dayanıklılık testidir. Bu testi geçenler, gelecekte daha güçlü konumlanır.”




.jpg)













































































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.