• BIST 10471.32
  • Altın 2440.417
  • Dolar 32.837
  • Euro 35.2071
  • İzmir 38 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Antalya 31 °C
  • Ankara 33 °C
  • Turizmin Sesi Dergimizin Mayıs 2024 sayısı çıktı
  • Turizmin Sesi Dergimizin Nisan 2024 62'nci Sayısı Yayında 
  • Turizmin Sesi Dergimizin Mart 2024 61'nci Sayısı Yayında 
  • Turizmin Sesi Dergimizin Mayıs 2024 sayısı çıktı
  • Turizmin Sesi Dergimizin Nisan 2024 62'nci Sayısı Yayında 
  • Turizmin Sesi Dergimizin Mart 2024 61'nci Sayısı Yayında 

DOĞUM GÜNÜM 21 EYLÜL

CEM POLATOĞLU

İTÜ’ye kayıt olduğum gündür 21 Eylül. Ankara’dan, o yılların kaos ve anarşi Şehr_İstanbul'a taşınma günleri, 17 yaş titrekliği, henüz 40’ı çıkmamış baba kaybı, üzüntü, şaşkınlık, aileden, ortamdan, arkadaşlarımdan ayrılma, alışık olduğum düzenin sona ermesi, ilk kez yüze çarpan parasızlık, tek başına yaşam savaşı ve bir sepet dolusu sair nedenlerle iç karartıcı bir doğum günüydü o 21 Eylül...

cem-polatoglu-006.jpgKayıt günü tanış olup günü geçirdiğim arkadaşlara da söyleyememiştim o günün doğum günüm olduğunu. Zaten bu tür kutlamalar okulumun siyasi görüşüne de, bulunduğum ortama da, o günlerde ki psikolojime de aykırıydı.

Üniversite sonrası, 10 seneden fazla süren yurtdışı yaşamımda da doğum günümü kimse ile paylaşamadım. Kutlama adına, ancak var ise sevgiliyle mütevazı yemekler, aile efradı ile telefon görüşmeleri yapabildim. Sık sık ülke değiştirdiğimden öyle kalıcı ilişkiler içine de giremedim. Kısaca, 1992'de Türkiye'ye kesin dönüş yapana kadar doğum günlerimi yalnız geçirdim diyebilirim. Sonra, evliliklerle birlikte (3 kez) çoluk çocuk aile içi silik kutlamalar falan. Hepsi bu.

Çünkü, doğum günlerim bana daima hüzün verdi. Bana babamın ölümünü, yalnızlığı, anarşiyi, annemden kopuşumu, özgürce yaşayamadığım gençliğimi, parasızlığımı, hatta o günlerde ki açlığımı hatırlatır. Kaçarım kutlamalardan. Zor dönemlerin adamı olduğum dönemlerdeki direnişime, kişiliğime, hatıralarıma ihanet ediyormuşum gibi gelir.

Çok yakınlarım bilir; her 21 Eylül'de gökyüzünü görebileceğim bir restoranda tek başıma yemek yerim. Hele o gece, beni hiç terk etmeyen, yalnızlığımı, dertlerimi, anılarımı, acılarımı, sevincimi paylaşan kutup yıldızı'mı da bulursam, onunla saatlerce geçmiş senelerin muhasebesini yapar, geleceği kurgular, kendi masalımı tekrar tekrar yazarım.

Bir varmııış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kavrulmuş lümpen bir çocuk varmış... diye başlar hikayem.

Zaman içinde karnım da doydu, kaos da bitti, çocuk ve kariyer sahibi de oldum. Ama yine de bu akşam boğazda bir restoranda tüm sırlarımı bilen “kadim arkadaşım kutup yıldızım" ile buluşacak, karşılıklı rakı-balık yapacağım. Filmi baştan oynatarak tabi. Eminim, kimi zaman tek başına kahkahalar atacak, belki gözyaşlarımı tutamayacak ve yine bir çocuk gibi hüngür hüngür ağlayacağım. İyi ve kötü günlerimde, yani her ikisinde de yanımda olan siz dostlarımın adını anarak, her biriniz için tek tek kadeh kaldıracağım.

... Diye yazmıştım geçtiğimiz senelerde. Şimdi geçmişe ihanet, döneklik yaparcasına bu gece dostlarımla doğum günümü kutlayacağım. Yarım asrın acısını da keyfini de keyfini çıkartacağım. Eski ezik, hüzünlü, yalnız doğum günlerimin acısını çıkartacağım.
Hey maestro! Vurrrr patlasın, kaldır kadehi, çalsın cümbüşler...

Şerefinize dostlar. Sizleri seviyorum. İyi ki varsınız.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÇOK OKUNANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 27 Şubat 2007 Turizmin Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 216 481 51 21