• BIST 1.384,680
  • Altın 498,85
  • Dolar 8,8420
  • Euro 10,3500
  • İzmir 27 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Antalya 25 °C
  • Ankara 20 °C
  • Turizmin Sesi Eylül 2021 31'inci Sayısı Yayında
  • Turizmin Sesi Ağustos 2021 30'uncu Sayısı Yayında 
  • Turizmin Sesi Temmuz 2021 29'ncı Sayısı Yayında 
  • Turizmin Sesi Eylül 2021 31'inci Sayısı Yayında
  • Turizmin Sesi Ağustos 2021 30'uncu Sayısı Yayında 
  • Turizmin Sesi Temmuz 2021 29'ncı Sayısı Yayında 

VİKA (WICCA) DİNİ VE ANADOLU BAĞLANTILARI : HEKATE KÜLTÜ

HAKAN EĞİNLİOĞLU

Vika, farklı dallara ayrılan, özünü özelikle Kelt gelenekleri olmak üzere, Kuzey Avrupa Ortaçağ kültürlerinin oluşturduğu, dogmatik olmayan, doğaya dönük çağdaş bir pagan dinidir. Vika dininde cadı kültü önemli bir yere sahiptir. Ancak her cadı bir vikan olmadığı gibi, her vikan da bir cadı değildir. Cadılık bir uygulama, Vika ise bir dindir.

VİKANLAR SATANİST MİDİR?

Vikanlar çoğu kez Satanistler ile karıştırılır. Vikanların satanistler ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Ortaçağ'dan beri Hristiyan kiliseleri cadılara savaş açmış durumdadır. Bugün de bu yaklaşımı benzer biçimde devam eder. Aynı şekilde, dünyanın pek çok yerinde, pek çok farklı inanç gruplarının gözünde de benzer anlayış egemendir. Ortaçağ'da, sırf farklı inanç ve yaşayış tercihlerinden dolayı, simya, sihir ve büyücülük yapmakla suçlanan, belki cadılık ile ilgileri bile bulunmayan onbinlerce insan çoğu kadın Avrupa ve Amerika'da diri diri yakılarak öldürülmüştür. Bugün bir engizisyon mahkemesi olmasa da, toplumsal baskı özellikle fanatik inanç sahipleri gözünde devam etmektedir. Doğal olarak bu durum, vikanları inançlarını açıklamada ketum kılar. Son zamanlarda daha özgür davranmakla birlikte, vikanlar birbirlerini kullandıkları takılar, işaretler ve davranış biçimleri ile tanır. Okültük eşya satan mağazalar, internet siteleri ve birebir tavsiyeler ile yeni üyeler kazanılır.

ÇAĞDAŞ BİR DİN OLUŞU

Çağdaş bir din olarak ortaya çıkması 1951 yılında cadılığı yasaklayan antik İngiliz kanunlarının yürürlükten kaldırılması ile başlar. 1954 yılında, bir devlet memuru olan Gerald Gardner, "Witchcraft Today (Günümüzde Cadılık)" adlı kitabını yazar. İlk kez, "vika"(wicca) kelimesi burada telaffuz edilir. Kitap geçmişteki cadı geleneğini çağdaş bir yorumla yeniden canlandırır ve inancın ilkelerini ortaya koyar.

Gardner devlet görevlisi olarak uzun yıllar Asya'da görev yapmış ve bu sırada Uzakdoğu inançlarını, ezoterik ve okültük geleneklerini derinlemesine incelemiştir. Aynı zamanda da, İngiliz okültist Aleister Crowley başta olmak üzere, batılı okültistleri de takip etmeyi ihmal etmemiştir. İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen önce İngiltere'ye dönmüş ve ünlü "Altın Şafak Hermetik Cemiyeti"nin bir üyesi olarak okültist gruplar ile çalışmalara başlamıştır.

VİKA KELİMESİNİN KÖKENİ

Wicca, Eski İngilizcede "erkek cadı, büyücü, şifacı, astrolog" gibi anlamlara sahipti. Kadınlar için ise "wicce" kelimesi kullanılıyordu. Modern İngilizcede "cadı" anlamına gelen "witch" sözcüğünün kökeni budur.

YAYILIŞI

Vika dini, 1960'larda önce beatnik, ardından çok geniş bir alanda yaygınlaşan hippi hareketinin de etkisiyle taraftar bulmaya başlar. Sıradışı yaşam biçimlerinin, doğaya dönüşün, geleneksel dinlerden bağımsız yepyeni ruhani arayışların tam merkezine oturmuştur. Bugün ABD'de sadece bir milyonu aşan üyesi vardır. Tüm dünya genelinde resmi olmayan rakamlara göre 4 milyonu aşkın vikandan bahsedilir. Önce de değindiğim gibi, içedönük bir din olduğundan tam sayıyı bulmak her zaman zordur.

YAPISAL ÖZELLİĞİ

Bir kişi tek başına da vikan olarak yaşayabilir. Cadı olduğunu keşfedebilir, kendini dinin gerekleri doğrultusunda geliştirebilir. Ya da, kovanlara (covan) katılarak rituellerini gerçekleştirebilir. Bir kovan en az 13 kişiden oluşmaktadır. Çoğunlukla birbirine duyguyla bağlanmış 6 çift üye ve başlarında bir baş rahip/rahibe bulunur. Kovanın sayısı artınca, daha sonra ana kovana bağlı bir alt kovan da oluşabileceği gibi bağımsız bir kovan olarak da hareket edebilirler.

TANRI İNANCI

Vika dininin temelinde duoteistik, yani ikili tanrı inancı vardır. Tanrıça ve eşi Boynuzlu Tanrı’ya tapılır. Kişiselleştirilmiş tanrıça ve tanrı gerçekte evrendeki iki temel enerjiyi simgeler. Tanrıça ilahi dişil enerjinin, Boynuzlu Tanrı ise ilahi eril enerjinin tezahürüdür. Bu iki tanrıyı da topluluk içinde baş rahibe ve baş rahip temsil ederler. Ancak geleneksel dinlerdeki gibi merkezi bir yapılanma ve organizasyon yoktur. Tanrıça ve tanrı inancı Taoizm'deki "yin ve yang" kavramına benzer. Evrenin her yerinde ve aşamasında yer alan ve de her insanda da bulunan bu iki enerji, tüm zıtlıkları içinde barındırarak birbirlerini tamamlarlar.

Vika dininde duoteistik inançtan çok tanrılı inanca kadar farklı eğilimler de görülür. Tanrıça ve Boynuzlu Tanrı (şeytan ya da iblisle karıştırmamak lazım) gerçekte "bir" olarak nitelendirilen sonsuz ilahi gücün iki temel enerji olarak kişiselleştirilmiş halleridir. Ancak "sonsuz ilahi güç" bilinemez, tarif edilemez ve bu yüzden ona tapınılmaz (Tao ve Rta inançlarında olduğu gibi). Bu güç evreni var eden temel yaratıcı güçtür. Bu kavram vikanlar tarafından, eski İngilizcede "efendi" anlamına gelen "dryghten" sözcüğü ile ifade edilir (Patricia Crowther). Bu monistik anlayış monoteist dinlerdeki tek bir ilahi tanrı inancıyla karıştırılmamalıdır.

Görüleceği gibi, Vika dininde geleneksel duoteistik inançtan, çok tanrılılığa, temelde de panteist veya panenteist inanca dek uzanan bir anlayış vardır.

ANA KURALLAR

Anglo-Kelt sistemine ait bir Pagan geleneği olan Vika dini, sürekli olarak gelişmeyi ve evrenin döngülerine göre yaşamayı amaç edinir. Tanrıça ve eşi Boynuzlu Tanrı'ya tapılır. Daha önce de belirttiğim gibi, gerçekte bu iki tanrı birbirini tamamlayan, evrende var olan yaratıcı gücün kişiselleştirilmiş dişil ve eril iki enerjisini; Vikan kovanlarında da bu tanrıları yüce rahibe ve yüce rahip temsil eder.

Vikan Nasihatı izlenmesi içselleştirilen ana kuraldır: Ne istersen yap
hiç kimseye, hiç bir varlığa zarar verme.

Üçkat Yasası’na inanılır: İyi veya kötü herhangi bir eylemde bulunan bir kişiye bu eylemleri yaptığı hayatında üç katı olarak geri döner. Bu yüzden hiçbir vikan kara büyü ile başkalarına zarar vermeyi istemez. Büyü gerçekte doğa ile içiçe yaşamanın, doğanın ve evrenin yasalarının kendi yaşamları ve diğer varlıkların varoluşları ile uyumlu işlemesini sağlamaya yönelik bir eylemdir. Bu uyumu bozan her ne varsa bunu bertaraf etmek, yaşamın normal ve doğal akışına katkı sunmaktır. Yapılan her güzelliğin onlara üç misli geri döneceğine ve yapılan her kötülüğün ise yine kendilerini üç misli etkileyeceğine inanırlar.

Bu inanış biçimi tamamen doğaya yönelik, onunla uyumlu ve içiçedir. Yaygın olarak, tekrarbedenlenme (reenkarnasyon) inancına sahiptirler. Yılın döngüsünde diğer günlerden farklı dönüm anlarını işaret eden 8 Sabbat günü kutlanır.

Tanrıça Yüksek Rahibe tarafından temsil edilir. Boynuzlu Tanrı’yı ise, Yüksek Rahip temsil etmektedir. Yüksek Rahibe kovan adı verilen genellikle 13 kişilik olan Vikan topluluğunun başıdır. Kovan hiyerarşisi birbirinden en az 1 yıl ve 1 günlük süreyle ayrılan 3 terfi seviyesinden oluşur. Ancak 3. seviyedeki bir Vikan olan cadı
Yüksek Rahibe veya Yüksek Rahip olabilir. Erkek üye Yüce Rahibe; kadın üye ise, Yüce Rahip tarafından kovana kabul görür ve kabul gören üye cadılığa “mükemmel sevgi ve mükemmel güven” ile katılır.

Ayinler daire içinde geleneksel olarak gökgiyimli olarak yani çıplak olarak gerçekleşir fakat çıplaklık yaygın olarak yerini ayinsel kıyafetlere bırakmıştır.

VİKALIK İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

"Tanrılar gerçektir, insanlar gibi değillerdir, onlar mutlak gücün birer aracılarıdır. Kısaca, bir tür kişileştirme ile Tanrı ve Tanrıçaların kozmik gücün şekillenmiş halleri oldukları söylenebilir. Yüzyıllardır inananları ve müminleri tarafından yapılan çalışmalar sayesinde boyutlar arası realiteye, majikal biri ya da daha basit bir tabirle tanrı formuna sahip oldular. Bu da Tanrı ve Tanrıçalar vasıtasıyla bir şekilde kozmik güç ile temas kurabileceğimizi gösterir."

Gerald Gardner (1959)

Dion Fortune şöyle özetler bu durumu: "Bütün tanrılar tek Tanrıdır, bütün tanrıçalar tek Tanrıçadır ve tek Başlatıcı vardır!"

"Kendine "cadı" demek hiç kimseyi cadı yapmaz. Ayrıca ne kalıtım ne de ünvanların, derecelerin ve kabul törenlerinin toplanması insanı cadı yapar. Bir cadı kendi içindeki, bilgece ve refah içinde, başkalarına zarar vermeden ve doğayla uyumlu şekilde yaşamasını mümkün kılan güçleri kontrol etmek ister."

Amerikan Cadılar Konseyi, "İnancın Ilkeleri"

"Cadılar her zaman cadı olduklarının farkında değildirler, ayrıca bu kendileri için seçtikleri rol de değildir. Yani asla bilmeden, sokakta bir gün siz yürürken kolunuza hafifçe dokunan birinin yanından geçebilirsiniz ve böylece ikiniz de farkında olmadan size bir büyü yapılır."

Peter Archer

EVLİLİK TÖRENİ

Vikaların çok sayıda ve izledikleri geleneklere uygun biçimde yaptıkları dini törenler vardır. Bunlardan biri de evlilik ile ilgili olanıdır. Vikalar resmi nikaha karşı değildir ama aynen İslam dinindeki "imam nikahı" geleneğine benzer bir törenleri bulunur. Tabi kendi inanç ve geleneklerine dayanarak gerçekleştirdikleri bir törendir bu. Evlenmeye niyetli ya da birbirlerini eş olarak seçen çiftlerin ellerini bağlamak. Birleştirmek. Bu tören Ortaçağ Kelt geleneklerinden gelir. Törenden bir yıl bir gün geçtikten sonra da çiftler birbirine sadık kalmış ve kararlıysa resmi törenle yasal olarak evlenirler. Tören başlamadan önce, seçilen alan geleneksel olarak "Süpürge Bakiresi" tarafından çöpten ve olumsuzluktan temizlenir ve ardından tören başlardı. Bu uygulamanın benzeri Alevi cemlerinden önce de yapılır. Türkiye'de de kimi yerlerde, özellikle, hoşlanılmayan bir misafirden sonra, evin sahibesi ortalığı süpürerek olası nazar ve olumsuzluklukları da ortadan kaldıracağına inanır. Benzer yaklaşımlar eski Kelt geleneklerinde de vardır ve Vika evlilik töreninde de bu uygulanır. Vika töreni, yüce rahibenin üç kere daire çizerek şunları söylemesi ile başlar:

"Üç kere dön, birincisi kız için, ikincisi yaşlı kadın için, üçüncüsü ise tahtta oturan Anne için."

Daha sonra yeminler edilir, yüzükler takılır, elementlere teşekkürler edilir. Tören, açılış dizelerinin tekrar edilmesi ile sona erer.

CADILAR NASIL BÜYÜ YAPAR?

Bir cadı büyü yapılacak alanı içgüdüsel olarak seçer. Karanlık ortamlar ve gece vakitleri ideal zamanlardır. Önce daire çizilir. Özel tütsüler ve mumlar ile çevresi aydınlatılır. Ritmik bir biçimde ilgili büyünün sözleri tekrar edilir. Göksel durumlar da ayin zamanlarının belirlenmesine yol açar; örneğin yeni ay ve dolunay dönemleri gibi.

BAYRAMLAR

Kelt takvimi gözetilerek yılın mevsimsel dönüşümleri geleneksel ritūeller ile kutlanır. Sekiz ana bayram (sabbat) vardır. Bazı meclisler ya da kovanlar kendilerine özgü farklı bayramları da kutlayabilir. Daha az önemli bayramlara "İkinci Derece Sabbatlar" denir.

YULE : Kış gündönümü, 21 Aralık, Güneş Tanrısı Yule'de doğar.

İMBOLG : (ya da IMBOLC) 1 Şubat, kıştan uyanışın ilk işaretleri (aynı zamanda "Dağsıçanı Günü")

OSTARA : İlkbahar ekinoksu, 22 Mart, Gündüz ile gecenin eşit olduğu sihirli zamanlar.

BELTANE : (ya da "Mayıs Günü”), 1 Mayıs, büyük doğurganlık kutlaması.

LİTHA : Yaz gündönümü, 21 Haziran, "Yaz Ortası Günü”

LUGHNASADH : 1 Ağustos, hasat mevsiminin başlangıcı.

MABON : Sonbahar ekinoksu, 22 Eylül, Toprağın cömertliği için şükran sunma zamanı.

SAMHAİN : 1 Kasım, Vika takviminde yılbaşıdır. Tıpkı Vika kutlama gününün güneşin batması ile başlaması gibi, yıl da yılın karanlık zamanının başlangıcı ile başlar.

GELENEKLER

Vika'da çeşitli gelenekler bulunmaktadır. Bu gelenekler: Alexanderyan Vika, Algard Vika, Arcadian Vika, Blue Star Vika, Keltik Vika, Central Valley Vika, Çember (Şamanik) Vika, Dianik Vika, Eklektik Vika, Faery Vika, Gardneryan Vika, Georgian Vika, Islan Vika, Lycian Vika, Protean Vika, Seax-Vika, Sylvan Vika, Tanik Vika'dır ve Eklektik Vika

DIANIK VİKA
1970'lerde Zsuzsanna Budapest ve Morgan Mefarland tarafından başlatılmıştır. Feminizm odaklı, sadece tek bir Tanrıçaya ibadetin dikkate değer bulunduğu bir gelenektir. Dianizm ismini Roma Tanrıçası Diana'dan alır. Bu geleneğe bağlı kişiler ve kovanlar yalnız kadınlardan oluşur.

VİKA DİNİNİN ANADOLU KÖKENLERİ :HEKATE

Gerçekte Kelt -Kuzey Avrupa pagan geleneklerine dayanan bir din olmasına rağmen Vikalıkta Anadolu'nun da yadsınamaz bir etkisi bulunur. Kültürler arası ilişki ve geçişler her zaman olduğu gibi konumuz dahilinde de geçerlidir. Helen kolonileri Anadolu kıyılarına girdiği andan itibaren bu bahsettiğimiz ilişkiler ağı çalışmaya başlar. Mitolojiler, inanç yapıları birbiri ile harman olur. Vika diniyle ilgili Anadolu'nun temel ögeleri Ana Tanrıça, Kybele, Amazonlar, Bereket, güç simgesi boynuz kültü, Ay Tanrısı Men ve Hekate kültüdür. Bu kült ve inanışlar ilişkiye girdiği kültürlerin içinde karşılıklarını bulur ve yepyeni açılımlar doğar. Sırasıyla, Anadolu, Helen, Roma buluşması, aynı zamanda, Mezopotamya, Ortadoğu ve Mısır’ın da buluştuğu coğrafyanın Avrupa'daki Germen, Kelt ve Iskandinav inanışlarıyla temasını olanaklı kılar. Kuşkusuz bu farklı kültürel ögeleri buluşturan tarihsel siyasi oluşumların ve ticaret yollarının bunda büyük rolü olmuştur: Büyük İskender İmparatorluğu ve Roma İmparatorluğu gibi. Örneğin, başta Anadolu olmak üzere, bahsi geçen coğrafyalar ile Helen dünyası arasındaki ilişkileri sentezleyen ya da aktaran dünyada bilinen ilk tarihçilerden biri Anadolu'lu Hesiodos'tur. Başta Kybele ve Hekate kültleri olmak üzere pek çok Anadolu gelenek ve inancını Helen dünyasına taşımıştır.

"Phoibe Koios’la gerdeğe girdi

Leto ve adı güzel Asteria’yı getirdi dünyaya

Perses sarayına götürdü bir gün

Ve sevgili eşi oldu onun

Ve Asteria Hekate ’yi doğurdu.

Ölümsüzlerin saygısı büyüktür Ona,

Bugün yeryüzünde kurban kesen her ölümlü

Hekate’nin adını anar yakarışlarında.

Kimin dileğini iyi karşılarsa o tanrıça

Onun elde edemeyeceği şey yoktur.

Ona bütün mutlulukları vermek elindedir

Ünlü Gaia ve Uranos’un bütün çocukları

Kendi paylarından pay vermişlerdir ona

Kim hoşuna giderse Hekate’nin

Yardım görür ondan, destek bulur onda.

Meydanlarda kalabalıklar içinde

Kimi isterse onu parlatır Hekate

Ölüm-kalım savaşlarında Hekate

Dilediği savaşçıya yardım eder.

Dilediğine verir başarıyı, şanı, şerefi

Kurultaylarda saygın kralların yanındadır,

İnsanlar arasındaki yarışmalarda

Tanrısal gücüyle işe karışır.

Zaferi kazanan alır güzel ödülü

Ve şeref kazandırır yakınlarına.

Binicilerden de dilediğine yardım eder,

Belalı engin denize açılanlar da

Başvururlar Hekate'ye ve yeri sarsan tanrıya.

Bereketli av sağlar onlara soylu tanrıça

Ya da tam başaracakları sırada

Avlarını alır elinden canı isterse.

Hermes'le sürüleri üretir ağıllarda,

Öküzleri, keçileri, ak yünlü koyunları

Azaltır ya da çoğaltır gönlünce

Ölümsüzler arasında yeri büyüktür Hekate'nin

Zeus gençliğin besleyicisi yapmıştır onu."

Hesiodos, "Theogonia"

Homeros'un eserlerinde Hekate adı geçmez. Ancak, Hekatos veya Hekatabolos kelimelerine rastlarız. "Hedefi vuran" anlamına gelen bu kelimeler tanrı Apollon'un betimleyici sıfatlarıdır. Anadolu kökenli bir başka Helen tanrısı olan Apollon'da Hekate kültünün izleri vardır. Zaten Hekate adı da etimolojik olarak helence bir kelime değildir.

Hekate, Hesiodos anlatımıyla, Olimpos tanrıları arasında değil, Titanlar kuşağından Güneş Soylular arasında gösterilir. Anadolu'nun kendine özgü Ana Tanrıça, Kubaba, Kybele kültürel transformasyonu içinde Hekate olarak kişiselleştiği dönem Helen kültürünün de özellikle kıyı bölgelerde yayılmaya başladığı dönemdir. Başlangıçtan beri halk arasında sevilen, sayılan bir tanrıça olmuştur. Yoksullara, savaşta askerlere, yolculara, balıkçılara yardım eden, gençlere ilham veren bir tanrıça... Bu durum erken Hristiyanlık döneminden itibaren değişmeye başlar. Pagan inanışları ile mücadele edilen bu evrede Hekate Babil fahişesi ve Lilith ile eş görülmüştür. Sihirle, büyüyle ilişkilendirilmiş; gittikçe cadılıkla ifade edilmiştir.

LAGİNA HEKATE TAPINAĞI

Anadolu'da ve dünyada ona adanan en büyük tapınak Muğla, Yatağan ilçesinde bulunan Lagina antik kentinde yer alıyordu. (Lagina antik kentini yerinde ve Hekate tapınağı buluntularını İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde görebilirsiniz). Belli dönemlerde halka açık ziyaretlerin verildiği önemli bir kült alanı olarak asırlarca toplumdaki yerini korumuştur. Çoğunlukla bakire rahibeler ve hadım rahipler görev alırdı. Diğer önemli Hekate kült alanları Trakya'da Thasos başta olmak üzere Abdera ve Samothrake yerleşim yerleri ve Frigya bölgeleridir (M.Ö. 5.YY - M,S. 4.YY). Antik dönemdeki lahitlerde sıklıkla görülen anahtar desenleri Hekate ile ilişkilendirilir.

HEKATE KÜLTÜNÜN NEO PAGAN İNANÇLARA TAŞINMASI

"Üç yüzlü Hekate tasvirlerinin de etkisiyle, zamanla (özellikle de Roma döneminde) Hekate-Artemis-Selene üçlüsü yaygınlaşmıştır. Bu üçleme, günümüzün neo-pagan anlayışları içinde “genç kız-anne-yaşlı kadın” kavramı veya modeliyle bağdaştırılmış, böylece Hekate de Robert Graves’in “Beyaz Tanrıça” kitabında popülerleştirdiği Üçlü Tanrıça kavramı çerçevesinde, bu kavramın veya prototipin üçüncü ayağı olan “yaşlı kadın” veya “acuze”/”cadı” figürü olarak belirlenmiştir. Üçlü Tanrıça, sadece kadınların yaşam döngüleri boyunca geçirdikleri üç ayrı aşamayı değil, ayın evrelerini (hilal, yarımay, dolunay) ve dünyanın üç krallığını (yer, gök, yeraltı) da temsil etmektedir. Helenistik dönemin bağdaştırıcı (senkretik) anlayışı içinde, Hekate’nin zaman zaman Eski Mısır’ın büyük tanrıçası Isis ve Mezopotamya mitolojisinde (Babil, Asur, Akad) Ölüler Ülkesini kocası Nergal ile birlikte yöneten tanrıça Ereşkigal (“yeraltının muhteşem hanımı”) ile bağdaştırıldığı da olmuştur." (☆)

Günümüzde pagan dünyasında ve elbette Vikan inancında Hekate cadılıkla ilişkilendirilir. Sembolleri; dişi köpek, dişi kurt ve kısraktır. Bazen sol elinde ya da iki elinde meşale ile betimlenir. Kase ve anahtar da diğer sembolleridir. Çünkü Hades'in kapılarını açan ve kapatan odur. Ay ile bağlantısı vardır. Dolunay zamanı yanında dişi kurt ya da köpekle dolaşır. (Kurt adam/kadın?), antik dönemde üç yol kavşaklarına onun için böyle dönemlerde yiyecekler bırakılırdı.

AY TANRISI MEN İLİŞKİSİ

Ayrıca, Pisidya Antiokya (Yalvaç)'da Anadolu'daki bilinen tek Ay Tanrısı Men'e ait bir tapınak yer alıyordu. Ay Tanrısı Men'in Kybele ile birlikte tasvirleri bulunur. Omuzlarının üzerinde boynuzları ya da ayın hilal şeklinin boynuzla ilişkilendirilmesi söz konusu olabilir. Boynuzlu koç ve öküz başları neolitik çağdan beri yaygın biçimde güç ve bereketi temsil eden kutsal semboller olarak görülür. Eril enerjiyi temsil eden Ay Tanrısı Men, daha önce açıkladığımız ilişkiler ağı içinde vikanların boynuzlu tanrısının yüzyıllar önceki bir benzeri olarak karşımıza çıkar. Kybele ise dişil enerjiyi temsil eder ve yine daha önce belirttiğimiz gibi Hekate kültünün öncül karakteridir. Vika dininde temel olarak her ne kadar Kelt, Anglosakson özellikler yer alsa da, Anadolu kültlerinin de karşılıklı kültürel ilişkiler içinde bu dinde kendini hissettirdiğini görebiliriz.

Hakan Eğinlioğlu

KAYNAKÇA

"Traditions of Wicca" web.archive.org

"Vika", Wikipedia

" Bir Anglo-Kelt Dini :VİKA", dusundum de. com.

"Hekate:Anadolu’nun Özgür Kadını", Dinçer Yurttaş

"Mitoloji Sözlüğü", Azra Erhat

"Tanrıça Hekate ve Lagina Kutsal Alani", Tarih ve Arkeoloji Blogspot. Com. (☆)

" Men, Anatolian god", Britannica. Com

"Karia", Bilge Umar

"Paganizm", Erhan Altunay

"Batı Mitolojisi", Joseph Campbell

"Wicca", Britannica. Com

" What is Wicca?", web.archive.com

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Turizmin Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 216 481 51 21