• BIST 108.153
  • Altın 153,903
  • Dolar 3,8325
  • Euro 4,5073
  • Ankara -1 °C
  • Antalya 8 °C
  • İstanbul 14 °C
  • İzmir 7 °C
  • The Populist, İstanbul’un gözde lokasyonlarından Bebek’te sevenleriyle buluşuyor 
  • TÜRSAB'da  Genel Kurulun Ertelenmesine İlişkin Bakanlık Duyurusu yayınlandı
  • Alo "176" Turizm İhbar ve Şikayet Hattı
  • The Populist, İstanbul’un gözde lokasyonlarından Bebek’te sevenleriyle buluşuyor 
  • TÜRSAB'da  Genel Kurulun Ertelenmesine İlişkin Bakanlık Duyurusu yayınlandı
  • Alo "176" Turizm İhbar ve Şikayet Hattı

SICAK İLİŞKİLER

HANDE KURT

Fin Saunası  Vs.  Türk Hamamı

Geçen hafta Depo 'da  “Suları Paylaşmak: Sauna Hamam ile Buluşuyor “isimli konferansa katıldım. Bu yıl İstanbul'un bir çok sanat merkezinde veya müzesinde su ve su kültürü üzerine etkinlikler vardı. Depo'daki konferansta Finli  Sari Näre 'yi dinlerken aldığım notlardan ilginç bölümleri paylaşmak istiyorum.
 

Finli yönetmen Antti-Jussi Annila 'nın filmi Sauna'da “ Kir, iki şey birbirine dokunduğunda arda kalan izdir. Aslında tüm anılarımızı oluşturan maddedir.”Saunanın insanları günahtan  arındırdığı  söylenir,  ama her günah öyle kolayca affedilebilir mi? derken
Fin saunası hakkında daha çok şey öğrenmeye karar vermiştim.

 Finlandiya adına 2010  Nordik Konsey Film Ödülü adayı olan “Steam of Life” filmi ,Finli erkekler saunada direkt kalplerinden konuşuyor ; bir sinefil olmaya doğru giden benim  için  ikinci bir neden oluşturdu.

 Depo'daki konferansta dünya çapında bir Fin markası olan Nokia'nın herkesce bilinen sloganı : Nokia  Connecting  People , Näre tarafından da sauna : connecting people şeklinde aktarıldı ; ikinci dikkat çekici nokta 1960 ve'1970'lerde başbakanın , bakanları saunaya götürmesi burada siyaset yapılması örneğini vermesiydi.

Türk Hamamı için kullanılan bir tamlama var :suyun içine işleyen kültür , işte bu kültürün Fin tarafı da bizim Türk tarafı kadar ilginç ve öğrenmeye değer.Bir çok araştırmacıya göre Finliler çok eskiden beri ter banyosunu yapıyorlardı. İnsanların temizlenme ihtiyacını karşılamanın en basit ve verimli yoluydu. 16. yüzyıla kadar, Fin banyo alışkanlıkları hakkında cok fazla kayıt yok ancak ter banyosu Ortaçağ'da Avrupa çapında popüler oldu. Reformasyon döneminde yıkanma evleri artınca sadece Fin,Rus ve İskandinav insanlar ter banyosu geleneğini sürdürdü.

18. yüzyılın başlarında İsveç'te Bastu ( banyo ev ) tedavi amacı için kullanılıyordu. Kilise tarafından Avrupa'da zorunlu tutulan ter banyosu, İsveç'te ekonomistlerin odun yakımını arttırdığı  ve doktorların zührevi hastalıkları yaydığı şeklinde iddiaları ile eleştirildi. İddiaları haksız değildi, bastu nedeniyle artan odun yakımı ve yayılan hastalıklar yanında fuhuş da arka cephesindeki başka bir konuydu.


Norveç'te de ter banyosu benzer bir düşüş yaşadı. Keten iç çamaşırının ortaya çıkışı ile vücudu yıkamaktan kolay olduğu için popülaritesi azaldı.1700'lerde  İsveç egemenliğinde olan Finlandiya'da ter banyosu yasaklandı. 1756 yılında Cerrahlar Kraliyet Koleji,”Vesayet ve Bakımı Çocuk” başlıklı bir kitapçık yayınladı. Bu kitapçıkta “Finlandiya'nın delice bir adeti var; anneler çocuklarını her iki günde bir saunaya götürüyorlar ve çocukların erken ölümüne yol açıyorlar. “ deniyordu.  Pehr Adrian Gadd , saunalarda yakılan kömürün düzenli işitme  ve görme kaybına sebep olduğunu iddia etmişti.

Ancak Finliler için sauna bir lüks değildi, birkaç kitapçık da bu kullanımı engelleyemezdi. 
 İnsanların çoğu kapalı arazide yaşadığı için sauna bir sosyalleşme aracıydı. Aynı kulübe içinde hem etlerini pişirme hem kendi kaslarını ve ruhunu dinlendirme imkanı bulan çitfçiler,bazen komşularının kapısını çalarak banyo hazır gel şeklinde davetlerde de bulunuyorlardı.

Sauna bu toplumsal değerinin yanı sıra mikropsuz , bol  suyun bulunduğu bir yer olarak da önemliydi. Tannik asit içeren yüzeyler vardı. Kan alma gibi küçük operasyonlar ya da doğum doktorlar tarafından burada yapılıyordu. Eski bir Fin atasözünde “ Sauna ,fakir'in eczacısıdır. “ denmişti.

Sauna zamanla manevi önem de kazandı. Eski bir Fin Halk hikayesinde bir çiftçi ve şeytanın karşılaşması anlatılır. Cehennemin sıcağına dayanabilen çiftçi sonunda şeytanı pes ettirmiştir. Her seferinde şeytan ısıyı arttırmış fakat çiftçi her defasında daha fazlasını isteyince, pes eden şeytan kendisini çiftliğe göndermiştir. Cennete gitmek isteyen Finli çocuklara cehennemden nasıl korunacaklarını anlatan bir hikaye olarak anlatılır.

Finliler geçiş ayinleri için de saunayı kullanır; evlilik öncesi arınmak  için kadınların gittiği , çocukların doğduğu yer olması ya da yaşlıların ölmek için gittiği yer olarak .Avrupa'da zamanla kaybolan ter banyosu Finlandiya ve İsveç'in kuzeyindeki bazı taşralarda devam etti. 19. yüzyılda Avrupalı gezginlerin saunaya  ilgisi arttı. Milliyetçilik akımının etkisiyle Finlilerin “Biz İsveçli değiliz, asla Rus olamayız, bundan dolayı biz Finli olmalıyız” sloganıyla halk hikayeleri , şiir ve sauna sembol haline geldi. Kalevala ( Kahramanların Karası)  isimli epik şiirde saunanın ele alındığını  görebilirsiniz. Finli bir çok ressam saunayı resmetmiştir.

Milliyetçilik saunayı yüceltirken, sanayileşme ile saunaya ilgi şehirlerde azaldı. Hidroelektirik, zenginleşen orta sınıf , küvet içinde banyo yapmak ,tatiller vb. durumlar artınca sauna ayrılan günler azaldı. Yeni kurulan sağlık tesisleri ile saunaya gerek kalmadı. 1800'lerin sonlarında Finliler için sauna, hayvan kesimi ya da vücudun  temizlik ve rahatlama gibi  basit ihtiyaçlarını karşılamak  için kullanılmaya başlandı.  Banyo pratik nedenlerle yaygınlaştı ; çiftliklere artan nüfus ile herkesin aynı anda saunaya gitmesi mümkün değildi.

Bu zor geçiş süresi boyunca , saunanın özel kalması için yeni bir stil gerekiyordu. 20. yüzyılın başında yüksek yangın sigortası primleri nedeniyle yeni tasarım  kamu saunaları  daha çok bir buhar banyosu haline getirildi. Ancak 1930'larda dünyada yaşanan ekonomik bunalım günlerinde yapılan kötü inşaatlar nedeniyla sauna gene popüler oldu. İkinci Dünya Savaşı nedeniyle bir sosyalleşme alanı olarak sauna gene popülerdi. 1940'larda sauna hakkında yazılan kitapların başka dillere çevrildiğini de görüyoruz. Kurulan sauna derneği ile sektörün büyümesi de teşvik edildi.

Bir sauna üreticisinin  "sauna  iki bin yıllık şarap   gibidir. Kim bulabilir? Kim satın alabilir?” diyordu. Elektrikli sobalar ,saunaları ısıtmaya başlayınca karlı bir endüstri de oluştu. Dünya pazarının talepleri karşısında  yaşam biçimleri satmaya isteksiz olan Finlilere karşı  Alman ve İsveçliler sauna soba işine girince genç Finliler duruma el attı. Fin sauna sektörünün başarısı sert standartlar, mühendisler ve Fin Sauna Derneği'den dolayıdır.Günümüzde sauna ,hamam ve spa'ların değeri her gün biraz daha  anlaşılıyor. “Türkler hiçbir şeyi olduğu gibi kabul etmezler . Alaturka da işte böyle doğar.” lafının gereğini yapıp Türk Hamamı hakkında daha fazla araştırma yapmanızı diliyorum .

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Turizmin Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 216 481 51 21