• BIST 1.524
  • Altın 441,905
  • Dolar 7,4709
  • Euro 9,0227
  • İzmir 1 °C
  • İstanbul -3 °C
  • Antalya 3 °C
  • Ankara -5 °C
  • Turizmin Sesi Ocak 2021 23'ncü Sayısı Yayında 
  • Turizmin Sesi Dergimizin Aralık sayısı yayında 
  • Turizmin Sesi Dergimizin KASIM sayısı yayında
  • Turizmin Sesi Ocak 2021 23'ncü Sayısı Yayında 
  • Turizmin Sesi Dergimizin Aralık sayısı yayında 
  • Turizmin Sesi Dergimizin KASIM sayısı yayında

REHBER ÖRGÜTLENMESİ  VE YÖNETİM BİÇİMİ 

HAKAN EĞİNLİOĞLU

Meslek odaları STK (Sivil Toplum Kuruluşu) değildir. Meslek kuruluşları kendi meslek yasası bulunan ve bu yasaya göre, muhtelif illerde kurulan meslek odaları ve bu odaların oluşturduğu bir Birlik'ten meydana gelir. Bu örgütlenme biçimi bizim gibi yasası olan mühendisler, mimarlar, eczacılar, tabipler, avukatlar gibi pek çok mesleğin ortak örgütlenme modelidir. Esnaflar için esnaf odaları,  işçi ve emekçiler için sendikalar vardır. Bizim gibi özel yasası olan mesleklerin bir ortak özelliği de üniversitelerde bir "disiplin" olarak bulunmasıdır. STK'lar ise, "dernekler" biçiminde faaliyet gösteren belli bir fikrin, uğraşın, amacın örgütlenmesi olarak dikkati çeker. Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Okçular ya da Kanarya Sevenler Derneği gibi. Bazen meslek yasası olmayan ama örgütlenme ihtiyacı duyan, mevcut yasalara göre kendilerine özel sendika da kuramayan meslek erbaplari da dernek modelini geçici olarak benimseyebilir ama gerçek, resmi bir "meslek kurulusu" olarak  kabul edilmezler. 

Mesela yasamız  yokken biz rehberler de bir bölümümüz "esnaf odalari", bir diğer bölümümüz de "dernekler" üzerinden örgütlenmiştik. Rehberlik iş olarak sendika yasasında bulunmadığından kendimize özgü bir sendika kurmamız yasal olarak mevcut değildir. Bu 12 Eylül 'de getirilen ve hala pek çok maddesi değiştirilmeyen sendikalar yasası ile sabittir. Turizm emekçilerinin de bu yönde önü kesilmiş, turizmciler, rehberler dahil, istenirse, HAK İŞ'e bağlı eğlence, konaklama sektörünün emekçilerinin bulunduğu sendikaya üye olabilmekte. Şantözler,  dansozler, komiler gibi turizmle ilgisi olmayan meslekler ile birlikte aynı sendikaya yer almak, kabul edilmelidir ki mesleki açıdan hiç de işlevsel olmazdı. Bu konuda ekleyeceğim son husus; gerek sendikalara, gerekse de derneklere üye olma zorunluluğunun bulunmaması bu örgütlenme modellerinin mesleği toparlaycilığı ve bütünselleyiciliği bakımından yetersiz olacağıdır. Bu yüzden meslek yasasına ve buna bağlı örgütlenme biçimine sahip olmak büyük bir avantajdır. 

Burada sorun "kurumsallasmak"tan geçiyor. Faaliyetlerin sürdürebilirliğinden geçiyor. Çok büyük zorluklar ve özverili bir çaba ile kurulan TUREB'in ve Odaların gerçek kurumsal bir yapıya sahip olması çok önemli.  Bu konuda da odalar arası bir dengesizlik dikkati çekiyor. Üye sayısı az olan odaların kurumsallık sorunu ve varlığını devam ettirebilmesinin önündeki parasal gelir engeli mutlaka çözülmesi gereken sorunlar. Yeterli geliri olmayan ama yasal faaliyet alanı oldukça geniş odalardan, denetlemeler dahil, iddialı hizmet beklemek çok zor. Gerçekte bu sorun, genel anlamda, tüm odaları da kapsıyor. Bir oda, bir masa, en fazla part time bir sekreter ile kurumsal bir yapı oluşamaz. En önemlisi tüm odaların ve Birliğin kendi aralarında, diğer kurum ve kuruluşlar ve de resmi merciler ile iletişim ve ilişkileri,; kamuya açık bilgilendirmeler, rehberlik mesleğini tanıtma, gerektiğinde hukuki mücadele büyük önem taşıyor ve bunlar hep kurumsallasma ile doğrudan ilgili. 

Meslek kuruluşlarının kurumsallasması ve gerçek birer meslek kuruluşu gibi faaliyet göstermesi onun üyesi rehberler ile olan ilişki ve iletişiminde yatar en önemlisi. Odalar da TUREB de öncelikle hem mali açıdan hem de idari açıdan ŞEFFAF ve KATILIMCI olmak zorundalar. Bu bir meslek kuruluşu için olmazsa olmazdır. Odalar her üç ayda bir mali ve faaliyet raporlarını üyesi rehberler ile paylaşmalı ve bu raporları düzenli olarak web sitelerinde bulundurmalılar.  Bir takım konularda mutlaka komisyonlar kurarak, ısrarla bu komisyonların işlevsel olmasına çaba gostermeliler. Çünkü odaların mesleki konularda ve kamu ile ilgili ilişkilerinde bu komisyonlarda oluşacak ve pişirilecek çalışmaların büyük yararı olacaktır. Böylelikle, üyelerinin oda yönetiminde belli bir katkısı ve iradesi yansıma şansına kavuşacaktır. Biz 2016-2018 döneminde İRO' da yönetimde olduğumuzda tüm bunların faydasını gördük. Bu çalışmalar daha etkin bir şekilde, geniş ve  daha kapsayıcı biçimde geliştirilmeli ve ısrarla sürdürülmelidir. Tüm odaların izlemesi gereken yol bence budur. 

TUREB ve üyesi 13 oda ilişkilerine gelince; ne benim TUREB YK Başkan Yardımcılığım döneminde,  ne İRO YK Başkanı olduğum dönemde, ne de şimdiki gibi sıradan bir oda üyesi olduğum dönemde TUREB ile odalar arası "kurumsal" ilişkiler hiç de istenilen düzeyde olmamıştır. Nedense TUREB yönetiminde olan arkadaşlar kendilerini bambaşka bir dünyada gibi hissediyorlar. Benzetmem mazur görülsün, orası Olimpos, kendileri de Zeus ve tanrılar değil. Benzer durum oda yöneticilerinin üyesi rehberler ile ilişkilerinde de mevcut. Elbette, bu saptamam her yöneticiyi kapsamıyor. Ama genel hava bu. Özellikle TUREB yönetimleri için. Her dönem TUREB yönetiminde hangi oda ve odalar etkin ise TUREB politikaları o odalar çevresinde baskın biçimde gelişiyor. Belkide bizim TUREB yönetimini seçme tarzımız yanlış. Oda Başkanlığı TUREB Başkanlığına bir sıçrama yeri olmalı mı? Oda genel kurulunda başkan olarak oy verilip seçilen bir kişi TUREB Başkanı olunca, o odanın boşalan başkanlık koltuğuna başkanlık için oylanmamış bir yöneticinin YK içinde belirlenmesi hiç de demokratik değil.  Bence, TUREB yönetimlerine ve Denetim/Disiplin Kurullarına oda yönetiminde yer almayan kişiler tercih edilmeli. Başkanlar aday olmamalı. Yöneticiler ise TUREB kurumlarına seçildikten sonra oda yonetimlerinden istifa etmeli. Ayrıca,  gerek oda denetim Kurullarına gerekse de TUREB denetim ve disiplin Kurullarına yarışan listelerin dışında bağımsız adaylar seçilmeli. Böylelikle oda ve birliği denetleyecek, disiplin kararları verecek yöneticiler ile oda yönetimlerinin, bir ölçüde,organik bağları bulunmayacak.  Bu konulara devam edeceğiz. Güçlü bir meslek kuruluşu kurumsal bir yapıdan ve rehbere yukarıdan bakmayan, elitist tavırda olmayan, şeffaf ve mücadeleci yöneticilerden geçer. 

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Turizmin Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 216 481 51 21