• BIST 91.387
  • Altın 213,528
  • Dolar 5,3440
  • Euro 6,0564
  • İzmir 7 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Antalya 13 °C
  • Ankara 1 °C
  • Ankara’dan yurtdışı Frankfurt, Viyana Berlin ve Paris’e seferler başladı
  • Wings For Life, dünyanın 12 farklı noktasında aynı anda başlayacak 
  • Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Bursa turizm heyetiyle İstanbul’da bir araya geldi
  • Ankara’dan yurtdışı Frankfurt, Viyana Berlin ve Paris’e seferler başladı
  • Wings For Life, dünyanın 12 farklı noktasında aynı anda başlayacak 
  • Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Bursa turizm heyetiyle İstanbul’da bir araya geldi

Meslek Yasasının dünü bugünü ve meslek kuruluşlarımız

HAKAN EĞİNLİOĞLU

2012 yazında yıllardır hayalini kurduğumuz meslek yasasının, nihayet, çıkması ile rehberlik mesleği yeni bir döneme girmişti. O tarihten bugüne çok sayıda yeni rehber mesleğe atıldığından geçmiş ile bugünkü dönemi kısaca karşılaştırıp, gelecekte neler yapılması konusu üzerinde durmak istiyorum.

2012 öncesi, üç Esnaf Meslek Odası vardı: İRO, İZRO ve ARO. Bunun yanında, pek çok bölgede rehber dernekleri bulunmaktaydı. Dernekler gerçek birer meslek örgütü olarak değil de, meslek örgütü niteliğinde birer sivil toplum kuruluşu olarak faaliyet gösterirken, esnaf rehber odaları da, rehberlik mesleği adına ideal olmayan ancak resmi bir kimliği bulunan bir yapı içerisindeydiler. Ne esnaf odaları ne de derneklere üye olmak zorunlu değildi. Bu yüzden çok sayıda meslektaş farklı nedenlere dayanarak bu örgütlenmenin dışında kalmıştı. Ortada gerek temsili yönden, gerekse de mesleki güç açısından kaotik bir durum söz konusuydu.

90’larda kurulmuş olan TUREB, tüm bu esnaf odası ve derneklerin üst yapısı şeklinde düşünülmüş, ancak dernek ve esnaf odalarının bir araya gelmesinin yasal zorluğu nedeniyle, kendi aralarında bir centilmenlik anlayışı ile oluşmuştu. Bu yüzden ne bir geliri vardı ne de ofisi. Dolayısıyla en fazla gelire sahip meslek kuruluşu olan İRO’nın Yönetim Kurulu Başkanı TUREB’in başına getiriliyor, İRO’nun kendi ofisi de TUREB’in merkezi olarak gösteriliyordu. TUREB adına yapılan masrafların büyük bölümü doğal olarak İRO tarafından karşılanıyordu. Bu dönemde bir esnaf odasına ya da derneğe üye olsun olmasın her rehber “zorunlu seminerlere” belli bir ücret karşılığı katılmak zorundaydı. Bu seminerlere katılmayan rehber Bakanlık İl Kültür ve Turizm Müdürlüklerinden vize alamazdı. İki sene üst üste vize alamayan rehberin kokartı iptal edilirdi.

Vize ücreti cüzi bir miktardı. Ancak, zorunlu seminerlerden ve aidatlardan gelen gelir özellikle İRO için bayağı yüksekti. Bu koşullar içinde, aynı zamanda TUREB merkezi olarak da faaliyet gösteren İRO’ da çalışan sayısı da bugünküne oranla fazlaydı. En az 12 personel devamlı, kimi zamanlarsa part time elemanlar maaşlı olarak çalışıyordu. Bu dönemde, kanun yoktu ama, rehberlik mesleği Bakanlığın Rehberlik Mesleği Yönetmeliği tarafından, Bakanlığın doğrudan kontrolünde icra ediliyordu. Denetimler Bakanlığın İl Müdürlüğü personelleri tarafından yapılıyor, oda ve dernekler gözlemci verebiliyordu. Kararları, planlaması İl Müdürlüklerine bırakılmıştı. Esnaf Odaları farklı yöntemler kullanmaya çalışıyordu.

Rehberlerin disiplin cezaları ise Bakanlık tarafından uygulanıyordu ve neredeyse tutanak tutulan rehberlerin büyük bölümü ceza alıyordu. Esnaf Odalarından bir temsilcinin de bu kurullara gitmediği seferlerde rehberin cezasız kalması çok zordu. Centilmenlik anlaşmasıyla kurulmuş TUREB’in bir başkanı ve bütün rehber esnaf odası ve derneklerinin başkanları ve başkan yardımcılarından oluşmuş bir de yönetim kurulu vardı. Yasal zorunluluk ve bağlayıcılık olmadığından zaman içinde TUREB’de bir bölünme yaşandı ve 2012’ye kadar rehberlik mesleği iki ayrı TUREB olarak faaliyetini sürdürdü. Meslek karmakarışık bir zeminde, ikiye bölünmüş durumda varlığını sürdürmeye çalışıyordu.

2012’ de meslek yasası çıktıktan sonra üç eski esnaf odası (İRO, İZRO ve ARO) doğrudan meslek odası olarak kabul edildi. Diğer bölgelerdeki derneklere de odalaşmaları için belli bir süre tanındı. Daha sonra odalarda seçimlerini yaparak adaylar arasından, ayrı ayrı, başkan, yönetim kurulu, denetim kurulu ve delegelerini seçtiler. Yönetici ve delegelerin sayısı her odanın eylemli rehberlerinin haziruna dahil olanlarının oranına göre belirleniyordu. Önceki dönemde başkan, yönetim ve denetim kurulunu kendi seçer, üyeler de sadece başkan seçiminde bulunurlardı. Başkanlar en fazla üçer yıllıktan iki dönem başkanlık yapabilir. Geçmişte böyle bir kısıtlama yoktu. Tüm odaların genel kurullarından sonra, odaların delegeleri, belirlenen bir tarihte, TUREB’in yani üst birliğin başkanını, yönetim, denetim ve disiplin kurullarını seçer.

Birlik başkan ve yöneticileri de üç yıllık görev yapar ve en fazla iki dönem başkanlıkta bulunur. Birliğin artık yasa ile belirlenmiş bir gelir kalemi ve bağımsız bir ofisi, merkezi vardır. Üye rehberler nasıl aidatlarını bağlı oldukları odalara ödemekteyseler, odalar da “katkı payı” altında aidatlarını TUREB’e öderler. Birlik bir gelire kavuşurken, odalar da bir gider kalemine sahip olur. Bu durum bütün odalarda belli bir gelir kaybına neden olurken, üye sayısı az meslek odalarında – her ne kadar üye oranlarına göre katkı payı ödeseler de – ekonomik durum hiç de iç açıcı değildir. Belli sayıda personel, ofis, ekipman, zorunlu giderler yanında, yaptıkları her faaliyetten, her gelirden TUREB’e katkı payı olarak ödeme yapmak pek çok odanın kurumsallaşamamasına neden olmaktadır.

Bu durum var olan 13 Meslek Odasının Türkiye genelinde belli bölgelerden sorumlu olduğu da göz önüne alınırsa denetim yama olanaklarını kısıtlamaktadır. İRO dışında, TUREB dahil hiçbir rehber meslek odası haftanın - koşullar uygun olduğu sürece - her günü denetim yapma imkanına sahip değildir. Pek çok odanın profesyonel denetçisi yoktur ve TUREB’in belli dönemlerde profesyonel denetmenlerini o bölgelere göndererek kısıtlı zamanlarda denetim yapmalarına gereksinimleri vardır. Son zamanlarda, bazı odaların kendi yöneticileri ile il müdürlükleri ile kurulan iyi ilişkiler yoluyla denetim yapmaya başlaması sevindiricidir. Ama denetimler çok büyük masraflara neden olduğundan, yerel mercilerin desteği olmadan bağımsız yapılması da çok güçtür. Ülke genelinde il müdürlüklerinin denetimlere katkısı, hatta yapmak zorunda oldukları sorumlulukları yerine getirdikleri kuşkuludur. Bu konuda Bakanlık yoluyla sorunları çözmesi gereken merci, yasaya göre, TUREB’dir.

Her oda denetimlerde kendi bölgesinden sorumludur. Denetimlerin ülke genelinde koordineli çalışması, var olan üst düzey sorunların çözülmesi, eksiklerin yukarıdan bakanlık, TURSAB ve diğer merciler ile iletişim yoluyla halli, mesleğin genel sorunları, yasa ve yönetmeliğe karşı oluşan tehditlere karşı baş sorumluluk ve yetki, 6326 sayılı meslek yasamıza göre TUREB’e aittir. Elbette TUREB tüm bu meseleleri üyesi olan 13 oda ile eşgüdüm içinde çözebildiği ölçüde başarılı olacaktır. Ama pek çok odayla, kendi denetim ve disiplin kurullarıyla kavgalı olursa, icraatlarından üyelerinin haberi sonradan olursa, herhangi bir konuda odalardan fikir almaz, gelen önerileri ultimatom gibi algılayıp kaale almazsa, meslek ve meslektaşlar adına üst düzey projeler üretemezse her oda kendi imkan ve koşulları içinde üyeleriyle baş başa kalır. Meslek örgütlenmemiz yara alır.

Birlik ve üyesi odalar arasındaki iletişim ve ilişkilerin mutlak suretle yönetmeliğe eklenen yeni maddeler ile keyfiliğe bırakılmaması şarttır. Yasaya göre her 50 rehberin bir bölgede bölgesel oda kurabilmesi, belki örgütlenmede kolaylık sağlanabilmesi açısından düşünülmüş olsa da, kurulan bu odanın yaşamını idame ettirecek bir gelire sahip olabilmesinin de önünü tıkamıştır.  Hele yüzün altında 200 bile üyesi olamayan odalara geniş bölgelerin sorumluluğu verilmişse, bu durum denetimlerin daha da zor hale gelmesine neden olmuştur. Pek çok odanın üye sayısı 200 bile değildir. Yan yana üç ilde üç bölgesel oda vardır. Bölgelerin oluşturulması bakanlık tarafından yapılmıştır. Bu konuların mutlaka ilerleyen süreç içinde çözüme kavuşturulması, odaların maddi yönden güçlendirilmesi ya da yeniden yapısal açıdan değerlendirilmesi zaruridir.

Böylelikle, zorunlu seminerlerin kaldırılmasının yerine getirilen çalışma kartlarından ücret alınması sorunu da ortadan kalkar. Odaların ekonomik yönden güçlü olması TUREB’in de ekonomik açıdan güçlenmesi anlamına gelir. En büyük katkı payını İRO’dan alan TUREB’in İRO’ya halen  - çalışma kartları hizmet bedelinden gelen mansuplaşma farkından dolayı -belli bir miktar borçlu olması meslek kuruluşlarının gelir gider dengelerini iyi hesaplamalarını da gerektirir. Odalar nasıl TUREB tarafından bağımsızbir denetçiyle denetlendiriliyor ise TUREB’in de kendi Denetim Kurulu ve Bakanlık tarafından her dönem denetlenmesi rutin hale getirilmelidir. Denetlenmeyen bir Birliğin sadece kendi üyesi odaları keyfi denetlemesi şeffaflık açısından zaaf getirir. Bu durumun yukarıdaki gibi halli meslek kuruluşlarının birbirlerine ve meslektaşların meslek kuruluşlarına güvenini arttırır.

Yasaya göre her rehber bir odaya üye olmak zorundadır. Aidatlarının ve yevmiyelerin yasaya göre nasıl tespit edildiği, yöneticilerin aldığı maaş ve huzur hakları da yine yasaya göre nasıl belirlendiği sabittir. Yasa çıktıktan sonra yönetmelik önce Bakanlık tarafından hazırlanmış, daha sonra bu durum, ne ilginçtir ki, TURSAB’ın rehberlik yönetmeliğini “bağımsız değil,  bu yüzden iptal edilmelidir” gerekçeli davası “sayesinde”, yeniden, bu kez rehber meslek kuruluşları tarafından bir çalıştay sonucu yapılmış ve Bakanlıkça kabul edilmiştir. Tabi burada TURSAB yönetmeliğin iptal edilip yenisi yapılıncaya kadar rehber denetimlerini yaptırtmamayı düşünmüştür. Bugün de hem yasamızın, hem yönetmeliğimizin kimi maddeleri üzerinde değişiklik yapılması, yeni ilaveler eklenmesi konusu süreç içinde gerçekleştirilmesi zorunlu bir hedefdir. Bu hususların neler olduğu bilinmektedir ve belli bir hazırlık yapılmıştır. İleride iki üç günlük bir çalıştay ile geniş kapsamlı bir çalışma sonucu yapılacak tadilatla yönetmelikte kimi eksikler tamamlanabilir, yasa üzerindeki tadilat ise dosyalanıp uygun zeminde ve zamanda Meclise sunulabilir. Bu konuya başka yazılarla da değinmeye devam edeceğim. Dostluk ve dayanışma ile.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Turizmin Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 216 481 51 21