• BIST 108.153
  • Altın 153,462
  • Dolar 3,8314
  • Euro 4,5086
  • Ankara 9 °C
  • Antalya 18 °C
  • İstanbul 14 °C
  • İzmir 16 °C
  • The Populist, İstanbul’un gözde lokasyonlarından Bebek’te sevenleriyle buluşuyor 
  • TÜRSAB'da  Genel Kurulun Ertelenmesine İlişkin Bakanlık Duyurusu yayınlandı
  • Alo "176" Turizm İhbar ve Şikayet Hattı
  • The Populist, İstanbul’un gözde lokasyonlarından Bebek’te sevenleriyle buluşuyor 
  • TÜRSAB'da  Genel Kurulun Ertelenmesine İlişkin Bakanlık Duyurusu yayınlandı
  • Alo "176" Turizm İhbar ve Şikayet Hattı

Londra'da Üçte Üç

SENEM ARAT MURAT
Son zamanlarda seyahat denilince akla gelen ilk tavsiyeler, görülecek yerler üzerine değil, lezzetli duraklar hakkında olmaya başladı.Gurme seyahat için en güzel seyahat noktalarından biri ise kuşkusuz dünya mutfaklarından sınırsız tatlar deneyimleyebileceğiniz Londra.Sınırsız tatlar demişken,seçenekleri daraltıp size sabah, öğle ve akşam ziyafetleriniz için önerilerimi ileteceğim. Üç öğün için üçer mekan demek daha doğru olur.
 
 
Kahvaltı:
Diğer Avrupa ülkelerinde minik porsiyonlu, tatlı ağırlıklı kahvaltılardan sıkılanlar için İngiltere ideal ülke. Londra’ya gelmişken uzun uzun oturup, kocaman bir tabak İngiliz Kahvaltısına hazır mısınız? 
 
*The Breakfast Club:
Daha önce Londra’ya gittiyseniz zaten burada yemişsinizdir, ama oldu da yemediyseniz bir sonraki sefere kesin programınıza koyun. Londra’ya hiç gitmeyenler ise, ilk gidilecek durak Breakfast Club. Londra’nın pek çok semtinde var, ama ben genellikle Soho’dakini tercih ediyorum, zaten ilk açılan Breakfast Club da burası, ama siz otelinizin lokasyonuna göre en erken gidebileceğinize gitseniz çok iyi olur, çünkü sıra beklemek kaçınılmaz diyebilirim. 30 dakika veya daha fazlası sıra beklemeniz olası, ama buna değer mi derseniz, cevabım kesinlikle evet! Haftasonu ve haftaiçi kahvaltı menüleri değişiyor, ama tercihlerini klasikten yana kullananlar için önerim “The Full Monthy”, zaten bir İngiliz kahvaltısından beklediğiniz her şey bu tabakta var! “Ben tatlıcıyım” diyenler için Pancake’leri de çok iyi aklınızda bulunsun!
 
*Duck & Waffle:
Duck & Waffle lüks sevenler için doğru adres. Manzara çok özel ve menü alıştığımız kahvaltı menülerinden biraz farklı. Damak tadınız geleneksele daha yakınsa, sunulan lezzetler şaşırtıcı gelebilir, ama yeniliklere açıksanız waffle üzerinde ördek ve yumurtaya hayır demeyeceğinize eminim.
 
*Bill’s:
Bill’s Londra’da pek çok noktası olan bir restaurant zinciri. Yalnız kahvaltı değil öğlen yemeği ve akşam yemeği servisi de var, ama bazı yerler kahvaltıda daha güzeldir, ve Bill’s de onlardan biri .Nostaljik dekorasyonu ve sunumları ile gözünüze hitap ettiği kesin, ve evet midenize de! Bill’s reçelleri ve spesiyalleriyle kahvaltıyı bir şölene çeviriyor. Benim önerim büyük tabaklardan birini alıp öğleni hafif geçirmek, tercihe göre vejeteryan veya klasik kahvaltı tabaklarından birini seçebilirsiniz. Ama tatlıların da tadına bakmadan gitmeyin sakın. Reçelleri ev yapımı, hatta dilerseniz ev için satılık boyları da mevcut. 
 
Öğle:
Yapabileceğiniz en klasik şeylerden biri, en yakındaki pub’a girip “fish&chips” yiyip, bira içmek, ama ben daha değişik bir şeyler denemek istiyorum diyenler için işte önerilerim.
 
*Pho’s:
Şimdi Londra’nın orta yerinde Vietnam mutfağı da nereden çıktı demeyin. Pho’s Londradaki sokak yemekleri zincirlerinin ilk Vietnamlısı. Merkezi lokasyonlar da dahil pek çok yerde var. Dekorasyon ise yalın ve otantik, diğer Uzak Doğu restaurantları gibi ortak masalar ile samimi bir ortama sahip diyebilirim.Değişik baharatlarla ve soslarla lezzetlenen Vietnam Klasiklerinden Pho yiyebilir, (Phoların da çeşitleri mevcut: et, tavuk  karides, mantar veya pek çok seçenek var.)  veya menüden diğer alternatiflere göz atabilirsiniz, ama ilk gidişiniz ise Pho denemek şart ! 
 
*Wahaca:
Meksika yemeklerinden vazgeçemeyenler parmak kaldırsın!
Wahaca kısa ve net bir şekilde size bütün lezzetleri tattırabilir. Tek yapmanız gereken paylaşımlık bir kaç tabak söyleyip, bakabildiğiniz kadar çok şeyin tadına bakmak! Fiyat lezzet dengesi çok uygun.Kendinize bir jest yapmak isterseniz de, içkilere göz atın derim. Benim önerim: Classic Chelada (İstediğiniz biraya +50 Pence ödeyip, taze sıkılmış lime ve tuz ile bir bardakta alıyorsunuz. Birayı hiç tatmadığınız kadar lezzetli yaptığını söyleyebilirim.) Veya diğer bira seçeneklerini yanında tekila ile almayı da deneyebilirsiniz.
 
*Jamie’s Union Jacks:
Jamie’s Italian İstanbul’da var olmasına var evet, ama İngiliz şefi kendi topraklarında kendi yemeklerini konuştururken deneyimlemek bambaşka. Jamie’nin restaurantlar zincirinde yer alan Union Jacks, İngiliz nostaljik yemeklerini menüsünde barındırıyor. Union Jacks Covent Garden’in tam ortasında market adı verilen alanda konumlandırılmış. Fish & Chips yiyebilir, ya da kendinizi değişik pizzalarla şaşırtabilirsiniz. İngiliz spesiyallerini denemek isterseniz de pişman olmazsınız. Şarapları bile sadece İngiliz tedarikçilerden alınan restaurantın en can alıcı tadı ise bana göre “Proper Toffee Sticky Pudding”, yedikten sonra bana teşekkür edeceğiniz kesin! 
 
Akşam: 
Bunca şey yedikten sonra hala midenizde yer kaldıysa akşam menüsüne geçelim. Hem süslenip püslenip gidebileceğiniz, hem de biraz daha rahat opsiyonlar sundum, tadını çıkarın!
 
*Dishoom: 
Dediğim gibi Londra dünya mutfakları konusunda sınır tanımıyor. Pek çok Hint mutfağı zincirine rastlamanız mümkün, ancak benim son favorim Dishoom. “Yelp!” Tarafından iki kere Londra’nın en iyi restoranı seçilen Dishoom’da, kendinizi Bombay’de hissedeceksiniz. Bu aslında bir “İrani Café” yorumlaması, yani 19. Yüzyılda İranlı göçmenlerin Hindistan ve Pakistanda açmış olduğu kafeler. Verilere göre 1950’lerde yaklaşık 350 İrani Kafe mevcutken, şimdi sadece 25 ile 35 arası kaldığı söyleniyor. Shoreditch’teki şubesi bahçesiyle yaz aylarında çok keyifli, kışın ise sıra beklerken içinizi ısıtan ikramları ile daha içeri bile girmeden sıcacık. Tavsiyem yine tadına bakabildiğiniz kadar çok şeyi denemek ve ortaya karışık bir kaç tabak sipariş etmek, çünkü seçim yapmak çok zor!
 
*Bob Bob Ricard:
Bavula cicilerinizi koymayı unutmayın! Eğer Bob Bob Ricard’a gidecekseniz, şık giyinip bol bol şampanya içmeyi göze alın, çünkü her oturma kabininde daha fazla şampanya için bir çağırma düğmesi var. Dekorasyonu Fransız Kafelerini andıran Bob Bob Richard’ın menüsü Rus ve İngiliz mutfaklarından muhteşem örnekler sunuyor. Yemekte ne sipariş edersiniz bilmem ama tatlılardan “Strawberries and Cream Souffle” favorim, denemeden çıkmayın.
 
*Sketch London:
Başka bir süslü alternatif ise Sketch London. Her odasında ayrı bir mimari, farklı bir müzik ile yemeklerinden çok mimarisi ve ortamıyla kendinden söz ettiren, farklı bir deneyim yaşamak isteyenlerin ilgisini çeken bir mekan. Fiyatlar biraz yüksek, ancak dediğim gibi mesele tat değil deneyim! İngiliz sanatçı David Shrigley’nin 239 tane eseri duvarda dizili, tuvaletler yumurta şeklinde, ortasında dj kabini olan ve yerleri dahil koltuklardan oluşan bir barı var, ee bir insan bir restorandan daha ne beklemez !
 
Tavsiyem : “Pink Burrata”
Bu arada yemeklere dalıp, Londra’yı gezmeyi de unutmayın sakın!
Afiyet olsun!
 
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Turizmin Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 216 481 51 21