• BIST 108.153
  • Altın 153,462
  • Dolar 3,8314
  • Euro 4,5086
  • Ankara 9 °C
  • Antalya 18 °C
  • İstanbul 14 °C
  • İzmir 16 °C
  • The Populist, İstanbul’un gözde lokasyonlarından Bebek’te sevenleriyle buluşuyor 
  • TÜRSAB'da  Genel Kurulun Ertelenmesine İlişkin Bakanlık Duyurusu yayınlandı
  • Alo "176" Turizm İhbar ve Şikayet Hattı
  • The Populist, İstanbul’un gözde lokasyonlarından Bebek’te sevenleriyle buluşuyor 
  • TÜRSAB'da  Genel Kurulun Ertelenmesine İlişkin Bakanlık Duyurusu yayınlandı
  • Alo "176" Turizm İhbar ve Şikayet Hattı

Haksız Rekabet Önlenmeli

HAKAN EĞİNLİOĞLU

TURİZMDE HAKSIZ REKABET KOŞULLARININ DÜZELTİLMESİ ŞARTTIR
2015 yılından itibaren Türkiye’de devlete zarar vermek, yönlendirmek, halkı korkutmak, paniğe sevk etmek ve devletle yurttaşlar arasında güvensizlik ortamı yaratmak amacıyla bir dizi bombalı eylemler gelişti. Akabinde,  bazı grupların tahrikleriyle Çinli turistlere yönelik, ama hemen her Uzakdoğulu turistin de nasibini aldığı Vandal saldırılar oldu. Özellikle dış dünyaya bir taraftan Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde menfi propaganda yapılırken, öte tarafta bu girişimleri desteklercesine ülkemizi ziyaret eden turist gruplarına ve turizm merkezlerimize de bombalı, kanlı eylemlerde bulunuldu. Halkımızın sağduyulu yaklaşımı ile arzulanan iç karışıklıklar çıkmadı, ama yabancı turist ülkemize gelmekten çekindi, korktu. Türkiye’de güvenlik açığı yaratılmasında önemli payı olan FETÖ’nün 15 Temmuz’da düzenlediği başarısız darbe girişimiyle de bu olumsuz süreç nihayet durdurulmuş, şimdi ise yaraları sarma, hasarları giderme dönemi başlamıştır.

Turizm sektöründe iç pazarda olumlu yönde bir hareketlilik olsa da, öte yandan, dış pazarda çok büyük bir gerileme bulunmaktadır. Ülkeye döviz girdisi sağlayan önemli sektörlerden biri olan turizmdeki bu dış Pazar sorunu döviz girdisini de önemli ölçüde etkilemiştir. Bu durum hem genelde Türkiye Ekonomisine, özelde de Turizm sektörünün bizzat kendisine olumsuz yönde yansımaktadır. Incoming acenteler, onlarla çalışan otel ve konaklama tesisleri, incoming çalışan rehberlerin iş hacminin düşmesi, tarafların, ayrıca, ekonomik darboğaza girmesine neden olmuştur. Kapanan, küçülen acenteler, konaklama tesisleri, borçlar, önemli miktarda işsiz rehber sadece olayın ekonomik boyutunu değil, ağır ve derin biçimde yayılan bir de sosyal boyutunu gündeme taşımıştır.  İntiharlar, psikolojik travmalar, aile içi geçimsizlikler vicdanları zorlamaya başlamıştır. Burada, altını çizerek söyleyeceğimiz sürecin bir başka olumsuz yönü daha var. İş yapamaz hale gelen, sektörün en değerli, deneyimli, donanımlı turizmcileri turizm alanından uzaklaşmaya başlamış, meydan turizm ehli olmayan, hasbelkader bu sektöre girmiş insanlara, kalitesizliğe açık hale gelmiştir. Bu kadar geniş bir grubu; tüm bu alanda çalışan turizmciler, aileleri, esnafı  kaderiyle baş başa bırakmak mümkün değildir.. İşte böyle durumlarda sosyal devletin kendini göstermesi gerekir. Daha önce hazırlanan ve ilan edilen “İyileştirme Paketlerinin” de, sektör bileşenleri arasında adil bir biçimde, özellikle krizden daha yoğun etkilenen, yukarıda bahsi geçen kesimi içine alacak şekilde yeniden değerlendirilmesinde yarar vardır. TUREB, TURSAB, TUROB, TUROFED, TYD başta olmak üzere ilgili Meslek Kuruluşlarının bu konuyu Hükümete taşımaya devam ettiklerini, sorunların çözümünde sektör temsilcileri olarak katkı sunmaya hazır olduklarını biliyoruz. Devletimizin sektör ile eşgüdüm içinde, adaletten ve eşitlikten taviz vermeyerek sorunu en azından asgariye çekeceğine inanıyorum.

2015’den beri süregelen bu olağanüstü dönemden önce de turizm sektöründe her şeyin sorunsuz, dertsiz geçtiği söylenemez. Ingoing ve incoming piyasasında çalışan acenteler, rehberler ve konaklama tesisleri arasında uzun bir süredir serbest rekabet koşullarının – belli bir merci tarafından denetiminin sağlanamaması  ya da daha vahimi sağlanılmasından imtina edilmesi, konuyu salt “etik” boyutta bir soruna indirgemiştir. İlgili kuruluşların bu konuda var olan yasal sorumluluklarını artık devreye sokması kaçınılmazdır. Haksız rekabet, serbest rekabet anlamına gelmez. Etik anlamda da, yasal anlamda da  konunun etik ve yasal çerçevesini belirleyerek adil ve sürdürülebilir bir biçimde denetimlerin yapılması gerekiyor. Sürekli fiyat kıran, zararına maliyet üzerinden turist getiren acente ile maliyeti gerçek değerleri üzerinden yapan, kaliteden şaşmayan acenteler arasında haksız bir rekabet var. Bu sorun,  kriz öncesi dönemlerden beri yaşanmaktaydı. Ancak, bugünkü koşullarda düzgün, kurallarına göre çalışan acentelerin dayanacak gücü kalmamıştır. Acil müdahale şarttır. Kriz dönemini, en azından, fırsat bilip, turizmimizdeki yanlışları radikal biçimde onarmak, daha adil ve etik koşullarda sürdürülebilir turizm zeminini tesis etmek zorundayız. Bu haksız rekabet koşulları, oteller arasında, hatta çalışanlar arasında ve tabidir ki, rehberler arasında da benzer adaletsizlikleri getirmiştir. Fiyatlarını alabildiğince düşüren, rakibine haksız biçimde avantaj sağlamaya kalkan firmaların etik olmayan ve hatta yasa dışı olan bu tavrı yüzünden, turizm emek alanı tamamen sömürü alanı haline gelmiştir. Bu ucuzcu tavır, aslında paralı turisti de bir şekilde uzaklaştırmıştır.

Turizm hizmet sektörüdür. Hizmet sektörü insan emeği demektir. Kalite demektir. Kalite donanımlı, bilgili, yetişmiş, deneyimli insanlarla kazanılır. Kısacası turizm insan demektir. Önüne gelenin acente açtığı, otel açtığı, rehberlik yaptığı bir sektör olmamalı turizm. Rekabet ortamı sağlansın diye, acente açmayı kolaylaştıran zihniyet, aynı tavrı, acenteler, oteller, firmalar ve rehberler arasında da aynı şekilde göstermek zorundadır. Yani, rekabetin adil ve haklı bir şekilde yapılıp yapılmadığını kontrol eden mekanizmayı da oluşturmalıdır. Gündelikçi, vur kaççı zihniyetler turizmi terk etmelidir. Tüm turizm merkezlerindeki ticaret ve satış anlayışı da, etiketli, disiplinli, satışı kolay ve kontrol edilebilir bir şekilde düzeltilmeli diye eklemek isterim. Rehberlik mesleğini en çok vuran etik dışı çalışma, kaçak rehberlik konularının kökeninde, yukarıda anlattığımız nedenler yatmakta. Sorun temelden, radikal biçimde çözülmezse, sektörün tüm temsilcileri için – turist ne kadar çok gelirse gelsin – ileride bizi sorunlar yine bekleyecektir.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Turizmin Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 216 481 51 21