• BIST 99.677
  • Altın 220,594
  • Dolar 5,3318
  • Euro 6,0564
  • İzmir 12 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Antalya 9 °C
  • Ankara 3 °C
  • Kaya Demirer’in 5’inci Dönem TURYİD Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçildi
  • Ankara’dan yurtdışı Frankfurt, Viyana Berlin ve Paris’e seferler başladı
  • Wings For Life, dünyanın 12 farklı noktasında aynı anda başlayacak 
  • Kaya Demirer’in 5’inci Dönem TURYİD Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçildi
  • Ankara’dan yurtdışı Frankfurt, Viyana Berlin ve Paris’e seferler başladı
  • Wings For Life, dünyanın 12 farklı noktasında aynı anda başlayacak 

1 + 1 = 1 eder mi?

HÜSEYİN KURT

Bu sadece bir film izlemek olmadı. Çocukluğuna, anılara, sende bıraktıklarına ve belki de götürdüklerine gitmekti.. Belli mi olur? Belki, siz de kendinizden bir şeyler bulursunuz.

İyi okumalar..

 

 

Süper Baba, Mahallenin Muhtarları, Çiçek Taksi, Kara Melek ve Çılgın Bediş dizilerinin evlerimize konuk olduğu, nostaljik haberleşme aracımızın ankesörlü telefonlardan, Ericsson 337, 628 ve Cem Yılmaz reklamlarıyla hayatımıza göz kırpan Panasonic G500’lere yavaş yavaş geçtiği, Bakkal Hasan Amca, Manav Ali, Çaycı Ramazan Abi, Berber Apo, Terzi Memduh, Lastikçi Şeref, Yufkacı Ayşe, Yorgancı Salih gibi esnafların mahalleye renk kattığı, mahalle kültürü, mahallemizin kızı ve oğlu söylemlerinin yaşadığı, komşuların bir birini tanıdığı, Tofaş Şahin, Doğan, Kartal, Renault Broadway ve Lagunaların yolları süslediği, ülkemizin siyasal kararsızlık, umutsuzluk ve enflasyonla bunaldığı günlerden geçtiği..

 

Mesut Yılmaz’ın, Tansu Çiller’in ve Necmettin Erbakan’ın Başbakanlık yaptığı, Almanya’nın Avrupa Futbol Şampiyonu, bizde ise Fenerin kupayı göğüslediği, Kayserispor ile Karşıyaka’nın küme düştüğü, gol kralının Şota , Oğuz ve Aykut’un çubuklu formayı son kez terlettikleri, Alimallah, Seni Yerler, Beni Hatırla, El Adamı, Eğlen Güzelim, Seninle Olmak Var ya şarkılarını mırıldandığımız ve belki de daha neler neler olan günlerdi..

 

Ne günlerdi?

Aslında bu bir yıldı.

Bu yılı özel kılan bir çok hayata renk katan bir şey(ler) daha vardı. Yazı içerisinde on(lar)u görmek ve yaşamak ümidiyle..

 

Sene 1996..

Orta okul son sınıftan liseye geçeceğim, yeni bir dönemin başlayacağı yıldı. Üniversiteye gidecek yılların temellerinin atılacağı belki de hayatımı, sonuna kadar şekillendirecek bir dönemin başlangıcıydı.

 

Kim bilir?

Mahalle kültüründe büyümenin getirdiği güzel arkadaşlıklar ve dostluklar vardı. Hatta farklı anne ve babadan bile olsa kardeş gibi hissedebildiğin insanlar girerdi hayatına. işte benimde hayatıma giren 2 kardeşim (dostum) vardı. Paramızı ortak bölüştüğümüz, birimizde olmasa diğerinden aldığımız, yediğimiz ve içtiğimizin ayrı gitmediği, omuz omuza verdiğimiz çok güzel günlerdi.

 

Simidi, poğaçayı - böreği, tostu, gazozu, ekmeği ve hatta piliç çevirmeyi bölüştüğümüz, tavuklara daha hormonun bulaşmadığı, :) tavuk lezzetini aldığımız, dostluklar arasında sıcaklığın ve samimiyetin önden gittiği, hasetliğin, fesatlığın ve dedikodunun olmadığı bi’ hayatı paylaştığımız zamanlardı.

 

O zamanlar bir başkaydı..

Ben öğlene kadar okula, öğleden sonraları yarım gün, cumartesi ise tam gün çalıştığım mobilya mağazasına giderdim. Pazar günüm boştu. İşte bu dostlarımızla bir Pazar günü kendimizi Zeytinburnu’nda bir yerde bulduk. Burası daha önce benim gitmediğim özel bir yerdi. ‘’ Veliefendi Hipodromu..’’

 

O gün hayatıma giren öğrendiğim daha bir sürü şey oldu.

 

Neler mi?

Etrafımda bir sürü at vardı ama bunlar yarış atıydı.. Arap ve İngiliz Taylarıydı. Padok, çan, at sahibi, kupon, apranti, eküri, seyis, çıkış hakemi, plase, ikili, üçlü, altılı, at başı, son 800, son 400, son 200 ise bazı öğrendiğim diğer kelimelerdi.

 

Çabuk öğreniyordum..

O gün aslında hayatımın geri kalanında sıkça karşılaşacağım çok önemli bir şey daha öğrenmiştim.. bu belki de hayat dersiydi..

 

Neden mi?

Biz 6’lı oynamıştık. 3. Ayakta yaptığımız kupon yatmış bu sefer kendimizi 2’li oynarken bulmuştuk. Oynadığımız 2’li tutmuş biz yatırdığımız parayı çıkarmış ve güzel, değişik, heyecan dolu bir gün yaşamıştık.

 

O gün hem kaybetmiş, hem kazanmıştık. Demek ki hayat ne sadece kaybetmek ne de kazanmaktan ibaretti..

 

‘’ Kaybetmek, kazanmanın kardeşidir. ‘’ (Özdemir Atman)

Peki neydi bana bunları düşündüren beni geçmişe götüren?

 

‘’ BİZİM İÇİN ŞAMPİYON ‘’

1996 yılı Gazi koşusu şampiyonu ‘’ BOLD PİLOT ‘’ ile ünlü jokey Halis Karataş ve rahmetli eşi Begüm Atman Karataş’ın (Özdemir Atman’ın ikiz kızlarından) arasındaki ölümsüz aşkın gerçek hikayesinin filme taşındığı ve 07 Aralıkta vizyona giren sinema filmi.

 

Kimdi bu Bold Pilot?

Özdemir Atman’ın yetiştiricisi olduğu, Atman Ekürisi’ne ait İngiliz kanı taşıyan Türk yarış atıdır. Kısa zamanda yarışları takip eden etmeyen herkesin sempati duyduğu, o koşarken bazı yerlerde hayatın durduğu, sırf o başlangıç noktasına girsin ve sakatlanmasın diye tribünlerde herkesin sus pus kesildiği, Son Düzlük programı sunucusu Hakan Cantınaz’ın BOLD PILOT geliyor demesiyle adrenalinin tavan yaptığı anlardı..

 

Bold Pilot’ın süper bir orijini (anne – baba kan hattı) yoktu. Kendine özgün bir safkandı. Islak pistten ve yağmurlu havalardan hoşlanmaz, yarış severler onun koştuğu günler yağmur yağmasın diye dua ederdi.

 

Hırçınlığı, mücadeleci tarafı, bitti olmadı dediğin anda bazen en dış kulvardan bazen ortadan tekrar atağa kalkması seni de çekerdi..

 

Kitlelere kendini sevdirmişti. Bizden olmuştu. Herkes kendinde biraz onu bulmuştu. ( Evet 1 + 1 = 1 eder.. )Onunla bütün olmuştuk.

 

Bold Pilot’ın yarış hayatı 28 Mayıs 1995’te Veliefendi Hipodromunda başladı ve sadece 1 yıl sonra 70. Gazi koşusu, 2400 metre çim pist yarışında 2.26.22’lik bir rekora imza attı. 2 yılda 30 yarış ve 21 galibiyet yaşadı.

 

98 yılında pistlere veda etti. 2013 yılında özel bir jübile için son kez hipodroma geldi. 2015 yılında ise hayatını kaybetti.

 

Ya Halis Karataş?

Sivaslı Seyis Hasan Karataş’ın oğlu, babası ve abisi gibi o da atların peşinden giden biriydi. Aslında babası Halis’in jokey olmasını istemiyordu. Büyük oğlunun tekerlekli sandalyeye mahkum olup ardından onu bir gün ceviz ağacında sallanırken bulması onda büyük tahribat yaratmıştı.

 

Ama nafile! Halis Karataş bildiği yoldan dönmek istemiyor çoktan İstanbul’a gitmeyi kafasına koymuştu..

 

Bunun üzerine Babası Seyis Hasan Karataş ise ‘’ bir oğlum tabutla çıktı varsın diğeri de yüreğimden çıksın. ‘’ demişti.

 

Sene 1995, Halis Karataş babası, annesi ve kardeşini üzülerek te olsa bırakarak İstanbul’un yolunu tutmuştur.

 

Hepimizin kaderi ve orada bizlere dokunan kişiler vardır. Halis Karataş için ise bu İstanbul Veliefendi Hipodromunda tanıştığı atçılığın duayen ismi Özdemir Atman’la başlamıştır.

 

Nereden bilecekti ki Özdemir Atman’ın daveti üzerine gideceği Atman Harasında ona sayısız şampiyonluklar kazandıracak hırçın safkan kardeşi, ortağı BOLD PILOT ve hayatının aşkını bulacağı insan olan Begüm Atman’la, tanışacağı ve kaderinin orada şekilleneceği..

 

Halis Karataş’ın, Bold Pilot ile arasındaki mesafeyi kaldırması kolay olmadı. Çok çalıştı. Bazen vazgeçti. Hatta yıktı. Sonra tekrar örmeyi bildi.

 

Gücü olduğunu biliyordu. ama hırsı eksikti. Bunu ona göstermek lazımdı. Çünkü mesele; şartlar ne olursa olsun kazanmayı bilmekti.

 

Halis Karataş, Bold Pilotla (Boldi) hep konuştu. Onu motive etmeyi bildi. Her yarış sonrası ona teşekkür etmeyi unutmadı!

 

Peki Begüm Atman?

Özdemir Atman’ın ikiz kızlarından Begüm, Bold Pilot’a (Boldi) hayat veren belki de alan..

 

Neden mi?

Sene 1995, Begüm Atman’ın daha önce yendiği kanser tekrar nüksetmişti. Onun ise yeniden savaşacak gücü yoktu.

 

Bazen ben bıraktım sende beni bırak dersin.. Yapamam dersin gücüm yok dersin ama seni hayata bağlayan olur. O, oldukça tutunur, savaşır ve yenersin.. Begüm Atman için bunlar Halis Karataş ve Boldiydi..

 

Çok sevdiği Boldi ve Halis Karataş onu hayata bağlayacaktı.

 

Halis Karataş, Begüm Atman’ın durumu öğrenmiş ve kararını vermişti. Çok daha fazla çalışacak, koşacak ve kazanacaklardı. Onlar koşacak ve kazanacak. Zaten bir gün kaybedeceğiz ha bugün ha yarın diyen Begüm ise onlar için hayata tutunacaktı. Tutundu da.. Ta ki 2014 yılında kansere yenik düşene kadar..

 

Özdemir Atman?

1967, 68, 87 – 90 yılları arasında TJK başkanlığı yapmış olan kişidir. Babası Mareşal Fevzi Çakmak’ın yaveri Ahmet Atman’dır. Robert Koleji ve Cornell Üniversitesi inşaat mühendisliği mezunudur. Starting box, foto finish teknolojisini Türkiye’ye getirmiştir. Cumhuriyet dönemi beyefendilerinden, atçılığın temel taşlarından birisidir.

 

Halis Karataş ile şans eseri tanışmıştı. İlk anda ısındığı bu adamı harasına davet etmiş. Bir nevi kaderiyle tanıştırmıştı.

 

Ona inisiyatif vermiş açık yarış için 2 at gösterip tercihi ona bırakacaktı. Halis Karataş ise ona yoldaşlık yapacak ve ileride hayat arkadaşı olacak insanın gözlerinin içini güldüren, ona hayat veren safkanı bulmuştu.

 

Halis Karataş, Özdemir Atman’a verdiği sözü tutmuş. Kırılması güç başarılara imza atmıştı.

 

Özdemir Atman’ın ileride damadı da olmuştu.

 

70. Gazi koşusu sonrası Özdemir Atman’a sorarlar.. Bold Pilot için alıcı çıksa kaça satarsınız? Özdemir Atman’dan gelen yanıt.. ‘’ merkez bankasını verseler yine satmam ‘’ acaba Bold Pilot için değer biçemediği için miydi?

 

Kızlarından Begüm’ün gözlerinin içini güldürdüğü için mi? Unutmamak lazım.. Kız çocukları babaları için özeldir.

 

Belki öbür tarafta bunu öğreniriz.

 

Bunlardan filmden kalan kafamda kalın çizgi bırakan detaylar..

 

Aşk, sevgi ve emek üzerine..

 

Bu işin büyüsü nedir biliyor musun?

 

Sana teslim olması lazım.

 

Aşk gibi aslında kendiliğinden olur.

 

Bozulması için birinin oyunun kuralını bozması lazım.

 

Mesela kendi işleri ile meşguldür sana vakit ayırmıyordur..

 

Görüyordur, duyuyordur, aklındasındır aslında ama belki de vakit ayıramıyordur.

 

Bırakmak mı lazım?

 

Kendini kaybetmiş görenlere.. Hala geride olabilirsin ama bırakma kazanabilirsin.

 

Koşu son düzlükte değil. Bitiş çizgisinde bitiyor. Bitiş çizgisine varmak için de emek, çaba ve çok çalışmak şart.

 

Yarışı kazanınca diğer yarışa başlamak istemiyorsun ya.. Şampiyon olmak demek , bir gün kaybedeceğini bildiğin halde koşmaya devam etmektir.

 

Ben mi?

Şöyle baktım da 96 yılında başladığım at yarışı sevdam aslında 98 yılında bitmiş.

 

Kim bilir?

Belki Bold Pilot ile başladı ve onunla bitti..

Bold Pilot anısına..

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Turizmin Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 216 481 51 21