• BIST 103.929
  • Altın 148,575
  • Dolar 3,5497
  • Euro 4,1792
  • Ankara 17 °C
  • Antalya 28 °C
  • İstanbul 25 °C
  • İzmir 23 °C
  • Bir Havuzdan Çok Daha Fazlası Therapıa Spa’da
  • İstiklal Terrace kapılarını açtı
  • Alo "176" Turizm İhbar ve Şikayet Hattı
  • Bir Havuzdan Çok Daha Fazlası Therapıa Spa’da
  • İstiklal Terrace kapılarını açtı
  • Alo "176" Turizm İhbar ve Şikayet Hattı

Turizm Betonlaşmak Değildir

HAKAN EĞİNLİOĞLU
Gözlerinizi kapatın ve bir ülke düşünün: Denizden uzak, akarsuları, gölleri yok. Orman nedir tanımıyor insanları. Ülke büyük çöllerden, çorak arazilerden ve yer yer kümelenmiş çalılardan, seyrek ağaçlardan oluşmuş. Toprakları üzerinde geçmişten bugüne hiçbir dişe dokunur uygarlık gelişmemiş, var olmamış. Ancak oldukça zenginsiniz. Petrolünüz, maden rezervleriniz var. Pek çok yere lüks oteller inşa etmişsiniz. Otellerde yok yok. Çağın en göz alıcı konaklama tesisleriniz var.
 
 
 
Bu ülkede nasıl bir turizm yaparsınız? Kitle turizmi yapar, her şey dahil biçimde, gelişmiş ülkelerin orta ve ortanın altı turist gruplarını krallar gibi ağırlayabilirsiniz. Futbol sahaları, golf sahalarınızda spor kulüplerini, zengin golf oyuncularını konuk edersiniz belki de. Başka? Kumar oynatırsınız olmadı. Çöl safarileri yaparsınız. Olmadı, paranız bol, sağa sola dünyanın çeşitli bölgelerinden getirdiğiniz vahşi hayvanları salarsınız, faunanız görece zenginleşir. Yaşamaları güç olsa da, sürekli yenilerini getirirsiniz. Ya zengin bir ülke değilseniz? Bir bardak su içersiniz düşleriniz üzerine.
 
Gözlerinizi hemen açmayın ama. Yine bir düş kuracağız birlikte: Öyle bir ülke düşleyin ki, üç tarafı denizlerle çevrili. Deniz desen alaları var. Her bölgesine zengin su kaynakları, kaplıcaları, akarsuları, gölleri, irili ufaklı dağları, ormanları, yaylaları, tarım arazileri, mağaraları saçılmış. Her bir metre karesi halı gibi işlenmiş.. Kültür mü dediniz? Tarih mi? Aman Allah’ım! dünya uygarlık tarihinin tam merkezinde neredeyse. Çok büyük uygarlıkların, devletlerin, kültürel zenginliklerin kazanına düşmüş sanki. Binlerce sit alanı mevcut; önemli tarihi kişiliklerin doğduğu, yaşadığı, öldüğü bir ülke.Kızacaksın ama, sakın gözlerini açma. Bu ülkeye batılı turist gelmiyor. Bu ülkenin bütün kıyıları betonlaşıyor. Eskiden halk plajı, belediye plajı diye bir şeyler vardı. Onlar da tüketildi.
 
Ormanlar kış günü alev alev yanar. Yasalar geçer bir gecede, ormanlık araziler, sit alanları öyle ya da böyle imara açılır. Bu ülkenin Kaz Dağları var, hatırlar gibi oldun değil mi? Madencisi de orada, termik santralcısı da, mütahidi de. Oksijen depoları, akciğerleri tehlikede bu ülkenin. Sen kalk, nükleer santral kurmak için nerede ormanlık, yeşil, deniz kenarı varsa oraya konuşlan. Akkuyu, Sinop, İğneada Longoz Ormanları… Antalya’da golf sahaları mı açacaksın, kes binlerce ağacı. Sana gösterilen arazi yok ki, senin gösterdiğin araziler var. Dükkan senin. Kes! Karadeniz’in dereleri HES’ler ile kurumuş mu? Zeytinlikler bir gecede kesiliyor mu? Allianoi, Hasankeyf baraj sularının altında mı kalmış? Ne önemi var? İstihdam sağlanıyor ya yurttaşa. Zenginleşeceğiz ya!
 
Bölgenin insanı çalışıp ekmeğini kazanacak, başkaları paralarını bankalara istifleyecek. Olsun! Ekonomik gelişmenin önünde engel tanımayız.  Kentsel dönüşümlerle, kentlerin tarihi, kültürel dokularını kaybetmenin hüznü, tarihi yapıların yanı başında yükselen modern binaların estetikten uzak acımasızlığını da katalım mı? Tarihi camileri, kervansarayları, medreseleri, kiliseleri, yalıları restore edip, 21. Yüzyıl yapıları haline getirme sihirbazlıkları da var listede. Yıllarca süren yabancı kazı ekiplerini sepet havası ile gönderip, vatandaşın arkeolog ve sanat tarihçilerine yeterli iş ve veya ödenek sağlayamama gibi hususları da sayabiliriz. O ülke işte; kıyıları, doğal güzellikleri gibi emeğin de yağmalandığı yalnız ve güzel ülke. Hiç mi güzel şeyler olmuyor dersen, Zeugma Müzesi, Urfa Arkeoloji Müzeleri kompleksi gibi muhteşem örnekler de sayabiliriz ama resmin bütününü görüp, mutluluğun resmini yap Abidin!
 
Aç artık gözlerini. Bu ülkede nasıl bir turizm olur? Düşünü kurmaya çalıştığımız o ilk ülke gibi değiliz diye sevinirken, çok mu acele etmişiz sence? Yokluklar içinde güzellikler yaratan ülkelerden değil de, varlıklar ve zenginlikler içinde yokluğu, yoksulluğu, yitirişleri yaşayan ülkelerden olmamak için, haydi sen de gel,  elimizi taşın altına koyalım. Sadece düş kurmakla kalmayalım. Düşlerimizi gerçek yapalım.
 
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Turizmin Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 216 481 51 21