Peki, nereye gidiyor bu gençler Sn. Günay?
6 Ocak"ta Trakya Üniversitesi Yerel Gündem 21 Topluluğu"nun “Turizmde Yeni Trendler ve Türkiye Turizmi” konulu paneline katıldım. Panelden edindiğim izlenimleri ve not ettiğim detayları sizlerle paylaşmak istiyorum.
TUYED Başkanı Kerem Köfteoğlu, hazırladığı sunumu sektör temsilcileri ve öğrencilerle paylaştı. Sunumunda “Turizm sektöründe yeni trendler nelerdir? Türkiye bu trendleri takip edebiliyor mu?” gibi soru ve sorunlara değinen Köfteoğlu, sorunlara getirdiği çözüm önerileriyle dinleyicilerden tam not aldı.
Yurt dışı stajlarının turizm eğitimi alan gençlere katkıları ve yurt dışı stajlarda karşılaşılan zorluklar gibi konulara değinen Caba, turizm eğitiminin yanı sıra iyi konuşulan bir yabancı dilin iş arayan gençler açısından oldukça yararlı olacağını dile getirdi.
Peki, gençler turizmde yapılan yeniliklerin ve iyi bir dil eğitiminin neresinde duruyor? Açıkça ifade etmek gerekirse, kendilerini nerede konumlandırıyorlar?
Panel aralarında bazı genç arkadaşlarla sohbet etme fırsatım oldu.
Ezgi isimli bir genç arkadaşım diyor ki, “ Her yıl yaptığımız paneller kapsamında TURSAB"dan TUROB"a kadar birçok kurumdan üst düzey turizm yöneticilerini okulumuzda ağırlıyoruz. Turizm üzerine birçok şey yazılıp çiziliyor. Kartvizitler dağıtılıyor. "Çocuklar sizi sektörde üst düzey pozisyonlarda görmek istiyoruz" türünde laflar ediliyor. Gel gelelim staj başvurusu yapıyoruz. Bir de ne görelim, İstanbul"daki hem oteller hem de acenteler bin bir türlü bahaneyle bizleri geri çeviriyor. Peki, burada sormak istiyorum, siz bizim yerimizde olsanız ne yaparsınız? Ailenizin ve çevrenizin sizden iş beklentisi var. İş bulma sıkıntısı çekerken, ben nasıl turizmde gelecek ve turizmde yeni fikirler üzerine tartışabilirim?..”
Ezgi"nin yanından ayrılıyorum ve Mert adlı bir arkadaşla sohbete dalıyorum. Mert de eğitim konusuna değiniyor. “2006 yılında okula kaydımı yaptırdım. Amacım okuldan mezun olduktan sonra uluslararası bir otel zincirinde yönetici kademesinde ismi anılan bir Türk olmaktı. Yıl 2010, aradan 4 yıl geçti ve ben bu yıl mezun oluyorum. Bırakın o hedefleri ve idealleri, şimdi tek isteğim bir işe girip sabah 9 akşam 5 mesaimi yapmak. Neden mi bu duruma geldim? Çok basit, aldığımız eğitim sektörün gerçeklerinden çok uzak. Kimi zaman diyorum ki, "acaba hocamız başka bir bölümde mi ders anlatıyor". Çoğu akademisyen sektördeki yeniliklerden bihaber. Bir diğer konu ise, biz İngilizce derslerinde hala “zamanlar”ı öğreniyoruz. Sizce bu şekilde eğitim veren bir yapıdan, dünyaca ünlü şefler veya yöneticiler çıkması mümkün mü? Bu, bir kere mantığa ters geliyor.”
Evet değerli okurlar, resmin bütününü görmek için tek tek tüm okulları incelemeye gerek olmadığını düşünüyorum. Genç Turizmciler olarak 2009 yılında düzenlediğimiz paneller kapsamında dokuz üniversiteden yüzlerce genç arkadaşla tanışma fırsatı bulduk.
Maalesef, çoğu üniversitelerde benzer tablolarla karşılaştık. Sizce, bu konuda ne yapılabilir?
Ben, aşağıda değineceğim politikaların uygulanması halinde bu sorunların bir nebze de olsa giderileceğini düşüyorum
• Turizm Bakanlığı ve YÖK arasında yapılanacak bir dayanışma ile akademiysen kadrosuna yarı zamanlı olmak kaydıyla, sektör yöneticileri getirilmelidir.
• Turizm Bakanlığı, sivil toplum kuruluşlarının da işbirliği ile, “Turizm Kariyer Merkezi” kurulmalı ve bu merkez mezuniyeti bekleyen gençleri gerek Türkiye"deki gerekse yurt dışındaki otellere veya acentelere yerleştirmelidir.
• Gençlerin hem kurucusu hem de yöneticisi oldukları sivil toplum kuruluşları tespit edilmeli ve gençler ile ilgili alınacak kararlarda buralara da danışılmalıdır.
• Gençlik ve Sektör buluşmaları düzenlenmeli ve başarılı turizmciler, yöneticiler ve iş adamları bu platformlarda başarı hikâyelerini gençler ile paylaşmak üzere davet edilmelidir.
Eğer ki biz, koltuk sevdasını bırakır da iş yapmaya başlarsak, sektörde yıllık %20-%25"lik büyüme rakamlarını görmemiz mümkün. Sadece yemekli toplantılar düzenlemek, iyi niyet mesajları sunmak veya gençlerin taleplerini geçiştirmekle bu işin daha da kötüye gideceğini görmemiz lazım. Yoksa sahip olduğumuz artıları kaybederek bu günleri mumla arayacağımız dönemlerin yaklaştığını anlamak için falcı olmaya gerek yok. İspanya, Yunanistan ve Mısır gibi, bizimle rekabet halindeki destinasyonların bu durumdan faydalanacakları gün gibi aşikârken, çok daha dikkatli olmamız gerekiyor.
Bulut Bağcı