26 Haziran 2017 Pazartesi  
ÇOK OKUNANLAR
FOTO GALERİ
LİNK BANKASI
GAZETE BAŞLIKLARI

PİYASALAR
IMKB
0.00
DOLAR
3,5028
EURO
3,9236
ALTıN
141,708
HAVA DURUMU
İzmir20 / 36 °C
İstanbul21 / 32 °C
Antalya23 / 39 °C
Ankara15 / 30 °C
MAİL LİST
Ana Sayfaya Dön // SENEM ARAT MURAT
Yazı boyutu 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
SENEM ARAT MURAT
SENEM ARAT MURAT

Londra'da bir gün Angel,Islington

22 Mayıs 2017 Pazartesi 21:59
Islington, Londra’nın pek de orta sayılmayacak bir yerinde, turistlerin henüz tam anlamıyla keşfedemediği bir nokta. Ya da bir noktaydı mı demeliydik? Doğru, günümüz turistleri keşfettiği her yeri, tek dişi kalmış bir canavar edasıyla tükettiği için lokaller takıldıkları yerleri sır gibi saklıyor. Ama sanırım Islington, henüz çok tükenmemiş bir semt olarak yerli yerinde duruyor. Ve hala lokaller tarafından çok seviliyor. Özellikle bu aralar gittikçe popülerleşen, her ay yeni mekan açılışlarına sahne olan bu semt, sanat ve kültürü benimsemesi, kafe ve restoranların giderek yaygınlaşması, alışveriş sevenler için pek çok olanak sağlaması ile şehrin en eklektik bölgelerinden birisi haline geldi. Angel, Islington’un minik bir köşesini oluşturuyor. Yine de kahvaltı mekanları, alışveriş merkezi, pubları ve sanat için pek çok noktası ile tükenmek bilmiyor. Angel Metro İstasyonundan başlayarak Highbury&Islington Metro İstasyonuna ulaşana kadar sayısız alternatifi ile size kucak açan bu semt için benden size sadece bir kaç öneri, ama dahası için biraz araştırma yapmayı unutmayın, çünkü sürekli kendini yenileyen bu semt için bir kaç öneri yetersiz!
 
Sanırım başrol, Camden Passage’a ait. Öncelikle şunu belirtmeliyim, buranın Camden Lock veya Camden Market ile alakası yok. Ancak Londra’nın 1950’lerden beri süregelen market kültüründe ön sıralarda yeri olan bir marketimizdir kendisi. Bu market genel olarak antika ve ikinci eşya pazarı diyebiliriz. Özellikle antika merakı olanlardansanız doğru yerdesiniz, çünkü her an değişik bir obje ile karşılaşabilirsiniz, ürün yelpazesi gerçekten çok zengin. . Alışveriş yapmak planlarınızda olmasa da, Camden Passage görülmesi gereken yerlerden. 
 
Son yıllarda bu bölgenin popülerleşmesinde en büyük etken ise sanat. Bu bölgedeki tiyatro sayısı Londra’nın pek çok semtinden daha fazla. Dolayısıyla semt genelinde de tiyatro kültürüne uygun bir yaşam şekillenmiş, pek çok restoranın menüsü tiyatroya gitmeden önce yemelik hafif atıştırmalıklar ve yine tiyatro sonrası için alternatif yemeklere sahip. Kokteyller ise tiyatro veya konsere gitmeden önce biraz rahatlamak isteyenler için birebir.
 
Tiyatroların çok olmasından dolayı sanatsever kesim genellikle bu bölgede yerleşmiş, dolayısıyla semt galeriler, konser salonları, atölyeler, dans mekanları ve sanat kafeleri ile donatılmış. Sanat galerileri görülmeye değer eserlerler dolu, ve atölyelerde ders alma imkanı var.  Aynı zamanda müzik için de farklı mekanlar dinleti ve konser alanlarına dönüştürülmüş. Buna en güzel örnek ise Union Chapel kuşkusuz. Union Chapel, gündüzleri aktif çalışan bir kilise, günün ilerleyen saatleri ise müzik dinletileri için bir buluşma mekanı. Verilen konserler ve mimari yapısı ile kesinlikle görülmesi gereken noktalardan birisi.
 
Bu yazıda çok fazla restoran alternatifi sunmak istemiyorum ama bir kaç önerim tabii ki olacak:
 
Angel bölgesinin pubları çok meşhur, çünkü çoğu pub semtin kuruluşundan bu yana hizmet veriyor. Evet, pek çok pub taa 17. YY’dan bu yana tarihe Londra’lılarla tanıklık etmiş. Duke of Cambridge 1998’de açılmasına ragmen, pek çok eski mekanın papucunu dama atıp dikkatleri üstüne çekmiş. Çünkü Londra’daki ilk ve tek sertikalı organik pub burası, pek çok ödülü ve çevreci bir çok uygulaması ile başrolu kapmış dersem çok da abartmış olmam. Organik tarım son zamanlarda Avrupa’da çok fazla rastladığımız bir olgu ve çok da destek görüyor, çünkü organik sadece kendimiz için sağlıklı olanı yemek demek değil, tarım için sürdürülebilirliği de desteklemek demek. Organik tarım aslında bir çiftçilik hareketi, çünkü lokal çiftçilerin de kazanmasını sağlayan bir düzen kuruluyor.
 
Henüz Türkiye’de yavaş yavaş rastladığımız organik teriminin gerçek anlamını taşıyan, müşterisine farklı bir deneyim yaşatan Duke of Cambridge çevreci uygulamalarıyla da etik değerlerin hakkını veriyor. Bunca şeye ragmen tadı güzel olmasa, başarılı olamazdı yine de. Ancak tadıyla da rakiplerini sollayarak, müşterilerin kalbini çalıyor.  Menüsü gerçekten çok zengin ve lezzetli, sebzelerin tadı o kadar taze ki yemeğe bambaşka bir değer katıyor.Ben et yemiştim ve çok lezzetliydi, ama bence ne yerseniz yiyin memnun kalacaksınız. 
 
Yemek, ortam, servis, hepsinin iyi olduğu bir yer öneriyorum şimdi: Vivo. Diyorlar ki, yemeklerimiz sadece karnınızı doyurur, ama atmosferimiz ruhunuzu da doyuracak. Bu muhteşem semtin tepesinde konumlanmış, hızlı bir şeyler yerken, tatlıların tadına bakarken ya da içkinizi yudumlarken atmosfer gerçekten de ruhunuzu okşuyor. Tam 14 metrelik granit bir yemek barı var, dilerseniz yiyeceklerinizi ordan seçebilir, dilerseniz pizza menüsünden sipariş edebilirsiniz, ama ne yalan söliyim ben her seferinde kendimi yemek barına yapışmış olarak buluyorum. Hangi tatları tercih edersiniz bilmem ama, makarnaları çok güzel, kahvaltı için giderseniz eğer omletlerin tadına kesin bakın derim ben, ya da en güzeli güneşi batırmadan bir kahve ve tatlı için terasa gitmek. Yani Vivo ile seçenekler sınırsız, ya da sınır sizsiniz mi demeliyiz?
 
Ottolenghi, Londra’nın bir kaç semtinde konumlandırılmış, bir fenomen olma yolunda ilerleyen lezzet durağı! Hazır Angel’a gelmişken, Upper Street 287 numaraya uğramadan dönmeyin. Ottolenghi’nin felsefesi insanları yemek ile mutlu edebilmek üzerine kurulu, ilk olarak 2002’de açılan restoran sürekli yeni tariflerle müşterilerine yeni deneyimler katmayı seviyor. Özellikle kahvaltı için çok güzel bir alternatif, ama erken gitmekte fayda var, çünkü yer bulmak biraz zor. Biz ortaya pek çok şey alıp değişik şeylerin tadına bakmak istediğimiz için bir kaç önerimiz olacak.
 
Menü biraz Akdeniz havası taşıdığı için bize tanıdık gelen bazı tatlar mevcut, mesela Şakşuka. Öncelikle Bread Board sipariş ettik, içinde değişik hamur işleri var, ve gayet lezzetli. Pretzel çok lezzetli, onun dışında kızarmış Mastelo peyniri ve yumurta söyledik. Kahvaltıyla arası iyi olmayanlar için, öğlen veya akşam gelecekseniz etleri çok lezzetli, kaçırmayın derim. Salata için ise gerçekten çok ün kazanmış tabakları var restoranın. Favorim, etler ve klasik bir italyan lezzeti olan domates ve mastelo peynirinin balsamic ve pesto ile sunulmuş versiyonu.
 
Ve son yemek önerim, aslında benim için en tadı damağımda kalmış olan Chilango, çünkü ben Meksika yemeklerine karşı zaafı olan birisiyim. Chilango’nun hikayesi de Meksika mutfağına aşık olan, ama Londra’da bir türlü güzel Meksika yemeği bulamayan iki arkadaşın hikayesi. Dan ve Eric, bu boşluğu farkedip özellikle Amerikadaki Meksika gastro kültürünün bulunduğu şehirleri gezerek bir lezzet macerasına atılıp, Chilango’yu kuruyorlar. 2007’de tam da Islington’da, Upper Street’de bulunan ilk şubesini açan Chilango’nun şimdi Londra genelinde pek çok şubesi var.
 
Fast Food restoranı gibi kasalardan siparişinizi verip masanıza geçebilirsiniz, yani garsonlu normal restoran düzeni beklentiniz varsa burası size göre değil. Peki ne yemeli? Menüsünde bir Meksika restoranından beklediğimiz her şey var, burrito, nachos, tacos ve nudos, fazla söze gerek yok. Kendi burritonu yapma seçeneği beni her seferinde cezbediyor, ve başka opsiyonların tadına bile bakamıyorum. Burritoları ödüllü ve pek çok kez en iyi burrito ödülü almış, ama ödül alan tek şey burrito değil. Dan ve Eric, yukarda bahsettiğim iki arkadaş, Chilango sayesinde en iyi girişimci ödülü aldılar. Ve bu gidişle ödüllerin arkası da gelecek gibi duruyor.
 
Uzun sözün kısası, Angel farklı bir gün geçirmek isteyenler için uygun bir destinasyon. Sabahtan gidip güzel bir kahvaltı edin. Tiyatro biletinizi alın, öncelikle Camden Passage’de nostaljiyle başkalarının anılarını keşfedin, sonra bir pubda içkilerinizi yudumlayın. Tiyatrodan çıktıktan sonra pek çok alternatiften birinde karnınızı doyurduktan sonra sanat galerilerini keşfedebilir, veya müzik dinlemek için uygun bir mekan bulabilirsiniz. Yani kim olursanız, ne severseniz, Angel’da size göre bir şey kesin var, keşfetmek ise size kalmış.
 
Yorumlar
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
SİTE İÇİ ARAMA
YAZARLAR
RÖPORTAJ
ÖZEL HABER
VİDEO GALERİ
YORUMLAR
ANALİZ
ANKET
SİZİN ACENTANIZ HANGİSİ ?
SİZİN ACENTANIZ HANGİSİ ?
Turizm - Turizm Haberleri - Turizm Beldeleri - Tatil Köyleri - Oteller - Turizm Acenteleri
Turizm Haberleri