• BIST 104.001
  • Altın 145,411
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894
  • Ankara 23 °C
  • Antalya 25 °C
  • İstanbul 16 °C
  • İzmir 19 °C
  • Bir Havuzdan Çok Daha Fazlası Therapıa Spa’da
  • İstiklal Terrace kapılarını açtı
  • Alo "176" Turizm İhbar ve Şikayet Hattı
  • Bir Havuzdan Çok Daha Fazlası Therapıa Spa’da
  • İstiklal Terrace kapılarını açtı
  • Alo "176" Turizm İhbar ve Şikayet Hattı

LEZZET USTASI 7 MEHMET

KONUK YAZAR

Türkiye'nin dört bir yanından konuklar ağırlayan 7 Mehmet, Antalya'nın en ünlü ve köklü restoranlarından biridir. Ben de hazır Antalya'ya gelmişken, sizin için uzun yıllardan beri merak ettiğim 7 Mehmet'e gittim ve gerçekten çok güzel ağırlandım. Tabi 7 Mehmet ismini duyan herkes, 7'nin anlamını merak ediyor. Ayrıca bana göre, yoldan geçen birinin "7 Mehmet" tabelasını görüp de ilk başta oranın bir restoran olduğunu anlamaması 7 Mehmet'i gizemli kılıyor doğrusu.

Ben bile küçükken orayı hep bir gece kulübü olarak hayal etmiştim. Tabi sonraki yıllarda bir restoran olduğunu öğrendim. Bugünse, "farklı" bir restoran olduğunun bilincindeyim.

7 Mehmet'in bugünkü patronu Mehmet Akdağmış. Kendisi 7 Mehmet'in yaratıcısı olan ve kendisiyle aynı ismi paylaşan rahmetli Mehmet Akdağ'ın torunu. Kendisiyle tanışma şansına sahip olamadım fakat 7 Mehmet'in bugünkü başarısı ve istikrarına bakacak olursak, kendisinin azimli ve başarılı bir yönetici olduğunu düşünüyorum. Merhum Akdağ, önce küçük bir çorbacı dükkanıyla işe başlıyor ve daha sonra 7 Mehmet'i yaratıyor. Kendisine, alnında bulunan ve eski Türkçe'deki 7'ye benzeyen bir yara izi yüzünden dolayı küçükken hep "7 Mehmet" deniliyor. Bu yüzden Akdağ, restoranın adını da 7 Mehmet koyuyor.

 7 Mehmet'e gittiğimde kendisiyle telefonda konuştuğum 7 Mehmet'in sorumlusu Mehmet Demirkol tarafından karşılanıyorum. Kendisi, telefondaki ses tonundan da tahmin edebileceğiniz gibi, yardımsever, alçakgönüllü ve içten bir insan. Kendisi yaklaşık 20 yıldır 7 Mehmet'te hizmet veriyor. Kendisinin de adının Mehmet olmasından mıdır bilmem, 7 Mehmet'i öz çocuğu gibi sahiplenmiş, gözü gibi bakıyor. Mehmet Bey'le oturup uzun ve keyifli bir sohbet gerçekleştiriyoruz. 7 Mehmet'ten başlıyoruz konuşmaya, F&B sektörünün ve turizmin günümüzdeki yeri ve önemiyle ilgili konulara da değinmeden edemiyoruz.

Sohbetimiz esnasında 7 Mehmet personelinin çok güleryüzlü ve hayat dolu olmaları da dikkatimi çekiyor. Bugüne kadar halinden bu kadar memnun görünen F&B personeli görmedim doğrusu diye geçiriyorum içimden. Mehmet Bey'in içtenliği ve optimistik bakış açısı personele de yansımış sanki. E tabi karşımızda Antalya'nın masmavi denizi ve sımsıcak bir ortam olunca insanın suratını asması pek de mümkün olmuyor sanırım

 7 Mehmet, 1940'lı yıllardan beri hizmet vermekte. Öğlen 12'den gece 12'ye kadar konuklarını ağırlıyor. İçeri girdiğinizde, sizi sağ tarafınızda küçük bir lobi ve karşınızda bir bar karşılıyor. İçerde yaklaşık 70 masa var. Biraz daha dikkatli bakınca ikinci bir katın olduğunu farkediyorsunuz fakat ikinci kat genellikle ileri seviyede koruma isteyen siyasiler için kullanıldığından, genelde kapalı oluyor. İçerde ambiyans çok iyi, tam da tahmin ettiğim gibi; abartıdan uzak. Belki biraz yenilik isteyebilir ama gerektiği kadar sade ve şık. Doğrusunu söylemek gerekirse, içeri girdiğinizde gözlerinizi kamaştıran ve sizi yoran yapay bir dekorasyon yok. Restoran, kalitesini yemekleri ve içecekleriyle; personeliyle belli ediyor. Diğer restoranlardan farklı olarak, 7 Mehmet'te müzik dinleme şansınız yok. İçerisi yeterince dingin ve huzurlu duruyor.

Zaten o masmavi denizi görünce kendi müziğinizi kendi içinizde mırıldanmaya başlıyorsunuz. Ayrıca müziğin olmaması konukların birbirlerine odaklanmasına ve sohbet etmesine yardımcı oluyor. Müziğin olmadığını ilk duyduğumda, aklıma direk çatal bıçak sesleriyle ve konuşma sesleriyle dolu bir mekan geldi. Fakat orada oturduktan beş on dakika sonra anladım ki, aslında bizim duyduğumuz o çatal bıçak sesleri ve gürültülü sohbetler, çoğu zaman müziğin varlığından kaynaklanıyor. Böylesine dingin bir yerde, zaten siz de olduğunuzdan daha nazik davranmaya başlıyorsunuz.

 7 Mehmet zengin bir menüye sahip. Menüde her türlü alkollü-alkolsüz içecek, çorba, soğuk meze, sıcak soslu yemekler, ızgara ve tava çeşitleri ve tatlı mevcut. Fiyatlarsa, İstanbul'daki restoranlara oranla daha düşük. 7 Mehmet'e bir konuk olarak geldiğinizde menüye bağımlı olma şartınız olmuyor. Yemeğinizin yanına dilerseniz ayrıca bir şey isteyebilir ve farklı bir lezzet yaratabilirsiniz. Tabi, istekleriniz doğrultusunda fiyatlar da değişiklik gösterebiliyor. O yüzden, fiyatlar konusunda kesin bir şey söylemekten kaçınıyorum. Bunun dışında, 7 Mehmet'te belirli günlerde belirli yemekler tadabilirsiniz. Mesela, pazar günleri, dileyen konuklara mantı çorbası, su böreği, piyaz ya da mantı servis ediliyor. Ayrıca 7 Mehmet'te ananaslı ya da bergamotlu iç pilav gibi farklı lezzetler de deneyebilirsiniz.

 Ben de 7 Mehmet'in yemeklerini tatmadan önce, mutfaklarını görme şansına sahip oluyorum. Zaten, mutfak kapıları sonuna kadar açık ve oturduğunuz yerden içeriyi rahatlıkla görebiliyorsunuz. İçeri girdiğimde karşımdaki manzarayla bir kez daha şok oluyorum çünkü içerisi fazlasıyla düzenli ve temiz görünüyor, aşçıları da bir o kadar bakımlı... Fırınlarının ve dolaplarının içini, kullandıkları araç gereçleri ve tüm yemeklerini yakından görüyorum, aklımda en ufak bir şüphe yok. Önce Avokadolu ve narlı salatalarını tadıyorum, gerçekten çok beğendiğimi söyleyebilirim. Yeşillikleri taptaze, sunumları da bir o kadar iştah açıcı.

Daha sonra, fırında tandır, bergamotlu iç pilav ve patates pürelerini tadıyorum. Hepsi birbirinden lezzetli, özellikle bergamotlu iç pilav çok iddialı, farklı bir lezzet. Tavsiye ederim. Daha sonra Mehmet Bey'in getirdiği 7 Mehmet Şeref Defterini inceliyorum. İlk sayfadaki tarih 1990'ı gösteriyor. Defterde yok yok. Sakıp Sabancı, Vehbi Koç, Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan, Hilmi Özkök, Vitali Hakko, Uğur Dündar, Nazlı Ilıcak, Yaşar Kemal, Aziz Yıldırım, Ali Şen, Hakan Şükür, Yıldırım Aktuna, Tayfun Talipoğlu, Levent Kırca, Şener Şen, Ajda Pekkan, Bülent Ersoy, Emel Sayın, Fazıl Say, Serdar Ortaç, Beyazıt Öztürk gibi bir çok önemli ismin imzası bulunuyor. Deftere bir süre göz attıktan sonra Mehmet Bey, restoranlarının önemli tatlarından kaymaklı cevizli kabak tatlısını ikram ediyor.

Biraz ağır olacağını düşünmeme rağmen gerçekten hafif ve lezzetli bir tatlı. Ben tatlımı yerken, Mehmet Bey 7 Mehmet'e daha önce gelmiş ve tekrar Antalya'ya gelen herkesin buraya uğramadan gitmediğini anlatıyor.Benim de anlattıklarımdan yola çıkarak anlayacağınız gibi, 7 Mehmet Antalya'da klasikleşmiş bir isim. Kendileri sessiz sedasız, yollarına büyük bir istikrarla ve kendine has tarzlarıyla devam ediyorlar. Hiç bir yere reklam vermemelerine rağmen, 7 Mehmet'in namı hala ağızdan ağıza dolaşmaya devam ediyor. Bir de reklam işine girerlerse nasıl olur diye merak etmekten kendimi alamıyorum. Manzarası, sıcak ortamı, güleryüzlü personeli ve elbette yemekleri insanların gönlünde taht kuruyor. Sanırım 7 Mehmet'i en iyi Beyazıt Öztürk anlatmış. Şeref Defterinde "Eskiden Antalya'ya gelinince 7 Mehmet'e gelinirdi, şimdi 7 Mehmet'e gelmek için Antalya'ya geliniyor." demiş. Ben de tüm 7 Mehmet personeline, özellikle Mehmet Demirkol'a içten teşekkürlerimi sunuyorum.
Tekrar görüşmek üzere, sevgiyle kalın.

  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Turizmin Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 216 481 51 21