• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Ankara 19 °C
  • Antalya 26 °C
  • İstanbul 21 °C
  • İzmir 19 °C
  • Bir Havuzdan Çok Daha Fazlası Therapıa Spa’da
  • İstiklal Terrace kapılarını açtı
  • Alo "176" Turizm İhbar ve Şikayet Hattı
  • Bir Havuzdan Çok Daha Fazlası Therapıa Spa’da
  • İstiklal Terrace kapılarını açtı
  • Alo "176" Turizm İhbar ve Şikayet Hattı

KARADENİZ’İN İNCİLERİ

ZAMBAK KARABAY

Çok değerli okuyucularım sizlere Karadeniz Bölgesi’nde beni doğası, gelişmişliği ve kültürel yapısı ile büyüleyen üç şehir turumdan yaşadıklarım ile edindiğim bilgileri aktarmaya çalışacağım…Yıllarca Ege ve Akdeniz’in engin denizlerinde,  turistik tüm kıyı beldelerine seyahat ettim ve denize girdim. Sıcak bir yandan ben fazla sıcağı seven biri değilim. Güneşi ve tuzlu suyu sizi cayır cayır yakar. Fakat Karadeniz’de öyle değil. Karadeniz ismi beni hep ürkütmüştür.Evet, daha 6 yaşındaydım Karadeniz’in bir şehri ve ilçesine gittiğimde yaşadığım tüm anılar hiç aklımdan çıkmamıştı. Sonraki yıllarda Zonguldak ve birkaç şehrine daha gitme imkânım olmuştu. Aradan geçen yıllar beni tekrar Karadeniz’e götürdü ve kara olmayan, tuzu hemen hemen hiç olmayan ve denizin içinin altın kum olduğu bir berrak suda denize girme imkânı buldum. İlerleyen zaman içinde edindiğim bilgiler dâhilinde turizm Akdeniz’den Karadeniz’e akacak diyebilirim…  

BİRİNCİ DURAK SAMSUN…
Samsun’un ilk ismi Amisos olup şehir İyonyalılar tarafından kurulmuştur. Ancak, bundan önce Gaskarlar tarafından da burada bir yerleşim yeri kurulduğu (MÖ 3500) bilinmektedir. Bu yerleşim yerinin ise denizden gelebilecek tehlikelerden korunabilmek ve yerleşmenin kolayca sağlanabilmesi amacı ile kıyıdan uzak vadi içinde ve yamaç eteklerinde bulunmaktadır.Samsun  Türkiye'nin en kalabalık on altıncı şehri. Karadeniz Bölgesi'nin Orta Karadeniz Bölümü'nde yer almakta olan bölgenin en kalabalık şehridir. Bende bir kaçamak yaptım ve Samsun şehrinin özel turistik yerlerini bir nebze de olsun gezme imkânı buldum. İlk durağımız Amazon Köyü Müze alanıydı. Atmosferden ziyade beni etkileyen kadınların erkekler üzerindeki gücüydü.

Sonrasında atamızın milli mücadeleyi  başlattığı Bandırma vapurunu gezmek oldu.
Böyle bir atmosferi yaşadığım için çok gururlandım ve duygularım daha da güçlendi. Samsun muhteşem doğası ve gelişmişliği ile beni büyüledi diyebilirim. Doğayla iç içe olmak ve büyük şehir kavramının bütün imkânlarından yararlanmak istiyorsanız, Samsun kesinlikle görülmeli ve yaşanmalı. Ayrıca;  Atakum plajlarında güneşlenebilir, akşamları da size birçok alternatif sunan eğlence mekânlarından birinde stresinizi atabilirsiniz. Ya da artık deniz kum plajdan sıkıldım diyorsanız, Ladik ilçesinde kayak tesislerinde vakitte geçirebilirsiniz. Balığın her türlüsünün çıktığı Karadeniz kıyısındaki balık restoranlarında taze taze çıkan balıkların tadına bakabilir, pazar günlerinin âdeti, pide salonlarının ve fırınların önünde uzun kuyruklar oluşmasını sağlayan meşhur Samsun pidesini  tadabilirsiniz. Özellikle Kavak ilçesinde kaz etiyle yapılan meşhur tirit lezzetini tatma fırsatı yakalayabilirsiniz. Doğu-Batı parkta mangal yakıp, faytonlarla güzel bir sahil turu da tercihleriniz arasında olabilir.

Alışveriş merkezleri, cadde kültürü, parkları, gece hayatı ve sürekli değişen hava koşullarıyla sizi şaşırtacağının garantisini vermek çok zor olmayacak. Zamanında birçok medeniyetin hâkimiyeti altına girmiş Samsun isminin kökeni iki farklı şekilde açıklanıyor. Birincisi  İbranice kökenli olduğunu iddia edenler, ikincisi ise Osmanlı Türkçesinden geldiğini iddia edenler.

Zamanında İbrani lider Samson, Karadeniz kıyılarına gelmiş ve bir kent kurmuş. Kentin ismi, İbrani liderin ismi olan Samson olarak anılmış.  Kentin en büyük iki ilçesi, Bafra ve Çarşamba tarım konusunda Yeşilırmak ve Kızılırmak’tan beslenerek önemli atılımlar yapmakta. Kentin tarihi eski taş çağına kadar uzanmaktadır. M.Ö. 60000, M.Ö. 15000 sularında yapıldığı tespit edilen Tekkeköy mağaralarındaki katmanla birlikte, şimdiye kadar tespit edilen en eski yerleşim yeri özelliğini elinde bulundurmaktadır.  Sırasıyla Hititler, Amazonlar, Frigler, Persler, Pontus hâkimiyeti, Roma İmparatorluğu, Bizans, son olarak da Türk hâkimiyetine girmiştir. İnsanları şehri her şeyiyle sahiplenmektedir. Kozmopolit yapısı gereği her kültürden insan görebilirsiniz. Araştırmalarımda zamanında göç vermesine rağmen, şimdilerde ise ne göç veren, ne de göç alan bir yapıya sahipmiş. Kısacası Samsun, farklı kültürlerin bir arada yaşadığı, sıcakkanlı insanları barındıran, küçük şehrin sıcaklığı, büyük şehrin de tüm imkânlarını sunan bir şehir.

İKİNCİ DURAK ORDU…
Gözlem ve edindiğim bilgiler dâhilinde doğanın tüm güzelliklerinin cömertçe sergilendiği bir belde. Deniz turizmi imkânları bakımından Doğu Karadeniz bölgesinde en şanslı il durumunda.Bölgenin en temiz kumu ve bölgenin en uzun kıyı şeridine sahip. Kıyı şeridinde, birbirinden güzel koylar, doğal ve sağlıklı plajlar ve çeşitli mesire yerleri mevcut.Yeşil ile mavinin hünerlice kucaklaştığı şehri, şair şu dizelerle anlatmaya çalışmış.

Ben Ordu’yu anlatırken bütün şiirler susar
Elvan elvan bir sis alır başımı
Tenim yağmur olur gökyüzünde
Ruhum çocuklaşır ninni ninni
Dalgalanır bu masal denizinde.
Peştamalın moru kıskanır diye
Ben Ordu’yu anlatırken söyleyemem
Bin bir tonda o yemyeşil kuşağı
İncir dalında, yosun kuytuda
Emine kız gözlerinde söyler
Oysa yedi ton yeşil kokar Ordu sokakları.

Ben sadece “Ordunun Dereleri Aksa Yukarı Aksa Vermem Seni Ellere Ordu Üstüme Kalksa” diye bilirdim.

Edindiğim bilgilerde tarihçilerin yaptığı araştırma ve kazılarda, Ordu ve çevresinde ilk yerleşim izlerinin M.Ö.15 bin yıllarına kadar uzandığı görülmüş. M.Ö. 2 bin yıllarında Doğu Anadolu’nun iç kesimlerinden, Karadeniz bölgesine gelen Halipler yörenin dağlık kesimlerine yerleşmişler. Uzun süre bu bölgede varlıklarının sürdüren bu kavim maden işleme sanatında ileri gitmiş ve tunçtan mükemmel silahlar yapmışlar. Yörenin özelliğine göre ahşap malzeme kullanan bu kavmin kalıntılarından bugün maalesef fazla bir eser kalmamış.

Zaman kısıtlı olmasaydı Ordu’nun tüm tarihi yerlerini gezmek isterdim. Şimdi Fatsa ve Ünye ilçelerinden size bahsetmek istiyorum.

Fatsa, doğal yer altı kaynakları açısından şanslı olan bir ilçe. Ilıca kasabasında şifalı su bulunmakta ve bu suyun romatizma, bel ağrısı, böbrek rahatsızlığı gibi hastalıklara iyi geldiği söyleniyor. Elmaköy’de birçok hastalığa şifa olduğu bilinen Acısu bulunmakta. Kız kulesi, çınar ve ulu ağaçlar, Göreği manastırı, Cıngırt kaya ve Gaga gölü ilçede görülmeye değer yerler.

Ünye, Ünye Kalesi, Kaya Mezarı, Tozkoparan Kaya Mezarı, Hamamlar, Yunus Emre ziyaretgâhı ve tescili bulunan sivil mimarlık örnekleri, Ünye-Niksar İpek Yolu, Çamlık, Çakırtepe, Çınarsuyu Tesisleri, Asar Kaya Milli Parkı, doğal plajlar ve Acısu mevkii görülmeye değer yerler. Ayrıca, ilçenin kıyı kesiminde turistik tesis, kamp yeri ve pansiyon işletmeciliği de son derece gelişmiş.

Diyorum ya fazla zamanım olsaydı tüm şehrin ilçelerindeki tarihi yerleri gezmek ve edindiğim bilgileri ve izlenimlerimi sizlere aktarmak isterdim. Fakat yolunuz düşerse ki ben inanıyorum düşer ve düşecektir Paşaoğlu Konağı ve Etnografya Müzesini gezmeden, Çambaşı, Keyfalan ve Perşembe yaylalarını ve Boztepe’yi göremeden, balık ve pide yemeden, fındık ve fındık mamulleri, baston, oyalı yazma ile yakma resim almadan dönmeyin.

ÜÇÜNCÜ VE SON DURAK GİRESUN…
Giresun neredeyse yeşilin tüm tonlarının, denizin ve gökyüzünün mavisi ile kucaklaştığı tarihsel, modern ve kültürel yapısı ile Karadeniz’in incisi.Anadolu'nun kuzey doğusunda, şehir denize doğru uzanan yarımadanın üzerinde yer almakta. Yarımadanın karşısında Karadeniz'in tek adası olan Giresun Adası (aratias), kentin bir kolyesi gibi durmakta. Giresun’un adının kökeni hakkında iki farklı görüş var. Bunlardan birincisini ünlü seyyah Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde şöyle ifade etmekte. Giresun Kalesi Fatih Sultan Mehmed Han devrinde Muhasip Mahmud Paşa tarafından fethedilmiş. Fatih, kale fetholunurken, Mahmud Paşaya; “Bu gece kale altuna giresun!” diye ferman edince, kaleye tüneller vasıtasıyla girilip fethedildiğinden Giresun denmiş. Bir diğer görüş ise; Giresun ismi şehrin eski adı olan Kerasus kelimesine dayanmakta. İsmin kaynağı hakkında iki rivayet var. Bu rivayetlerden birincisi Kerasus'da bol miktarda yetişen kirazdan geldiği, ikincisi de yarımadanın denize doğru bir boynuz gibi uzaması.

Dağları şehri kucaklayan, kalesi müdafaa eden, adası şehri gözetleyen, bahçeleri ile yeşili simgeleyen, yaylaların nazlı kokusunu gökyüzünün yağmuruyla temin eden, kemençenin diyarı, fındığın ve kirazın ana vatanı, yıpranmış yaşlı ellerin topladığı fındık ihracatıyla ayakta duran bir şehir, Doğu Karadeniz’in yeşili, Türkiye‘nin beyazı Giresun.Giresun kalesini gezerken yöresel kıyafetleri ile karşılaştığımız bir teyzenin söylediklerini sizlere aktarmak istiyorum. “Kümbet‘in kokusunu, Bektaş’ın havasını, Kulakkaya’nın çimenini, Sis Dağı’nın türküsünü, Gedikkaya’nın manzarasını, Gelin Kayası’nın hikâyesini görmeyen, duymayan gezdim” demesin. “Eyvah teyze ben o zaman bir şey görmemiş mi oluyorum?” “Zamanım kısıtlı hepsini gezemedim”. Dememe kalmadı. “Peki” dedi.  “Oy Asiye Asiye “ şarkısını dinlediniz mi hiç? “Hayır” dedim. O güzel nağme, o güzel söz.  Sis dağının eteklerinden yazılmış olup, insanların yüreklerine serpilmiştir demez mi? Offf diye bir iç çektim. İnşallah başka sefere “Teyzeciğim sizden çok değerli bilgiler aldım”  diyerek vedalaştık.

Son olarak gördüğüm bilgileri size aktarmak istiyorum.
Şaşkınım sanki kendimi İstanbul’da Cadde’de hissettim. Caddeler düzenli ve alabildiğince geniş, mağazalar ışıl ışıl, kızları fıkır fıkır, insanlar alabildiğince doğal ve eğlenceli. Mutlu olan kaldırımda tepiniyor, gencinden yaşlısına kadar sokakta oynayanı görmek mümkün olup, oyunun vermiş olduğu cesaretle oynamayan “sizi” de oyunun içine çekiyor. Mutluluğun nirvanasında yaşıyormuşçasına sizi de eğlendirebiliyorlar. Bir an “aman dikkat” dedim.Üç günlük dünya diyoruz ya!... Hani her gün 33 yıl. Evet, ömür oldukça üç günlük dünyanın kıymetini bilerek ve hissederek yaşayalım. Bende bir ekleme yaparak 4 günlük Karadeniz gezimde beni yalnız bırakmayan derin kültürel ve bilimsel bilgileri ile beni aydınlatarak rehberlik yapan saygıdeğer hocam Dr. Ahmet Fidan’a teşekkürlerimi sunarım.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Turizmin Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 216 481 51 21