• BIST 106.825
  • Altın 146,023
  • Dolar 3,5179
  • Euro 4,1308
  • Ankara 20 °C
  • Antalya 25 °C
  • İstanbul 25 °C
  • İzmir 28 °C

HAKUNA MATATA !!!

ELİF AKINCI
Merhaba sevgili okurlar,
Öncelikle aranızda "Bohemian Rhapsody" yi hala dinlemeyenler olmayabileceğini düşünerek ,80’ lere damgasını vuran bu ünlü parçanın ,5 Eylül 1946 da bir adada dünyaya gelen ve  sahne şovları ile ünlenen, dört oktav ve üzerine çıkabilen sesi ile  Queen adlı grubu sırtlanarak aydınlatan, Opera ile Rock müziği harmanlayarak yeni bir müzik anlayışı ile dünyayı kasıp kavurması ile tanınan, Queen grubunun kurucusu ve bugünlere gelmesindeki en büyük etkenlerinden biri olarak adlandırılan insan, Freddie Mercury’nin  ‘’Greatest Hits ‘’ albümüne ait olduğunu belirtmek gerek.
 
Bu yaz,Bohemian Rhapsody’si ile kulaklarımın pasını sildiğim,’’Show Must Go On ‘’unu yaşam felsefesi edindiğim , Parsi kökenli olan ve Zerdüştlerin soyundan gelen, çocukluğumdan beri yaşamı , düşünceleri ve eserlerine hayranı olduğum bu adamın doğduğu topraklara kısa bir yolculuk yapmak istedim.Ama şimdiden söyleyeyim ada halkının Freddie Mercury’den neredeyse haberi yok.
Bu Zerdüştün doğduğu büyülü adanın adı ,Afrika’nın Hint Okyanusu ile buluştuğu kıyılarda yer alan, Zanzibar. Eski adıyla Zengibar adası aynı zamanda tarçından karabibere, karanfilden Hint cevizine mutfağımızdaki birçok baharatın ana yurdu. Tropikal doğası, bitki örtüsü, balıkları, kuşları, taş ve ahşap ustalığının parladığı tarihi yerleşimleri ile de göz kamaştırıyor. Yazın beş ay boyunca tropikal sıcaklarda kavrulan ada, kasım ayında yağmurlarla yıkanıyor, yenileniyor. Sıcaklık 28 - 30 derece arasında değişiyor.
 
Herkesin ağzından sıklıkla duyacağınız cümle ‘’Hakuna Matata ‘’ yani Swahili dilinde   ‘’ sıkma canını ,sorun  yok’’ anlamına geliyor.Burası gerçekten de Afrika’da olmasına rağmen birlikte gerilimsiz,sıcak ve rahat bir ada.Kendinizi Afrika’da değil de Jamaika’da hissedebilirsiniz.Muhteşem plajları ve yeşil turkuaz denizinin yanı sıra bu farklı dünyada ,daracık sokaklar, duvar diplerinde bekleşen, sohbet eden insanlar, beyaz sakallı Müslümanlar görebilirsiniz.Elbette bu karmaşanın içinde simsiyah örtüleri ile simsiyah güzel Müslüman kadınlar hemen dikkati çekmiyor değil. 
 
Bir zamanlar Afrika’nın doğu kapısı olan Zanzibar, Tanzanya kıyılarına 36 kilometre uzaklıkta ,köle ve fildişi ticaretinin merkezi, Hindistan ve Uzak Doğu’nun yanı sıra Avrupa ve Amerika’dan gemilerin uğradığı bir liman konumundaymış. 
 
 Doğu Afrika’daki eski kıyı ticaret şehirlerinin en güzel örneklerinden biri olan Zanzibar Adası’ndaki Taş Şehir (Stone Town) dokusunu ve bakir doğasını korurken, Afrika, Arap, Hint ve Avrupa kültürlerinin farklı öğelerini bin yıldan uzun bir sürede birleştirerek oluşturduğu kendine has swahili kültürünü yansıtan muhteşem yapılarla dolu. Gerçek anlamda kentleşmenin başlaması 1530’lu yıllarda olan ve 12’nci yüzyılda kurulan Taş Şehir aslında bir balıkçı köyüymüş.Bu zamanlardan 17. yy’ın sonuna kadar ada, Portekizlerin yönetimi altındaki yerel Swahili yöneticilerinin denetiminde küçük bir şehir devleti konumunu sürdürmüş. 
 
Sonrasında, 18’nci yüzyıl boyunca Ummanlı Arapların dolaylı yönetimi altına girmiş. 19’ncu yüzyılda deniz ticareti ile büyüyen Zanzibar , Doğu Afrika’daki köle ve karanfil ticareti sayesinde ekonomisini hızla geliştirmiş.Karanfil, hindistancevizi, susam ve reçine gibi ticari ürünler yetiştirmeye ve ihraç etmeye başlamış.Umman Sultanı Seyyid Said’in 1840’ta başkenti Zanzibar’a taşımasından sonra ekonomik gelişimi iyice hızlanan Zanzibar’da oluşan zenginlik, farklı taş binaların inşasıyla gerçek anlamda kentin fiziksel büyümesi ile sonuçlanmış. Tanzanya’ya bağlı olan ada,1964’te İngiltere’den bağımsızlığını kazanmış.
 
Adanın başkenti Zanzibar’ın kalbi olan, Stone Town’ı gezerken kaybolmamak mümkün değil.Bu nedenle bir rehberden yardım alarak bu labirenti gezmeyi başardım.Sokaklar bazen genişliyor bazen daralıyor.Çıkmaz gibi görünen sokakların bazılarının ucunda daracık bazı yollar var.Bu dar sokaklarda kadınlar kapıların önünde oturuyor,çocuklar koşup oyun oynuyor.Bu sokaklarda fark edebileceğiniz,çift kanatlı kapılardaki ahşap oymacılığı, yüzyılların getirdiği müthiş bir ustalığın sonucu oluşmuş muazzam bir gelenek. Kapıların üzerlerindeki metal mahmuzlar, kapıya yüklenip açılmasını engelleyecek kadar iri ve çok sayıda.Bunun güvenlik adına yapıldığı belli. Ancak bazı kapıların antikacılarda yer bulduğunu da gördüm.UNESCO tarafından kültür mirası olarak kabul edilmiş olsa da , ‘’Nasıl olsa bizde daha çok var ‘’ mantığı olduğu sürece bu kültürün korumadan uzak olacağı da bir gerçek.Stone Town’ın pazaryeri oldukça hareketli.Tropikal meyvelerden tutun,balıklar,etler, deniz mahsüllerine kadar her şeyi bulabilirsiniz burada.Adaya özgü küçük ekmekler bisiklet tepelerinde satılıyor.Kadınlar erkeklere göre ikinci hatta üçüncü planda kalmış gibi görünse de hiç değilse alışveriş yapıyorlar.
 
Burada yapılması mutlaka yapılması gerekenlerden biri de baharat turu.Bu turda da bir rehber size eşlik etse iyi olur.Böylece hem baharat ağaçlarını tek tek tanıma fırsatı bulursunuz ,hem de size eşlik eden rehber ağaç yapraklarından size hoş sürprizler hazırlayabilir ve ağacın tepesine çıplak ayak tırmanıp Hakuna Matata şarkısını söyleyerek size bulutların arasından el sallayabilirler.Ben vanilyadan tarçına kadar bir çok bitki ile tanıştım ama en sık rastlayacağınız bitkilerden biri aleo vera.Bu bitkilerden esanslar ve sabunlar da , turun sonunda size sunuluyor.Elbette belli bir ücret karşılığı.Ancak benim tavsiyem almak istediklerinizin aynılarını  pazaryerinden tedarik etmeniz.Zira baharat turunda her şeyi iki katına satıyorlar.
 
Zanzibar’ın iklimi, farklı türde birçok baharatın yetiştirilmesine olanak sağlıyor. Bu nedenle dünya baharat ticaretinde oldukça önemli bir yere sahip olan  Zanzibar yönetimine ait tarım işletmelerinin yanı sıra özel girişimcilerin de kendilerine ait üretim sahaları bulunmakta. Turda önce  Zanzibar yönetimine ait bir çiftliğe gidiyorsunuz.Bir sürü baharatı tanımama rağmen bazılarının , ağaçta yetiştiğini öğrenmek beni şaşırtmıştı. Karabiberin ağacı olduğunu,tanelerinin yeşilken çok da acı olmadığını yaşayarak öğrendim. 
 
Sırayla ağaçların önünde rehberi dinlerken , ağacın yapraklarını koparıp elime tutuşturdu.’’Old Spice’’ adını verdikleri bu bitkinin kokusu o kadar tanıdıktı ki; birden yüzümde kocaman bir gülümsemeyle ve çok da emin olmayarak ‘’After Shave Lotion’’ dedim.Gerçekten de bildiğimiz traş sonrası losyonunun ana maddesi bu ağacın yapraklarıymış...
 
Turun sonunda bir çardakta tüm gezginleri toplayıp tropik meyvelerden ikram ediyorlar.Her bir meyveden tek tek tadıyorsunuz.Pitaya,ekmek meyvesi,rambutan ve safou gibi ilk kez tattıklarımın dışında muz gibi tanıdık meyvelere de rastlayabildim.Yalnız bilinen sarı ya da yeşil muzların aksine bir de kırmızı muz yeme fırsatınız olacak.Tropik meyveleri kadar muzları da oldukça ünlüymüş Zanzibar’ın. Zanzibar’da yirmi değişik muz yetiştiriliyormuş. Sumatra Adası’nın güneyinde sadece dokuz farklı muz tür varmış..
 
Son olarak Zanzibar için son derece önemli olan "karanfil" den biraz bahsetmek gerekli... Bir ağacın küçük çiçekleri açmadan toplanıp kurutuluyor. Yeşil iken tadı farklı, kuruyunca da bambaşka …
Fırsat bulursanız ziyaret etmeniz gereken bir diğer ada’’ Prison Island’’ yani ‘’Zindan Adası’’.Burada sizi köleler ya da tutsaklar yerine devasa kaplumbağalar karşılıyor.Tekne ile gidebileceğiniz adaya giderken hemen sağ tarafta biraz daha küçük olan’’ Snake Island ‘’yani ‘’Yılan Adası’’ bulunmakta.Ama burada da yılandan eser yok.Plajlarında bembeyaz kumların üzerinde tembellik edebileceğiniz bu iki ada da görülmeye değer doğrusu.
 
-ÖNEMLİ BİLGİLER-
Afrika’ya gelmeden önce aşı olmanız ve aşı belgenizi yanınızdan ayırmamanız gerekiyor.
Tanzanya için vize isteniyor.Ama vizeyi girişte alıyorsunuz.50$ ücreti var.
Trafik soldan ilerliyor.
Massailerin ördüğü özel bileklikler ve kolyelerden alın.
Para birimi şilin ama dolar da geçerli.Yanınızda mutlaka bozuk para bulundurun.
Her yerde pazarlık yapın,özelikle taksilerde.
Bol bol tropikal meyve yiyin ve ünlü biraları ‘’Serengeti’’ tadın.
Balıklardan ‘’ King Fish ’’ gerçekten muhteşem!
CETİ : Suyun üzerinde kurulan büyük iskele
MAKUTİ : Hasırdan örülen çatı
MASSAİ : Ngorongoro ’dan gelenler
HAKUNA MATATA : Sorun yok !
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Turizmin Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : +90 216 481 51 21